Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Her taraf toz duman
Refüje çarpıp takla attı
Yeşilırmak'ta doğa tahribatı
Okul ve cami dışında din dersi verilmesi için çalışma yapılıyor
Tankerle su taşınmasına komşu öfkesi
Bariyerler durduramadı
Biyologlar Derneği: Kanlıdere kurutuluyor
Kötü kokular içinde, farelerle yaşamak istemiyoruz
Kıbrıs sorunu gelecek sonbahara kadar çözülmüş olacak
Anastasiadis taviz konusundaki sözlerine açıklık getirdi
AB, Talat ile temas kurmalı
Orucun zararı aşırı yemek
Hristofyas: Mülkiyet önemli mesele
Elektrik, yüzde 40 ucuzlamalı
Yamaç paraşütünde dünya klasmanındayız
Talat: AB Kıbrıs meselesinde olumlu rol oynayamaz

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

KILIÇ SESLERİ ARASINDA KALAN LİDERLER

Aysu Basri

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   4 Temmuz 2008, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Temmuz birçok önemli konuyu içinde barındıran olaylara sahne oldu.

   Hepsi de Kıbrıs sorununun kaderinde rol oynayacak türden olaylara, üstelik.

   Talat ve Hristofyas'ın 4 buçuk saatlik gergin olduğu anlaşılan görüşmesi, federasyon temelinde bir çözümü işaret ederek, "tek egemenlik, tek kimlik" uzlaşısıyla sona erdi.

   Yapılan açıklama ve yorumlardan anlaşıldığı kadarıyla, her iki taraf da masada kalmak adına, önemli bir kararlılık gösteriyor.

    Bundan sonraki durak ise, yine anlaşıldığı kadarıyla, Eylül'de karşılıklı müzakereleri başlatacak bir buluşmayı getirecek.

    1 Temmuz'da Talat ve Hristofyas görüşmesinin hemen arifesinde, Türkiye'de Ergenekon operasyonu kapsamında önemli gözaltılar yaşandı.

    İlk kez askeri tesislere girilerek hatta kapı kırılarak yapılan operasyonlarda, yine ilk kez, önemli isimlere dokunuldu.

    Emekli orgenerallerin tutuklanarak gözaltına alınması, bunların darbe niyetiyle suçlanması, Türkiye için önemli bir dönüm noktasıdır.

   Türkiye, şimdi bu tutuklamaların ardından, AKP'nin ilerleyen kapatılma sürecinde artık kılıçlarını şakırdatma durumunu yaşıyor.

    Liderlerin görüşmesi de işte bir anlamda bu kılıç sesleri arasında gerçekleşti.

    Bütün bunlar olurken, Türkiye'nin tam üyeliği konusunda ciddi sıkıntıları olan Fransa, 1 Temmuz'da dönem başkanlığını devraldı.

    Başkentin simgesi Eiffel Kulesi, 1 Temmuz'dan itibaren, AB bayrağı şeklinde ışıldıyor.

    Mavi zemin üzerine, ilk üyeleri simgeleyen 12 altın yıldız.

    21 Mart mutabakatına göre, iki lider 21 Haziran'da müzakereleri başlatma konusunda anlaşmışlardı. "...Şu andan itibaren 3 ay içinde..." ifadesiyle okunan ortak mutabakat metinine rağmen, bu görüşme sürekli ertelendi.

   İçerde ciddi bir muhalefet kıskacında olan yeni başkan Hristofyas, bir plana hayır deyip, AB üyesi olan bir ülke lideri olarak, henüz kendine manevra alanı açmakta zorluklar yaşıyor.

   DİSİ gibi güçlü bir desteği olmasına rağmen, DİKO ve EDEK ile işbirliği, onların muhalefetini kırma noktasında tutuklaştırıyor, Hristofyas'ı.

    Üstelik, Türkiye bu kadar kritik bir eşikte dururken, sürecin ilerlemesini beklemek, bir anlamda siyasi bir kart olarak duruyor ortada.

   AKP muhtemelen kapatılacak.

   Erdoğan muhtemelen yeni bir parti ile yola devam edecek.

   Zaten fiili olarak kesilen AB süreci, Fransa dönem başkanlığında muhtemelen iyice gerilecek.

   2009'da tekrar değerlendirilecek olan limanlar konusu daha kritik bir başlık halini alacak.

   Olasılığı yüksek bu muhtemel gelişmeler ışığındaki her türlü senaryoda, Türkiye'de önümüzdeki günlerin ciddi bir kaos dönemi getireceği kesin.

    Kıbrıs dışında yaşanacak bu önemli dönüm noktaları, şüphesiz ki, Kıbrıs sorununun çözüm sürecini de etkileyecek.

   Uzun bir süredir çözüm konusunda ciddi bir heyecan yok, buralarda.

   Masayı kurmaya çalışan Cumhurbaşkanı Talat, yalnız.

   1 Temmuz görüşmesi sonrasında ilan edilen karşılıklı uzlaşı DP, UBP ve Sn Denktaş tarafından kınandı.

   Türkiye basınında Talat'ı eleştiren haber ve yorumlar gündeme geldi.

   Buna karşılık çözüm konusunda irade ortaya koyan siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin sesi çıkmadı.

    İlk açıklama sadece CTP ve BKP'den geldi.

    Öyle ki, Talat yaptığı açıklama ile tek egemenlik konusuna açıklık getirme zorunluluğu hissetti.

   Oysa bugüne kadar mücadelesi verilen federal çözüm temelinin ana unsurlarından biri, tek egemenlik, tek kimlik konusu.

   Yeni değil.

   Evet denilen Annan Planı'nın ana felsefesi.

   Özellikle Türkiye bu kadar kıran kırana bir hesaplaşmaya girmişken ve çözüm için son denilen bir süreç yaşanırken, masayı kurmaya çalışan Cumhurbaşkanı bu kadar yalnız bırakılmamalı.

    Cumhurbaşkanı Talat'ın halka ve halkın desteğini körükleyecek sivil toplum örgütlerine ihtiyacı var.

   Masada yalnız bırakılan bir lider ne denetlenir ne de cesaretlendirilir.

   Uzun zamandır yaşanan ekonomik çıkmazın ve yeni zamlarla düzenlemelerin de etkisiyle CTP ve sivil toplum arasında tırmanan gerginlik, maalesef çözüm sürecine desteği ve cesaretlendirmeyi de gölgeliyor.

    Oysa çok uzun zamandır çözümsüzlüğün getirdiği kısır sorunların darboğazında savruluyoruz. Verilen kavgaların temel sebebi ise yine çözümsüzlük.

    Nüfus sorunundan ekonomik çıkmazlara kadar giderek büyüyen gerçek tehditler var karşımızda.

   Ve biz bugün Hristofyas ya da Rum politikalarını suçlamadan önce, çözüm sürecinin desteklenmesini sağlamakla da mükellefiz.

   Kıbrıs sorununda bu kadar etkili bir aktör, böyle bir kritik eşikten geçiyorsa, Rum tarafının en azından iç siyaset açısından, beklemeyi seçmesinden doğal bir şey olamaz.

   Ancak gerçek çözüm niyeti beklemeyi kabul edemez.

   İşte şimdi bu niyetlerin cesaretlendirilip, sürecin ne kadar desteklendiği, hepimizin kaderini çizecek.

   Bu kez iki lider arasında kopacak görüşmelerin sorumluluğu, aynı ölçüde bu süreci yeterince desteklemeyen her kesimin olacaktır.

    Zaman liderlerin liderlik yeteneklerini kullanma, halk desteğinin de uyanıp, uyandırılma zamanıdır.

   378 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
06 Eylül 2008, Cumartesi   DİN DERSLERİ
05 Eylül 2008, Cuma   İRADE ve ÖDEV
04 Eylül 2008, Perşembe   ONLAR BENİM İÇİN SADECE TALAT ve HRİSTOFİAS
15 Ağustos 2008, Cuma   ÇÖZÜM OLACAĞINA İNANMAYANLAR NASIL ÇÖZÜM YAPACAK?
14 Ağustos 2008, Perşembe   CTP'NİN KURTULUŞU ÇÖZÜM
13 Ağustos 2008, Çarşamba   KAMU SAĞLIK ÇALIŞANLARI YASASI
12 Ağustos 2008, Salı   HASSASİYETLERİMİZ NASIL ŞEKİLLENİYOR?
11 Ağustos 2008, Pazartesi   KAMU SAĞLIK ÇALIŞANLARI YASASI ve TIP FAKÜLTESİ ISRARI
10 Ağustos 2008, Pazar   ÜNİVERSİTE SORUNSALI İÇİNDEKİ TIP FAKÜLTESİ
08 Ağustos 2008, Cuma   ÜNİVERSİTE SORUNSALI



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2122 1.2207
1 STERLİN 2.1588 2.1749
1 EURO 1.7582 1.7706



YAZARLAR : .

Necdet Ergün

Belça'da "KTÖS-DEV İŞ" tartışm...

Mustafa BESİM

Ekonomik taçlandırma ortaklığı kalıcı kıla...





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital