Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Eroğlu, parti meclisini de silme kazandı
Hükümet yazı görmez
5 AIDS vakası var
2009 da kurak
Pakistan'dan yatırım girişimi
Burhan Nalbantoğlu Hastanesi Üroloji Servisi'nde bir ilk daha
Vadili Belediye Başkanı, savcılığa şikayet edildi

YORUMLANANLAR
Hiçbir şeyin değişmediğinin göstergesi [1]
Eroğlu, parti meclisini de silme kazandı [1]
Hükümet yazı görmez [2]
Geri döndü [6]
Gönyeli emaneti geri aldı: 0-2 [1]
ZEYTİNYAĞLI İNGİNAR [1]
Çağın vebası AIDS [1]
Hatay [1]
12 yaşında, cinsel ilişkisi cep telefonuna kaydedilip tehdit edilen çocukları tedavi ediyorum [3]
BKP'den bir heyet Brüksel'e gidiyor [1]
Ambargolular Grubu'ndan kanlı haritaya tepki [1]
Maraş'a dönüş, hemen şimdi [5]
KKTC var olmaya devam edecek [2]
KTÖS:Nüfus akışından dolayı okullarda olumsuzluklar yaşanıyor [1]
Tam teşekküllü müzakereyi gerçek anlamda yürütmüyor [1]
Cumhurbaşkanına internette hakaret eden gençler tutuklandı [12]
Ölümlü trafik kazası sanığına 3 ay hapislik [5]
Sporun ruhu öldü! [6]
Keklik ve turaç avı yasaklandı [5]
Güneye 6 milyon euroluk ihracat [1]



ÜNİVERSİTE BATAKLIĞI VE LAÜ SORUNU

Aysu Basri

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   4 Haziran 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

12 Mayıs'ta toplu iş sözleşmesi talebiyle LAÜ'de başlayan süresiz grev hala devam ediyor.

Günlerdir meclis önünde bir çadır!

İçinde öğretim görevlileri!

Ama ne var ki, KTOEÖS'nın öğretim görevlilerini örgütlemede ne kadar yetkili olabileceği tartışmaları, sendikanın hesapsız çıkışları ve özellikle orta eğitimde yaşanan kaos ile birleşip, süresiz grev kartını bu kadar kolay kullanmasının da gölgesinde tartışıldı bugüne kadar LAÜ.

Oysa açıktır ki, LAÜ'de bir toplu iş sözleşmesi sorunu vardır, ama LAÜ'de demokratikleşme ve özerkleşme sorunu da vardır.

Bu süreçte yaşananlar, bütün bunları tüm çıplaklığı ile gözler önüne sermiştir.

Ne olursa olsun, vandallıkla suçlayarak grevde oldukları zamanı işe gelmedi sayarak öğretim görevlilerinin işine son vermek, açıklaması olabilecek bir şey değildir.

Ne olursa olsun bu hükümetin ve CTP'nin en büyük talihsizliğidir.

Üniversiteler, her zaman, basından koşulsuz destek almış ve ekonominin ciddi bir temel taşı konumunda olmaları nedeniyle de her türlü eleştiri hasıraltı edilmiştir.

Üniversitelerin eğitim kalitesi çok tartışılmaz.

Öğrenci tercihlerinin neye göre yapıldığı konuşulmaz.

Üniversitelerin ne kadar bilim ürettikleri sorgulanmaz.

Ama özellikle Türkiye'de herhangi bir üniversite kazanamayan öğrencilerin tercih edebilecekleri garanti bir yer imajı bir tarafta durur.

Askerlik ertelemek, ya da bir şekilde bir diploma sahibi olmak isteyenlerin ciddi bir çoğunluk olduğu gerçeği, her geçen gün yüzümüze çarpar.

Birçok meslek dalında enflasyon yaşanır.

Vakıf üniversitelerinin mali çıkmazları, partizanlıklar, yaşanan adam kayırma ve yolsuzluklar ise, neredeyse normalleşmiş bir gündem maddesi olarak, sendikacıların çığlıkları arasında yaşanır.

Uluslararası indeks incelendiğinde, yayımlanan bilimsel makale bazında üniversitelerimizin Türkiye'nin en ücra üniversitesinin bile ne kadar gerisinde olduğunu ortaya koyuyor.

Örneğin, son 5 yılda, DAU-338, LAÜ-11 bilimsel makale yayımlarken, bu rakam, Güney Kıbrıs ve Türkiye'deki üniversiteler için 1000'in üzerindedir.

Güney Kıbrıs, şimdilerde, üniversite sektöründe ciddi bir atak içinde.

Türkiye artık birçok üniversitesinden öğrenci değişim programlarıyla Avrupa'ya öğrenci gönderebiliyor. Vakıf üniversitelerinin de sağladığı avantajlarla, artık pahalı Kıbrıs üniversitelerinin tercih edilme sebepleri giderek ortadan kalkıyor.

Bugün, en sıradan haliyle Mağusa'ya şöyle bir bakmak, birçok noktayı anlamak için yeterlidir.

Sokaktaki arabalardan, şehrin artık öğrenci kimliğini yitirmeye yüz tutmasına kadar önemli değişimler var, adanın en büyük ve başarılı üniversitesini barındıran Mağusa'da.

Artık gelen öğrenciler fakirleşiyor.

Fakirleştikçe, bölge halkına gelir yaratmaktan uzaklaşıyor. Aksine, bölge halkı tarafından birçok kez de sömürüldükleri gerçeği ile ayrıcalık istiyor.

Biz, bilim üretemeyen, eğitim kalitesi konusunda ciddi adımlar atamayan gerçekliğimizle bir de bu sektöre partizanlığı, yandaşlığı bulaştırıp, bu sektörü de derin bir bataklığa terk ettik, maalesef.

Üstelik ne acı ki, bir zamanlar benzer kavgaları DAÜ için veren CTP yönetimi, hükümete geldikten sonra, aynı şeyleri yapmakla suçlanıyor.

Oysa hükümet programında DAÜ'de CTP'nin en önde verdiği mücadele döneminden kalma ciddi bir söz var.

Vakıf üniversitelerinin daha demokratik ve özerk bir yapıya kavuşturulması için yasal düzenlemeler sözü.

LAÜ de vakıf üniversitesi.

Ama toplu iş sözleşmesi talebiyle başlayan grev sürecinde öğretim görevlilerini işinden eden karara gerekçe bulup haklılığı savunulabiliyor.

Bu hükümet ve CTP için çok ciddi bir talihsizliktir.

Bir zamanlar DAÜ için en önde mücadele veren ve özerk bir yasa sözünü ana propaganda malzemesi yapan CTP, nasıl oluyor da bugün LAÜ'de benzer şeyleri yaşatıyor, nasıl oluyor da verdiği mücadele sonrasında tam da aksi yolda ilerliyor?!

Bugün, özel üniversiteler, kendi başına ayrı bir cumhuriyet olarak, aldığı kararları ülke gerçekleri ve bilimsel kriterlere bakmaksızın bütün eleştirilere rağmen uyguluyor.

Bugün, Vakıf üniversiteleri, yaşanan mali açıklar ve hep partizanlık kavgalarıyla bir hesap alanı konumunda tutuluyor.

Şimdi böyle bir zihniyet içinde, nasıl eğitim kalitesinden bahsedilebilir, nasıl bilimsel üretim aranabilir ki?

Eğer bir üniversite, kendi yönetsel yapısını, partisel kaygılar ve arzulara göre belirlerse, nasıl bir hedefi olabilir ki?

Bugün LAÜ'de, öğretim görevlileri, toplu iş sözleşmesi talep ediyor.

Baskılardan şikayet ediyor.

Yönetimle anlaşamadığı noktada grev koyuyor.

Ne var ki, eleştirilere cevap bulmak yerine, yapılan ilk iş, en fazla sesi çıkanların sözleşmelerini iptal etmek, ya da zorunlu uzaklaştırmak.

Grev süresince ne yaşanırsa yaşansın, hükümet edenlerin şu an içinde bulundukları tavır kabul edilebilir değildir.

Üniversite sektörü önemli bir dönemeçte duruyor.

Öğrenci kayıpları ciddi bir sorun olarak ajandada.

Türkiye ve Güney Kıbrıs'ın uluslararası imkanları kullanabilmeleri ciddi bir dezavantaj. Ama "bize haksızlık ediyorlar, eğitimdeki izolasyonları kaldırın" demekle, çözülmüyor üniversitelerin sorunu.

Bizim üniversitelerdeki en büyük sorunumuz, içine battığımız bu bataklıktır.

LAÜ'de yaşananlar hükümet ve CTP için bugün önemli bir kara delik.

Ama LAÜ'de yaşananların vereceği sonuç, üniversiteleri eğitim alanı mı, yoksa erki elinde bulunduranın limitsiz kredisi olarak mı gördüğümüzü de ortaya çıkaracak.

   1095 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
29 Kasım 2008, Cumartesi   BU KADARINA DA PES ARTIK!!!
28 Kasım 2008, Cuma   EROĞLU'NDAN TALAT'A GERÇEK DEĞİŞİM!
27 Kasım 2008, Perşembe   DEVLETİN FOTOĞRAFI CEZAEVİ
26 Kasım 2008, Çarşamba   AĞBİ SEN GERÇEK KIBRISLI MISIN?
25 Kasım 2008, Salı   ANNE BABALIK
22 Kasım 2008, Cumartesi   SUÇLU KİM?
21 Kasım 2008, Cuma   BABALARINA BENZEYEN NESİLLER
20 Kasım 2008, Perşembe   AMERİKA NE KADAR SESSİZ KALACAK?
19 Kasım 2008, Çarşamba   SEBEPSİZ BİR ÖLÜM KARŞISINDA SİZ NE DERDİNİZ?
18 Kasım 2008, Salı   CTP'NİN YAKLAŞAN KADER DÖNEMECİ!



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5624 1.5699
1 STERLİN 2.3989 2.4114
1 EURO 2.0039 2.0136



YAZARLAR : .

Necdet Ergün

BİR ELEMAN İLANI ve DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ !

Mustafa BESİM

2009 BÜTÇESİYLE KRİZ AŞILIR MI?





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital