|
Piyasaları ve ekonomiyi beklentiler ve algılamalar yönlendirir ama bunların sağlıklı oluşması için de her zaman kaliteli, objektif, şeffaf veriye ve bilgiye ihtiyaç vardır. Ne yazık, Kuzey Kıbrıs ekonomisi, istatistiki bilgi, veri, beklenti anketleri ve bunlara bağlı düzenli, yönlendirici raporlar bakımdan bakir ve fakirdir.
Bu ülkede, Merkez Bankasının çeyrek raporu dışında, ne iş dünyası örgütleri, ne üniversitelerin ilgili bölümleri, ne de devletin diğer kurumları kapsamlı ve kaliteli bu türden çalışmalar, yayınlar yapmıyor. Elbette, DPÖ'nün kaliteli bazı çalışmaları var tabii.
Kuzey Kıbrıs ekonomisi ve aktörlerinin, çok yönlü düzenli aktüel bilgiye ve bunların kullanıldığı kapsama alanı geniş düzenli ekonomik raporlara ihtiyacı vardır.
Ekonomideki aktörler, tam zamanlı ampirik verilerin ve ölçmeye dayalı raporların olduğu bir ortamda kararlarında her zaman daha rasyonel davranır. Tek başına işin bu tarafı bile önemlidir aslında, çünkü bu veriler, bilgiler "ekonomideki kaynakların etkin ve verimli dağılımı" için önemlidir.
Ekonomi ve işletme hayatında "ölçmeden yönetemezsiniz" diye, genel kabul görmüş, çok önemli bir prensip vardır. Bir ekonomideki aktörlerin, sağlıklı, doğru tahmin, teşhis ve öngörü (projeksiyon) yapmaları, ancak kaliteli bilgi ve veri setlerine bağlıdır.
Kaliteli veriler, ekonomideki trendleri yorumlanmasında ve piyasanın pozisyon almasında önemlidir ve bunlar yasa yapıcı ve karar vericiler için de referans niteliktedir. Normal şartlarda, demokrasi ve piyasa ekonomisinin birlikte uygulandığı ülkelerde, sivil toplum örgütlerinin-iş dünyasının düzenli, kaliteli ve objektif olarak yayınladığı bu türden raporlar, o ülkenin "ekonomi-politiği hayatının barometresidir".
Anlayacağınız, bu türden veriler ve raporlar piyasalar ve ekonomi açısından kılavuz niteliğindedir. Tabii, kılavuz iyiyse, piyasalar açısından sorun yok da, esas sorun kılavuzun kötü olması durumda ortaya çıkar.
Yani, "kılavuzu karga olan bir piyasa ve ekonominin başı beladan kurtulmaz". Ne yazık, çoğu zaman bizim devlet, piyasaya kargalık yapıyor. Bunu bazen DPÖ'de yapıyor, bazen ham ve işlenmemiş, tasnif edilmemiş verileriyle Ticaret Dairesi yapıyor. Bazen de Maliye.. vs kurumlarımız yapıyor.
Mesela, DPÖ, 2007 büyüme hedefini (ki GSMH sağlıklı ölçemiyor) negatif öngörerek, aslında ekonomide tüketici ve yatırımcı beklentisine, algılamasına önemli oranda hasar verdi ve sonunda başardı. Nihayet bu yıl negatif büyüme gerçekleşecek. Ama negatif öngördüğü 2007'de muhtemelen pozitif büyüme olmuştu(r).
Bunu yakında görürüz ama 2008'in sonuna geldik, biz hala daha 2007'nin gerçekleşmelerini bilmiyoruz ve bilmeden, ölçmeden, hükümet elindeki araçları kullanarak ekonomiyi karanlık ortamda yönlendirmeye (yönetmeye değil, çünkü serbest piyasa ekonomileri yönetilemez) çalışıyor.
Veriler işlenmemiş olduğu için yanılsama yapıyor
Şahsen, her seferinde aynı saçmalıkla uğraşmaktan bana gına geldi. Bildiğiniz gibi Ticaret Dairesi, düzenli olarak her iki ayda bir, dış ticaret verilerini açıklar. Ki, piyasayı, ekonomideki gidişatı takip etmemiz açısından dış ticaret verileri düzenli sunulan yegane verilerimizdendir.
Ve bizde, ithalatla büyüme arasında da sıkı bir korelasyon vardır. O yüzden bilhassa ithalat verileri büyüme ve ekonomide olanı-biteni anlama konusunda çok önemlidir.
Tabii, en azından devlet lütfedip, bu konuda elindeki verileri bizimle paylaştığı için minnettarız. Çünkü bir çok açıklaması ve sunması gereken veriyi, ya ölçmüyor, ölçemiyor, kaydını tutmuyor, ya da kaydını tuttuklarının turşusunu kuruyor.
Ticaret Dairesi, bu verileri, tablolar halinde muhtemelen TAK'a verir. TAK da verileri kendince yorumlar ve medyaya servis eder. Ertesi gün, bütün basında bu dış ticaret verileri ve açıklamaları tek tip olarak yayınlanır.
Genelde, açıklanan bu ham verileri medyamızda yorumlayacak, analiz edecek elemanlar olmadığı için de, ham ve işlenmemiş olarak yayınlan bu veriler, her seferinde piyasada ve ülkede kafaları karıştırır.
Çünkü, yayınlanan veriler genelde, kur etkisi(ki hem YTL'den hem de dolardan kaynaklanan etkiler, köpük var) ve son dönemlerde bütün dünyayı sarsan emtia, petrol, hammadde fiyatlarındaki artış etkisi, vs gibi konulardan arındırılmadan, sadece "dolar bazında nominal olarak ithalatın ve ihracatın ne kadar arttığını veya azaldığını göstermektedir".
...Son yayınlanan verilerde de,2008 Ocak-Temmuz toplam ithalatımız, geçen yılın aynı dönemine göre %18 artmış! Buyurun buradan yakın.
Haliyle, o gün bugündür, bir çok insan arıyor, soruyor, çünkü bu şekilde açıklanan rakamlar bir çok insanın kafasını karıştırıyor. Allah Allah, ithalat bu kadar arttığına göre demek ekonomide işler yolunda (ithalat-büyüme korelasyonu var ya), o vakit sorun bizde, bizim işte, sektörde bir sorun var... gibisinden insanların kafası karışıyor ve haliyle bu tür sunumlar ekonomideki aktörlerin karar verme mekanizmalarını çarpıtıyor.
Diyeceğim odur ki, gerek Ticaret Dairesinin kapasitesinin olmamasından (elemanı yok, belki de görevi değil tabii), gerekse TAK aracılığıyla medyaya tek elden servis edilen ve medya tarafından işlenmeden yayınlan bu veriler, bazı dönemlerde ekonomi ve piyasalarla ilgilenen herkesi şaşkına çevirmektedir.
Bilesiniz ki, bu türden yanlış ve sanal sunumlar, tüketici ve yatırımcıların beklentileri ve algılamaları üzerinde olumsuz etki yapmakta ve onların karar verme mekanizmalarını menfi yönde etkilemektedir. Tıpkı şimdilerde olduğu gibi.
O yüzden ey ahali, bilesiniz ki, "ham ve işlenmemiş olarak, tasnif edilmeden sadece dolar bazında nominal değerlere göre yayınlanan bu veriler, piyasalardaki ve ekonomideki gerçekleri yansıtmıyor.
Daha doğrusu, aslında veriler yansıtıyor da, kamuoyuna yapılan sunum sanal ve yanlış olduğu için, gerçekleri yansıtmıyor."Veriler işlenmemiş olduğu için yanılsama yapıyor.
|