|
Bizim insanımız çok yaratıcı ve esnektir aslında. Ülkede değişen koşullara ve etraftaki fırsatlara, gelişmelere göre "coğrafyasının avantajını" hemen nakte döndürebiliyor. Tabii ki, bu coğrafya avantajını nakte döndürme çabaları, genelde dış talebe bağlı faaliyetlerdir.
Dolayısıyle, ya dışardakiler içerdekileri, ya da içerdekiler dışardakileri bularak, dürterek bağları ve işbirliği mekanizmalarını hemen oluşturuyor. Piyasa böyle bir şeydir zaten, ortada motivasyon varsa hemen oluşur. Gerçi, bahsedeceğimiz konu(lar) biraz sevimsiz işler ama bu bizim açımızdan önemli bir esneklik ve girişimciliktir aslında.
Bugüne kadar ne işler yapmadık ki? Çözümsüzlük şartlarının dayattığı piyasa koşullarını bölgesel avantajlara çevirmek için kimi zaman temiz, kimi zaman kötü işler yapmak zorunda kaldık, kılıktan kılığa girdik.
Tabak-çanak sattık, kumar sektörüne girdik, fuhuş ekonomisi yarattık, sonra üniversite sektörüne girdik, tüp bebek ekonomisine daldık, şimdilerde uyuşturucu ve mülteci ekonomisinin aracılığını yapmaya başladık...vs...
Farkındaysanız, hepsi "dış talep" orijinli işler ve bölgesel fırsatlardan kaynaklanıyor. Her ne kadar işin içinde bir miktar yerli piyasa talebi olsa da, esas hedef her zaman dış taleptir.
Gelelim esas konumuza...Son dönemlerde, gözlemlerime göre Kuzey Kıbrıs'ta "mülteci broker'liği ve ekonomisi "gelişmiştir.
PİYASANIN MOTİVASYONLARI NELERDİR?
Belli ki faaliyetin risk-fiyat ilişkisi ve motivasyonları, Kuzey'de böylesi bir piyasanın oluşmasına yeterlidir. Elbette, işin insan hakları, sosyal yaraları..vs boyutları var ama beni bir iktisatçı olarak işin ve piyasanın motivasyonları daha çok ilgilendiriyor.
Zaten, sorunu minimize etmek, akımları etkilemek istiyorsak, işin bu tarafı ile ilgilenmemiz gerekir. Ancak, işin motivasyonlarına müdahale ederek piyasayı etkileyebilir, bu konuda ortaya çıkan ticaretin yönünü saptırabiliriz.
Hep söylediğim gibi, bir piyasanın oluşmasında veya bir ekonomik neticenin ortaya çıkmasında hiç bir zaman tek bir sebep yoktur, mutlaka ortada eşzamanlı ve birbirini etkileyen dinamik etkiler ve başka sebep-sonuçlar da vardır.
Bu piyasanın oluşmasının ve faaliyetin artarak devam etmesinin temel motivasyonu "Kuzey Kıbrıs'ın gri ekonomi bölgesi olması ve bu yüzden bölgeye giriş anlamında zayıf-yetersiz mali, idari, zayıf mekanizmalar, yumuşak karınların olması ve buna eşzamanlı kolay ve zayıf kontrollerle AB' bölgesine erişim sağlayabilme kapasitesidir ".
Piyasayı oluşturan ve geliştiren temel motivasyon budur. Bu motivasyonlar, kendi piyasasını yaratıyor ve her geçen gün faaliyetin devamı için organizasyonunu mükemmelleştirmeye çalışıyor.
Bu motivasyonları ortadan kaldırmadan(ki çözüm olmadan zor) mülteci ekonomisini azaltmak mümkün değildir. Bilesiniz ki, ortada ekonomik açıdan karlı ve risk-fiyat bağlamında satın alınabilir bir faaliyet olduğu sürece bu faaliyet devam edecektir.
Kabul edelim ki, Kuzey Kıbrıs, bir gri bölge ekonomisidir ve aynı zamanda bulunduğumuz coğrafyadaki "sermaye(para), mal ve insan akımları bakımından bir kara delik" niteliğindedir ve bu bölgesel nitelikli faktör mobiliteleri için vakum yaratmaktadır.
Bu sadece mülteci ekonomisi için geçerli değil, "taklik, kaçak, sahte mallar ve para aklama ile ilgili operasyonlar " içinde geçerlidir. Gri ekonominin "mal, kişi, sermaye" akımlarına coğrafya olarak, kimi zaman yol geçiş bölgesi olarak kimi zaman da dağıtıcı olarak hizmet veriyoruz. Çözümsüzlük ekonomisinin bizatihi kendisinin yarattığı bir dinamik etkidir bu. Bu hizmetleri, ancak çözüm ve AB üyeliği ile minimize edebiliriz.
Kabul edelim ki, Kuzey'de küçümsenemeyecek boyutta " mal, sermaye-para ve insan akımları, hatta son dönemde farklı alanlarda hizmet sunumları " bakımından önemli bir piyasa ve buna bağlı bir ekonomi oluşmuştur. Bilerek veya bilmeyerek, gönüllü veya gönülsüz herkes, devlet dahil bu ekonomiden faydalanıyor.
PİYASA İSTİKRARLI ve RİSK DÜŞÜK, O YÜZDEN TALEP PATLADI
Kapılar açıldıktan sonra, Güney ile disiplinsiz ve çarpık bir entegrasyona girdikten sonra, mülteci piyasası hızla oluşmaya başladı. Zaten, AB, her vakit mülteci akımlarının en büyük adresi ve piyasası olmuştur.
Ne yazık, bölgesel gelişmişlik, ücret farkları ve iletişim teknolojisinin gelişmesi, fakir bölgelerden zengin bölgelere doğru mülteci(emek akımı) akımlarını hızlandırmaktadır ve bu durum akşamdan sabaha değişmeyecektir. Dolayısıyle, ortada hergün büyüyen bir dış talep vardır. Yani, dış talebimiz yüksektir.
Bu akımlar, gelişmiş bölgelere en kolay ve hızlı erişebilir, zayıf ve gri noktalara yönelir. Ama tek başına yakın ve erişilebilir olmak da önemli değildir, bölgeye kolay girişlerinde olması lazım, ki biz bu konuda mültecilere eşsiz bir fırsat sunuyoruz.
Peki kabaca ne kadarlık bir piyasa oluştu dersiniz? Elbette, elimizde veri yok ama el yordamıyla tahmin edebiliriz. 2003-2007 döneminde 1,058 kişiyi yakalamışız, sadece bu yılın ilk 8 ayında yakalananların sayısı ise 532 kişi.
Demek ki, global taleple ilgili tespitimiz doğru, faaliyetin talebi bize de katlanarak artıyor. Böylesi bir talebin oluşması için piyasanın istikrara kavuşması, faaliyet riskinin minimize edilmesi lazım.
Aksi halde, faaliyetin devamlılığı ve buna bağlı içsel organizasyonlar oluşmaz. Bu durum, Kuzey'in mülteci akımlarında önemli bir piyasa olması için hayatidir.Veriler, Kuzey'de istikrarlı ve organize olmuş bir piyasanın varlığını çok net gösteriyor.
Peki acaba Kuzey'de toplam yıllık mülteci ekonomisinin boyutu, piyasası ne kadardır? Bu yıl ilk 8 ayda 532 kişiyi yakalamışız, demek ki işin trendine baktığımızda sadece yakalananlar yılda 1,000'e yaklaşacak. Peki, ya yakalanmayanların sayısı?
Kahin değilim ama bu operasyonun artan bir ivme ile devam etmesi demek(iktisaden), faaliyetin başarı oranı dış talep tarafından satın alınabilir bir risk olarak görülüyor demektir. Yani, Kuzey üzerinden operasyonun gerçekleşme şansı hayli yüksek, aksi halde bu piyasa devam etmezdi. Kaldı ki, ivmesi artarak devam ediyor. Piyasa istikrara kavuşmuş görünüyor, istikrarlı olmayan piyasa büyüyemez.
Bu varsayımlar ışığında, piyasacı bir yaklaşımla riskin % 10 - 25 arası olduğunu tahmin ediyorum, aksi sürdürülebilir görünmüyor. Bu durumda, yakaladıklarımızın, minimum 4 katı-maksimum 10 katı kadar mülteci de başarıyla amacına ulaşıyor demektir.
Bu da yılda 4,000-10,000 kişi başarıya ulaşıyor demektir. Bunun yanında 1,000 civarı da yakalanıyor, bu durumda toplamda şu sıralar yıllık mülteci akımı 5,000-11,000 civarıdır. Kişi başı 10,000 USD civarı operasyon ücreti olduğu söyleniyor, bu da yıllık 50-100 milyon USD'lik bir piyasa demektir.
Elbette, paranın tümü KKTC'ye kalmıyor, yabancı partnerlerle paylaşılıyor. Peki paylaşanlar kim, yani sektörde faaliyet gösterenler? Bir kere, içerde işi sürükleyen, organize eden "mülteci brokerları var", onların etrafında, gemi ve tekne sahiplerinden tutunda, sivil ve resmi işbirlikçiler ve hatta Güney'deki sektör aktörlere kadar bir sürü tamamlayıcı ve entegre kişi var...
Neyse, yaptığımız tamamen yaratıcı bir beyin jimnastiğidir, fazla kaale almayın!...Bayram sonrası görüşmek üzere.
|