|
Cumhurbaşkanı Talat, müzakerelerin başlamasının hemen ardından, dün Kıbrıs TV'de Günün Getirdikleri'nin konuğu oldu.
Günün Getirdikleri Özel yayını olarak kurgulanan programda, altı gazetecinin gündeme ilişkin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı, dikkat çekici açıklamalar yaptı.
En fazla tartışma yaratacak açıklaması da "bu koşullarda, KKTC'nin tanınmasını talep etmek, benim için intihar anlamına gelir" cümlesiydi.
Şüphesiz, farklı çevreler, bunu farklı anlamlar yükleyerek kullansa da ortaklık temelinde çözüm için irade ortaya koyan bir liderin, rasyonel duruşundan öteye bir algılaması olamayacak bir pozisyondur, bu.
Çözüm olamayacağının anlaşıldığı noktada, yeniden aday olmak, ya da siyasete devam etmek için motivasyonu kalmayacağını da söyledi, Talat.
Yani, bir anlamda, başarısızlıkla sonuçlanacak, veya, ayrılığın kalıcılaştırıldığı bir süreçte, siyasette kalmayabilir Talat.
Müzakere masasında siyasi geleceğini yeniden gözden geçirebilecek hassasiyette duran bir lider, mutlaka çözüm adına önemli bir şanstır.
Ama şu anda sürecin en önemli eksiği, liderlerin iradesi değil, toplumun desteği ve sivil iradenin yapıcılığıdır.
Bir de hükümetin ödevi.
Sendikalar, ya da sivil toplum örgütlerinin ayrı platformlarda yer alması, ya da sığ tartışmalara gömülüp, çözümü de neredeyse bir hükümet, ya da CTP gailesi noktasına taşıması, bu süreçte önemli bir zafiyet ve talihsizlik. Aynı zamanda, ortaya yapıcı çalışmalarla katkı koyacak sivil iradenin eksikliği de bir başka dezavantaj, bana göre.
Gerek sosyal, gerek ise ekonomik alanlarda, ilgili oda ve örgütlerin daha etkin çalışmasına, kesinlikle ihtiyacımız vardır.
Anlaşılıyor ki, Cumhurbaşkanı da hükümeti başarılı bir hükümet olarak niteleyememenin sıkıntısını yaşıyor.
Talat, ekonomi alanındaki konularda çeşitli çalışmalar yapıldığını ve hükümet dahil, çeşitli görüşmelerle, bu alanda sahnede olduğunu belirten açıklamalarda da bulundu.
Belli ki, iç siyasette yaşananların, çözüm konsantrasyonunu etkilemesinden, O da rahatsızlık duyar bir noktada.
Çözümsüzlük ortamının yarattığı dezavantajlar gölgesinde olası bir çözüme, birçok açıdan eksik ve hazırlıksız olarak başlayacağız.
Bugüne kadar hükümetin, ne yazık ki, sadece ekonomi politikası yaratamaması, ya da sistem üzerinde etkin çalışamaması bir tarafa, olası bir çözüm hazırlığını da programına almamasının, mutlaka bir sıkıntısı olacaktır.
Bugünden sonra da geçmiş dönemden daha farklı bir yaklaşım yaratılmaz ve sivil irade de ortaya konmazsa, bu dezavantaj katlanacaktır.
Bu süreçte çözüm adına biliyoruz ki, sadece masadaki liderlerin pazarlık ya da iradesinden öte, olası çözüme hazırlık ve çözümün sahiplenilmesi için çaba ortaya koymak da hayati derecede belirleyici olacaktır.
İşte bu noktada da irade liderlerin borcu, ödev de hükümet ile sendikalar ve sivil toplum örgütlerinindir.
|