|
Hatırlarsanız, geçen pazartesi "Evet, büyüme hızı düşmüştür, hatta buna bağlı olarak 2008'in ilk 4 ayında (arz şoklarının ve kur etkisini arındırdıktan sonra baktığımızda) reel ithalat negatife de dönmüş olabilir, ama ortada abartılı bir çöküş görünmüyor.
Sorun, çökme ve negatife geçme değildir. Sanki sert yavaşlama ve sonrasında kısmi durgunluk veya yavaş büyümenin devam ettiği veya en azından 2007 talep seviyesinin korunduğu yönünde bir görüntü var. Bilemediniz en kötüsü 2008 Ocak-Nisan döneminde hafif bir küçülme de olabilir. Bunu da kabul edebiliriz demiştik.
Kaldığımız yerden devam edelim. Peki madem ekonomik büyüme ve efektif talep ile ilgili tespitimiz bu, o vakit niçin son bir yıl içinde piyasadan artan bir oranda homurdanmalar ve şikayetler geliyor?
Homurdanmaların sebebine geçmeden önce, şunu hemen belirteyim; 2008 Ocak-Nisan ithalat verilerine ve trendlerine baktığımda, 2007'de DPÖ'nün % 2,5'lik küçülme öngörüsünün aksine, daha önce defalarca söylediğimiz gibi pozitif büyüme olduğu yönündeki inancım daha da güçlenmiştir.
Mesela, DPÖ, 2007'de toplam ithalatı 1,4 milyar USD öngörüyordu, fakat gerçekleşme % 15 artışla 1,6 milyar USD oldu. Artık, 2007'yi % 3-5 arası büyüme ile kapattık tezimize daha yakınız. Tabii, sonucu gerçekleşmeler çıkınca göreceğiz.
Bir de büyüme ve talep konusunda yorum yaparken, sadece Kuzey kapılarından yapılan ithalat rakamlarına bakarak değil, mutlaka Güney'den yolcu beraberi perakente veya toptanda yılda ortalama 250 milyon USD civarı ithalat yaptığımızı da hesaplarımıza katmamız gerekir.
Gelelim piyasalardan gelen homurdanmaların sebebine...
Bendeniz piyasanın aksine düşünüyorum ve toplamda, yani GSMH'de over-all'da yavaşda olsa büyümenin devam ettiğini ama ekonomide "büyümenin kaynakları, yapısı ve şiddetinin göreli değişiminden" ve de "tüm bunların piyasadaki aktörlere farklı yansımasından" kaynaklanan başka bir sıkıntı ve durumun ortaya çıktığını tahmin ediyorum.
Sanırım, GSMH toplamda yavaş da olsa büyümeye devam ediyor ama bu arada piyasadaki aktörler, aşağıda eşzamanlı ortaya çıkan 2 gelişmeden dolayı sıkıntıya giriyor. Çünkü,
1-Kapasite kullanım oranlarında göreli düşüş var.
2-Kar marjlarında göreli azalış var. Şimdi, işletmeler açısından bu iki negatif gelişmeyi birlikte izah etmeye çalışalım.
Farz edin ki, eskiden piyasada 100 liralık talep vardı ve bunu 20 şirket paylaşıyordu, şimdilerde ise 100 liralık (aynı talep miktarı) veya 110 liralık talep (yavaş da olsa artan talep) 30 şirket tarafından paylaşılıyor. Bu aslında talebin çok fazla düşmediğini ama "işletme başına düşen talep miktarının(satışın) azaldığını ve bunun da haliyle birey ve şirket bazında kapasite kullanım oranlarının göreli azaldığını" gösteriyor.
Bununla birlikte, birçok sektörde ve sektörcükte kar marjları da göreli düşmüştür. Kar marjlarının göreli düşmesinde "sektörlerde işletme sayısının ve haliyle rekabetin artmasının (Güney dahil) yanında, bununla eşzamanlı girdi maliyetlerinin artmasının da" etkisi vardır. Yani, artık piyasada göreli aynı veya daha düşük yahut da çok az artan ciro (satış) ile daha düşük kar marjlarına çalışılıyor.
Demek ki, ekonomide (piyasada) içinde bulunduğumuz yeni durum için şunu söyleyebiliriz; 2003-2006 dönemine göre 2007-2008 yıllarında, genel olarak şirketler göreli daha düşük kapasite ile (kimisi de sektör dışı kalarak) ve göreli daha düşük kar marjı ile varlıklarını devam ettiriyorlar ve haliyle herkes eski pozisyonuna göre kıyas yaparak "işler çok düştü, satışlar azaldı" diye feryad ediyor.
Bütün bunların üzerine, bir de ekonomide genel olarak bozulan ödemeler sistemi sorununu (finansman ve nakit akım sıkıntısı) eklediğimizde, piyasadan gelen homurdanmaların nedenini sanırım daha iyi anlayabiliriz.
Bu iki sorunun varlığını test etmek için kendi kendimize şunu sorabiliriz. Herkes, içinde bulunduğu sektörde veya sektörcükte etrafına bir baksın bakalım, acaba bulunduğu sektörde işletme sayısı veya o işi yapanlar, önceki yıllara göre azaldı mı, yoksa çoğaldı mı?
İstisna bir kaç sektör hariç (konut sektörü) muhtemelen sayı ve rekabet artmıştır. Zaten, 2007'den bugüne ekonomide açılan şirket (piyasaya yeni giren şirket) ile kapanan şirket ve iş sayısına baktığımızda bunu görebiliriz.
Bu periyoda (2007-2008), daha çok market, süpermarket, berber, otel, restoran, klinik, butik, bar, cafe, seyahat acentesi, avukatlık hizmeti, taksi(ci) sayısı... vb işyerleri açılmıştır, yeni serbest meslek sahipleri, esnaf piyasaya girmiştir. Özetle, hemen hemen konut sektörü ve müteahhitliği hariç, her sektör ve sektörcükte yeni girişler artmıştır
Bunun yanında, şehirleşmenin getirdiği ve yeni ulaştığımız gelir ve talep seviyesinin ortaya çıkardığı bilhassa hizmetler sektöründe, yeni işler, hizmetler, meslekler de devreye girmiştir. Bu da hem ekonominin hem de büyümenin yapısındaki değişimi gösterir.
Yani, mesela artık lokomotif sektör konut ve inşaat piyasası, 4-5 yıl öncesi gibi büyümede etkili değildir. EVET, konut ve inşaat piyasasının etkisi büyüktür ama 2003-2006 döneminde olduğu kadar etkili değildir ve kısmen göreli önemi azalmıştır.
TEMMUZ SONUNA KADAR "MOLA" ve BİR TEŞEKKÜR
Bir süre dükkanı kapatıyoruz ve mola veriyoruz. Bu dönemde hem tatil hem de iş vesilesi ile farklı ülkeleri görme fırsatım olacak. Dönüşte, yediğimi-içtiğimi ve tabii gördüklerimi (!) anlatırım. Anlatmazsam zaten çatlarım.
Gazeteye geldiğim günden beri, bana büyük bir hoşgörü ve müsamaha gösteren Süleyman Ergüçlü'ye de çok teşekkür ederim. Onunla her zaman kaliteli bir dialoğumuz oldu. Yolun açık olsun Süleyman Bey!
|