Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Eroğlu, parti meclisini de silme kazandı
Hükümet yazı görmez
5 AIDS vakası var
2009 da kurak
Pakistan'dan yatırım girişimi
Burhan Nalbantoğlu Hastanesi Üroloji Servisi'nde bir ilk daha
Vadili Belediye Başkanı, savcılığa şikayet edildi

YORUMLANANLAR
Hiçbir şeyin değişmediğinin göstergesi [1]
Eroğlu, parti meclisini de silme kazandı [1]
Hükümet yazı görmez [2]
Geri döndü [6]
Gönyeli emaneti geri aldı: 0-2 [1]
ZEYTİNYAĞLI İNGİNAR [1]
Çağın vebası AIDS [1]
Hatay [1]
12 yaşında, cinsel ilişkisi cep telefonuna kaydedilip tehdit edilen çocukları tedavi ediyorum [3]
BKP'den bir heyet Brüksel'e gidiyor [1]
Ambargolular Grubu'ndan kanlı haritaya tepki [1]
Maraş'a dönüş, hemen şimdi [5]
KKTC var olmaya devam edecek [2]
KTÖS:Nüfus akışından dolayı okullarda olumsuzluklar yaşanıyor [1]
Tam teşekküllü müzakereyi gerçek anlamda yürütmüyor [1]
Cumhurbaşkanına internette hakaret eden gençler tutuklandı [12]
Ölümlü trafik kazası sanığına 3 ay hapislik [5]
Sporun ruhu öldü! [6]
Keklik ve turaç avı yasaklandı [5]
Güneye 6 milyon euroluk ihracat [1]



İnanç krizi nedir?

Oğuz Metiner

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   27 Haziran 2008, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

HER İNSAN EVLADI, çocukluğunu anne babasına bağımlı olarak yaşadıktan sonra bir bağımsızlık arayışına girer. Bağımsızlığın sağladığı özerk alanda kişiliğini oluşturma çabası sergiler. Kendisini daha iyi tanıması için bu özerk alanı, kendi aldığı kararların sonuçlarını görmek üzere kullanır. Genç bu dönemde ailesinden bağımsızlaşma kadar, her türlü otoriteden de bağımsızlaşma çabası içindedir. Ailesiyle yaşadığı mücadeleyle birlikte, bir adım ötede 'aşkın otorite'yle yüzleşmesi gerektiğinin farkındadır. Nasıl ki bir çocuk annesinin sınırlarını keşfetmek için onu zor durumlara düşürür, genç de bu dönemde Rab otoritesini kendince zorlayan bir dizi tutum takınır. Dini ilke ve değerlerin tersinden gidildiğinde kendisi için salim bir yol imkânı olup olmadığını test eder.

   Gencin benliği, hür olma ve hiçbir şeye minnet etmeme arzusu içindedir. Onun için en birinci değer hürriyettir. Tıpkı ilk yaratıldığında nefsin Rabbini yaratıcısı olarak tanımaması gibi, mecbur olmadığı müddetçe Rab otoritesini kabul etmek istemez.

   Genç kendisini tam şuurunda olmadan yaşadığı inanç dünyasının biraz gerisine çeker. Ve kendine duyduğu güven ölçüsünde, "Allah gerçekten var mı? Olmadığını kabul etsek (haşa!) ne kaybederiz?" "Din her istediğimizi yapmamıza engel oluyor. Her istediğimizi yapsak daha iyi değil mi?" gibi bir dizi sorular eşliğinde dinin yasakladığı alanlarda dolaşmayı dener. Vicdanı kınasa da, benliğinin bir tarafı onu denemeye iter.

   Negatif sulara yelken açar. Bir süre namaz kılmayı veya varsa yaptığı başka ritüelleri terk edebilir. Din dışı yaşama denemeleri yapabilir. Arzularını sınırlandırmadan gerçekleştirmeye yönelebilir.

   Pek çok anne babaya "eyvah" dedirten inanç krizini bir sağlıksızlık işareti olarak görmek doğru değildir. Sadece genç o zamana kadarki dini yaşantılarını gözden geçirmek için böyle bir mesafelenmeye ihtiyaç duymaktadır.

   Bu tablonun ortaya çıkmasında, gencin artan düşünce kapasitesi ve farkındalık düzeyi etkilidir. Dini duygu, düşünce ve alışkanlıklarının oluşumunda ailesinin aktif rolünün farkına varan genç, bu şuurlanmanın sonucu olarak kendisinin 'taklit' makamında olduğunu farkeder. Bundan rahatsızlık duyar. Kendi nazarındaki benlik değerini bizzat kendisi düşürür.

   Tablo bu haliyle gerçekten olumsuz görünmektedir. Fakat bu olumsuzluk gündüzü perdeleyen gece gibidir. Gencin iç dünyasında hissettiği rahatsızlık, ona bir sıçrama yapması için basamak olur. Taklit basamağından tahkik (gerçeğini tanıtlama) basamağına, genç bu rahatsızlığın onu değişime zorlaması sayesinde çıkmaya cesaret eder.

   Tahkik süreci, gencin kendi inançlarını sorgulaması ve bu sorgulamanın sonucunda hakikatine inandığı bir dini-akidesi, ibadetleri ve her şeyiyle - samimiyetle benimsemesine verilen addır. Kuşkusuz bu tahkik (hakikatini sorgulama), hayatının geriye kalan kısmında da devam eder. Din ya da iman, bazılarının iddia ettiği gibi, asla dogmatik bir tabiata sahip değildir. İnançlı kimse ölene kadar inancını dinamik bir tahkik süresi içinde olgunlaştırmaya devam eder.

   Genç bir süreçte dini inançlarına karşı tam bir kopuştan ziyade ihtiyaç miktarınca mesafelenir. Temel sorusu "Benim bu inana geldiğim şeylerin gerçek mahiyeti nedir?" sorusudur. Namaz, kader, ölüm, yaratıcı, peygamber , insan, kâinat... hepsi bu sorgulamadan nasibini alır. Bu sorgulama ve sorular cevaplarını buldukça gencin inanç dünyası şekillendiği gibi, şahsiyeti de karakterini bulmaya başlar.

 

 

   814 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
29 Kasım 2008, Cumartesi   Hac ve kurbanın mahiyeti
21 Kasım 2008, Cuma   Hac mevsimi dolayısıyla
17 Kasım 2008, Pazartesi   Yaşlanmadan önce gençliğimizin kıymetini bilelim
08 Kasım 2008, Cumartesi   Hakk'ın Rızası Halkın Rızasına Bağlıdır
31 Ekim 2008, Cuma   Ne (iyi) olacak bu memleketin hali...
24 Ekim 2008, Cuma   Her şey bedava!
18 Ekim 2008, Cumartesi   Ar damarı çatlamış
30 Eylül 2008, Salı   Ramazan Bayramınız mübarek olsun sevgili okurlar
30 Ağustos 2008, Cumartesi   Ramazan'a girerken
22 Ağustos 2008, Cuma   Ramazan-ı Şerif'i karşılarken



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5624 1.5699
1 STERLİN 2.3989 2.4114
1 EURO 2.0039 2.0136



YAZARLAR : .

Necdet Ergün

BİR ELEMAN İLANI ve DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ !

Mustafa BESİM

2009 BÜTÇESİYLE KRİZ AŞILIR MI?





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital