|
Yoğurt maya katılarak koyulaştırılmıştır. Beyaz kıvamlı bir süt ürünüdür. Katı veya içilebilecek özellikte, yağ oranı değişik veya yağsız sütlerden yapılır. Ya da daha basitçe tanımlamak gerekirse sütün mayalandırılmasıyla elde edilen bir besindir, diyebiliriz. Beslenme ve sağlık ilişkisinde "işlevsel besin"ler grubu olan sağlık koruyucu besinlerin en önemlilerindendir. Kaliteli bir yoğurt homojen yapıda, porselen renginde, jel kıvamında, hafif mayhoş lezzette ve iyi bir aromaya sahip olmalıdır. Üzerinde leke ve toz gibi yabancı maddelerle kıvam bozukluğundan kaynaklanan delik, çatlak, kabarcık ve su bulunan yoğurt düşük değerli olarak kabul edilir.
Günümüzde yoğurdun keşfine ilk kez nerede ve nasıl yapıldığına ilişkin kesin bilgiler bulunmasa da iki farklı görüş öne sürülmektedir. Bunlardan ilki, bir grup tarihçinin - ki, çoğunluğu oluşturmaktadırlar. Mayalandırılmış her süt ürününün Orta Asya'da yaşayan göçebe kavimler tarafından bulunup geliştirildiğini söylemesidir. İkinci teori ise, yoğurdun Balkan kökenli olduğu yolundadır ve iki dayanağı vardır. Yoğurdun mayalanmasını sağlayan. başlıca iki organizma grubundan birini laktobasillus bulgarius isimli bakteri grubunu (diğeri streptococcus thermophilus) 19. yy. sonlarında M. Grigorof isimli bir Bulgar doktor açıklamıştır. Hatta bu teze göre yoğurdun Avrupa'ya yayılması da İsviçre'de araştırma yapan ve yoğurdu bulduğu iddia edilen bu doktor sayesinde olmuştur. Aynı teoriyi destekleyen bir diğer açıklamada M.Ö 4 yy. Trakya'da yaşayanlar "prokis" adı verilen mayalandırılmış bir süt ürünü yiyorlardı. Bu ürüne zaman içinde "yoğurt" denilmiştir. Yüzyıllar öncesinde yoğurdun önemli yorgunlukları giderdiğine inanılırdı. Bunun içindir ki, Ankara Savaşı'nda esir düşen Yıldırım Bayazit'e esaretinin ilk saatlerinde Timurlenk tarafından hemen yoğurt ikram edildiği söylenir. İbni-i Sina'nın bir öğretisi olarak, yoldan geçenlere, yolculuktan dönenlere, yorgunlara mutlaka yoğurt ve yoğurtlu yiyecekler verilirdi. Ama bu ikramlar da, ikram geleneğinin yanında büyük bir incelik daha vardı. Özellikle yorgun ve terlemiş kişilere ayran ikram edilir fakat içinde buğdaydan yapılmış iki saman çöpü atılarak yavaş içilmesi sağlanırdı. Böylece terli kişilerin sağlığı ikram eden tarafından korunmuş olurdu. Fatih devrinin mutfak kayıtlarından öğrenilenler, yoğurdun o zamanlar da çok kıymetli olduğunu gösteriyor. Yemeğin pişim aşamasında veya servis sırasında, yağda kızarmış kırmızı biberle birlikte yemeğin üstüne dökülen bu yiyecek sarayın hemen her sofrasında bulunuyor ve kâselerle tüketiliyordu.
Yemekleri yoğurtla terbiye etmek mutfağımızın temel özelliklerindendir. Geçmişte zaman zaman tuz yerine kullanıldığından eski Türkler "tuzluk" da demekteydiler. Yine o zamanlar "katık" da yoğurt yerine geçen sözcüklerdendi.
Bu gün de yoğurtsuz bir sofra düşünmemiz mümkün değil. Sağlık için yoğurdu tüketmeye devam edelim.
|