|
"Devir enaniyet devri" İnsan insana değer vermiyor, hürmet duymuyor. Herkes görünmek ve kendini ispatlamak sevdasında.
Dünya zorluklar dünyası. Düşe kalka yürünür dünya günleri. İnsan bin bir problemle boğuşan yalnız bir yolcu. Bir damla kan, binlerce endişe" ömrü oldukça dünya yükünü bir şekilde taşımak durumunda. Yılmadan, yıkılmadan, asabileşmeden, hırçınlaşmadan faaliyetini sürdürürse ne iyi. İnsan nice zaaflar taşıyor. Ölümlü dünyada her şeyi gören, bilen duyan bir Allah'a sığınmadan, gamların kasavetlerin olmadığı bir öte dünyaya inanmadan sükunet olmaz.
Dikkat buyurur musun âlemin avâline? Ne zehirli duygular, ne acımasız fiiller barındırıyor. Sevgiler, hürmetler, nezaketler... Cümle insani-değerler bile tahrip ediliyor.
Tutarsın "gök oluğunun" altına başını, serin sular, ılık rahmetler mi dökülür. Celal bulutları kaynar da acılar, kaygılar, gamlar, kasavetler mi dökülür? İbrahim misali ateşse ateş, kurbansa kurban, ayrılıksa ayrılık. Dosttan gelen her neyse yutkunmadan "eyvallah" dersin. İşte bu teslimiyet sırrına ermeden olmaz.
Malın-mülkün her ne miktar olursa olsun, şan-şöhret de buna eklensin, evlad-u iyâd aliyyül-âlâ olsun. İlle de secdelere kapanmadan olmaz.
Her ne yaparsan yap, her ne okursan oku, Kur'anla tanışmadan, sünnete danışmadan olmaz.
Ne kadar âlim olursan ol, neleri bilirsen bil, dört kitabı yüz suhufu yutmuş da olsan samimiyet sularına ermeden olmaz.
Dünyada hedefin, sahnede rolün, yaratılış gayen nedir doğru bir şekilde öğrenmen gerekir.
Çalışmayı ibadet, ibadeti de çalışma bileceksin. Çalışkanlık ve hareketlilik saman alevi gibi parlayıp sönmeyecek. Çalışa çalışa yorulacak, yorula yorula yorgunluğa alışacaksın. Yorgunluk var yılgınlık yok. İş bu sırra ermeden mesut olunmaz.
Ne insan bir melektir, ne de dünya bir cennet. "İnsan insanın kurdudur" demiş adam. Kuvvet ve para şehvet ve şöhret, ilke ve değerleri yerle bir etmiştir. Maalesef, "eşini kaybeden değil, işini kaybeden ağlıyor." Ne var ki, sızlanıp durmak da, olumsuzlukları sayıp dökmek de çözüm değil. Dağları iğneyle kazıyıp yok etmekten zor da olsa, hak ve hakikat hizmetine girmeden olmaz.
Ölümlü dünyada rahat bir hayat sürmeyi gâye sanma. Bu bir aldanıştır. Dünya pazarına şaşkın gelip şaşkın gitmek olur şey değil. Rıza-yı ilâhiyi gaye-i maksat yapmadan olmaz.
Allah-u Teala kapıyı açık tutar da, kul geçmesini bilir mi? İşin sırrı burada.
Ne kadar kıymetli sözler söyle - söyleme, maharetin ne denli olursa olsun, dinleyende seviye yoksa maksat hasıl olmaz.
Neyse bizim doğrularımız, vazifemiz neyse onu öğrenip icraya gayret edelim. Başkalarının yanlışlarını anlata anlata mesafe almak mümkün olmaz.
Bir kitab-ı ilâhidir kn olmaz.
Arz ve Arş arasında geriliyor insan. Ruhun hasretleri bitmek tükenmek bilmiyor. Bu hasretlerin de tesiriyle metafizik ufuklara doğru kanat çırpıp enginlere açılmadan ve bir daha geri dönmemek üzere sonsuzluklara süzülmeden olmaz.
"Yüce Dost'a" gidenin yası mı tutulurmuş? Ağlayış kayalıklarından tebessüm çeşmelerine inmeden olmaz.
İnsanı ve içinde yaşadığı âlemi yaratan Yüce Allah olduğundan, kişi gönlünü O'na açık tutmalı, dikkatini, O'nun fiillerine yoğunlaştırmalıdır. Aksi takdirde hayal kırıklıkları ve tatminsizlik kaçınılmaz olacaktır.
|