|
KADEM, bilimsel araştırmalarıyla, bu ülkede toplumun nabzını oldukça sağlıklı bir temelde tutan saygın bir kuruluş.
Her görüşe sahip kurum tarafından tercih edilip, çeşitli alanlarda yapılan araştırmaları da yıllar içinde, toplumlar ve toplum dinamiklerine bilimsel yaklaşım anlayışının gelişmesine önemli bir katkı sağladı.
Gelmiş geçmiş her seçim, referandum ve nabız yoklamalarında, KADEM ortaya koyduğu sonuçlarla zaten kendini kanıtladı.
KADEM Direktörü Muharrem Faiz, bütün bu çalışmaların ışığından topladığı gözlemlerle şu yorumu yapıyor;
Bugün, Annan Planı temeline yakın bir çözüm için Kıbrıslı Türkler, referandumda HAYIR der.
Annan Planı demiyor;
Plana yakın bir çerçeveye, yani bir anlamda planın temel felsefesine, Kıbrıslı Türklerin hayır diyeceğini, KESİNLİKLE ortaya koyuyor.
Faiz, Kıbrıslı Türklerin tamamen bağımsız, elden geldiğince ayrı bir devlet talebi içinde olduğu tespitinde bulunuyor.
"Burada havalar çok değişti" diyen Faiz, bunun sebeplerini çeşitli başlıklarda değerlendirdi sohbetimizde.
Örneğin, referandum sonrasında ortaya çıkan tepki ve toplum içinde oluşan bir nevi intikam duygusu ve Güney Kıbrıs'ta Kıbrıslı Türklerin yaşadığı bazı olumsuz deneyimlerin bu duruşta etkili olduğunu düşünüyor.
Ama bir konuda özellikle hemfikir oluyoruz.
"Hükümete ciddi bir güvensizlik var. Ve toplum nabzı üzerinde, CTP'nin, gerek hükümetteki pozisyonu, gerek ise parti yönetimi olarak verdiği mesajların etkisi fazla.
Yani bugünkü birleşme isteğinin kaybedilmesinde, CTP'nin ciddi bir sorumluluğu var, bu ülkenin nabzını yansıtan bir toplumbilimciye göre.
Ortak kurumlar ve federasyon üzerine çok fazla konuşulmayan, ortaklık üzerine yeterince net mesajlar verilmeyen bir ortamda, aslında elden geldiğince ayrı kalınmasını CTP belki dobra dobra değil, ama, utangaç da olsa kullandı, Muharrem Faiz'e göre.
Toplumu şekillendiren mesaj da bu.
Bugüne kadar çözüm karşıtı olarak tanımlanan sağ görüşlü partiler, ayrılık konusunda net bir çizgi çizdi.
CTP ise, referandumdan sonra ortaya çıkan hayal kırıklığına müdahale edemedi. Aksine bunu daha da besleyecek ve Kıbrıs Rum tarafını daha da ötekileştiren tavır ve mesajlar içine düştü.
Birleşme ve ortaklık alanında değil, "mümkün olduğunca ayrı kalan" üzerine mesajlar vermeye devam etti, bu süreçte CTP.
Ve Muharrem Faiz'e göre, günün sonunda, hem toplumsal olarak bir kayba, hem de partisel bir yıpranışa imza attı.
Faiz örnek veriyor;
"Bir zamanlar, CTP, biz de milliyetçiyiz, Erenköy'de biz de çarpıştık, söylemi ile kendine dair olmayan bir milliyetçilik söylemi yaratmaya çalışırken, bu alanın esas sahibi olan UBP'nin oylarının katlanmasına katkı sağladı. Şimdi, yine kendi çizgisine ait olmayan utangaç da olsa bir ayrı duruş söylemi, bu partiye kaybettirmeye aday".
Liderlerin 3 Eylül'de kapsamlı müzakerelere başlamaya karar vermesi, komitelerin, belli başlıklarda uzlaşması, mutlaka çok olumlu.
Bu görüşme sürecinde masada yeni liderlerin bulunması, bunların Talat ve Hristofias olması da heyecan verici.
Ama belli ki bugüne kadar toplumların olası bir anlaşmayı sahiplenip kabullenmesi için çalışma yapılmamasının yarattığı ciddi bir kıskaçla karşı karşıya kalacağız.
Bir çözüm için iki evet'e ihtiyaç duyarken, şimdi iki hayır ile baş başa kalabilmenin riski var karşımızda.
"Hayır çıkacaksa, referandum yapılmamalı" görüşü, kesinlikle demokratik kriterler zemininde değerlendirilemez.
Çünkü, bir anlaşma, ancak toplumların sahiplendiği ölçüde çözümdür.
Ama şu anda Birleşik Kıbrıs adına özellikle çaba konulmasının zamanıdır.
Bunun yapılmaması, görüşmelerin pazarlık masasının da toplum üzerinde soğutucu bir etkiyle kullanılmasını kolaylaştıracaktır.
Toplumlar dinamiktir.
Önemli olan, bu değişimin hangi tarafta bırakılmak istendiği.
Önümüzdeki süreçte, CTP'ye çok ayrıcalıklı bir misyon düşüyor.
Toplum içinde yarattığı güvensizliği temizlemek ve Birleşik Kıbrıs konusunda çok daha net mesajlar vermek.
Ortak iletişim alanları için gerçek çabalar ortaya koymak.
Yoksa, bunlar konusunda gereken yapılmazsa, çözümsüzlüğün sorumluluğu liderlikten halka geçmeyecek, sahnedeki çözüm yanlısı tüm siyasi aktörlerin üzerinde kalacaktır.
Liderler toplumlara liderlik ederler.
Oluşan havanın arkasından sürüklenmek ise, her zaman kaybettirir.
Şu andaki hava, maalesef, çözüm karşıtlarından ve ayrılık mesajlarından yana.
CTP kendi içini düzene koyup sonrası için net bir yol haritası belirlerken, bu havaya ne kadar uyum sağlayıp, buna karşı ne kadar kürek sallayacağına da karar verecek.
Ve işte, tek başına bu karar da sadece bir siyasi partinin kararı değil, her iki toplumun da en önemli dönüm noktasındaki kritik kaderi olacaktır.
Çözümsüzlük ilmeği, Kıbrıs sorununun boğazındaysa, sandalyeye vurulmadan ipi vurmak gerekiyor artık.
Kim iyi nişancı, kim iyi tekme atan yarışı galiba artık biraz da bu zamanlar.
|