|
Değerli Okurlarım, yaklaşık beş haftayı aşkın bir süredir sizlere "prostat kanseri"'ni, oluşumundaki risk faktörlerini ve hastalığın belirtilerini aktarmaya çalıştım. Bugüne kadar olan konuların toplu bir özetini yapmak gerekirse, erkekler arasında sıklıkla görülen prostat kanseri, erken tanısı mümkün olabilen ve hastalık erken tespit edildiği takdirde tedavideki başarı şansı yüksek olan bir kanser türüdür.
Prostat kanserinin oluşumunda rol oynayan ve hastalığın ortaya çıkma riskini önemli derecede artıran faktörlerin olduğu gösterilmiştir. Bu risk faktörleri arasında yaş, ırk, coğrafik faktörler, aile hikayesi ve beslenme gibi faktörler yer almaktadır. Bu risk faktörleri dışında ayrıca prostat kanserinin oluşum riski üzerine etkisi olabileceği düşünülen fakat henüz ıspatlanmamış, kesin olmayan (şişmanlık, egzersiz, prostat infeksiyonu ve inflamasyonu, vazektomi gibi...) bazı faktörlerin de bulunabileceği ileri sürülmektedir.
Bir önceki konumuzda ise prostat kanserinin belirtileri konusunu irdelemiştik. Prostat kanserinin belirtileri de diğer organ kanserlerine göre farklılıklar göstermekte ve kendine özgü bazı belirtileri bulunmaktadır. Bu belirtiler arasında idrar yaparken zorlanma, gece idrara çıkma ve sık sık idrar yapma isteği, idrar akışının geçmişe göre yavaşlaması, idrarda kan görülmesi ve idrarın belli bir kısmı atıldıktan sonra dahi idrarın damla damla gelmesi, kişinin idrarını yaptıktan sonra idrar kesesinin tamamen boşalmamış olduğu hissine kapılması gibi şikayetler yer almaktadır. Şunu da bir kez daha belirtmekte yarar vardır ki, yukarıdaki belirtiler her zaman için prostat kanserinin kesin belirtileri olamayacağı gibi prostatla ilgili başka sağlık problemlerinin belirtileri de olabilmektedir. Bu nedenlerden dolayı, idrar yapma alışkanlıklarında normalin dışında gözlenen değişiklikler olduğu takdirde hiç gecikmeden bir Üroloji uzmanına başvurulması sağlık açısından önem arz etmektedir. Değerli okurlarım, bu bağlamda bugünkü konu içeriğinde ise sizlere prostat kanseri ile mücadelede erken tanının öneminden ve uygulanan tarama yöntemlerinden bahsedeceğim.
Kanser hastalığı, erken tanı ve uygun tedavi ile yaşam şansı yüksek olan bir hastalıktır. Kanser hastalığı ile başarılı bir mücadelede dört önemli basamaktan birisini oluşturan "erken tanı ve tarama hizmetleri", erken tanısı mümkün olabilen kanser türleri yönünden sağlıklı bireylerin çeşitli muayene ve görüntüleme yöntemleriyle taramalarının yapılmasıdır. Kanser hastalığının tedavisindeki başarı, hastalığın erken tanınmasında gizlidir. Erken tanısı ve korunulabilmesi mümkün olabilen kanser türlerinden birisi olan "prostat kanseri", yavaş büyüyen ve bu nedenle karakteristik belirti ve bulguları genellikle çok geç dönemlerde ortaya çıkan bir kanser türüdür. Bu nedenlerden dolayı diğer kanser türlerinde olduğu gibi prostat kanserinde de erken tanı çok önemlidir. Prostat kanseri ile mücadelede ve tedavideki başarının anahtarı hastalığın erken tanınmasında gizlidir.
Prostat kanserinin erken dönemde hiçbir belirti vermemesi nedeniyle hastalığın birçok kişide genellikle rutin kontroller sırasında ve ileri bir dönemde tespit edilebildiği belirtilmektedir. Sağlık konusunda bayanların erkeklere göre daha hassas ve daha özenli oldukları bilinen bir gerçektir. Erkeklerin birçoğu sağlıkla ilgili herhangi bir şikayeti olmadığı sürece kontrol amaçlı doktora başvurmamaktadırlar. Bu nedenlerden dolayı, erkekler arasında sıklıkla görülen prostat kanseriyle mücadelede en etkili yöntem, toplumdaki 40 yaş ve üzeri tüm erkek bireylerin hastalıkla ilgili olarak bilinçlendirilmesi, doktor muayenesi ve tarama programlarının düzenli olarak uygulanmasıdır. Bu amaçla, prostat kanserinin erken tanısına yönelik PSA kan testi uygulamasının ve doktor kontrollerinin düzenli olarak yapılması gerekmektedir.
PSA (Prostat Spesifik Antijen), prostat bezi tarafından üretilen ve semen sıvısının yapısında olan küçük bir protein molekülüdür. Bu molekül normalde kanda ya hiç bulunmaz veya çok düşük seviyelerde bulunur. Ancak, prostat kanserlerinde PSA'nın kan düzeyleri çok yükselir. Ancak şunu da belirtmekte yarar vardır ki, bazı kanser dışı durumlarda da PSA değerlerinde yükselmeler görülse dahi bunlar küçük düzeylerde ve geçici yükselmeler şeklinde olmaktadır. Ayrıca, prostat kanserlerinin çok küçük bir oranında dahi olsa PSA değerlerinde herhangi bir yükseklik görülemeyebilmektedir. Bu nedenlerden dolayı, rutin olarak yapılacak PSA testleri yanında klinik bir muayene için muhakkak bir Üroloji uzmanına başvurulması ve önerilecek gerekli muayene ve değerlendirmelerin yapılması gerekmektedir.
Değerli okurlarım, gelecek hafta prostat kanserinin son konusu olan "Prostat Kanseri'nden Korunma" konusu ile sizlerle yeniden buluşmak dileğiyle, sizlere sağlıklı, mutlu ve huzur dolu bir hafta geçirmenizi diliyorum.
Sorularınız için elektronik posta adresim : caglar@kktc.net
|