Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Eroğlu, parti meclisini de silme kazandı
Hükümet yazı görmez
5 AIDS vakası var
2009 da kurak
Pakistan'dan yatırım girişimi
Burhan Nalbantoğlu Hastanesi Üroloji Servisi'nde bir ilk daha
Vadili Belediye Başkanı, savcılığa şikayet edildi

YORUMLANANLAR
Hiçbir şeyin değişmediğinin göstergesi [1]
Eroğlu, parti meclisini de silme kazandı [1]
Hükümet yazı görmez [2]
Geri döndü [6]
Gönyeli emaneti geri aldı: 0-2 [1]
ZEYTİNYAĞLI İNGİNAR [1]
Çağın vebası AIDS [1]
Hatay [1]
12 yaşında, cinsel ilişkisi cep telefonuna kaydedilip tehdit edilen çocukları tedavi ediyorum [3]
BKP'den bir heyet Brüksel'e gidiyor [1]
Ambargolular Grubu'ndan kanlı haritaya tepki [1]
Maraş'a dönüş, hemen şimdi [5]
KKTC var olmaya devam edecek [2]
KTÖS:Nüfus akışından dolayı okullarda olumsuzluklar yaşanıyor [1]
Tam teşekküllü müzakereyi gerçek anlamda yürütmüyor [1]
Cumhurbaşkanına internette hakaret eden gençler tutuklandı [12]
Ölümlü trafik kazası sanığına 3 ay hapislik [5]
Sporun ruhu öldü! [6]
Keklik ve turaç avı yasaklandı [5]
Güneye 6 milyon euroluk ihracat [1]



8-5 İNSAN HAKKI DÜZENİ

Aysu Basri

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   11 Ekim 2008, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

 Bir süredir poliste yaşanan işkence ve "gönüllü" kapsamında zorla yanlış ifade alınmasına ilişkin olarak basına yansıyan haberler, gündemde.

   Hukuk çevrelerinin de uzun süren bir suskunluğun ardından, bu konuları gündeme getirip, yaşananların kayda geçenlerine dair örnekler vermesi, dikkatleri Polis Genel Müdürlüğü üzerinde daha fazla yoğunlaştırdı.

   Şimdi hukuk çevreleri bir başka gelişmeyle gündemde.

   Avukatların mesai saatleri dışında müvekkilleriyle görüşmelerinin, Polis Genel Müdürlüğü'nün emri ile yasaklandığını gündeme getirdi, Lefkoşa Barosu.

   Yazılı herhangi bir bildirim yok, konuya dair.

   Sadece karakoldaki polisler, avukatlar mesai saatleri dışında gidince, "emir böyle, izin yok" diyor.

   Yani aslında anayasal bir hak da olan avukatın müvekkiliyle görüşmesi bir şekilde engelleniyor. Çünkü anayasa, yakalanan ya da tutuklanan herkesin dilediği ve istediği bir hukukçunun hizmetini alabileceğini ve buna derhal hakkı olduğunu ortaya koyuyor.

   Söz konusu hak şüphesiz ki, avukatın değil, sanığın hakkı.

   Ve bu hakkın mesai saatlerine sıkıştırılmasının hangi gerekçeye dayanırsa dayansın hiçbir adil, çağdaş ve insani değere sığmadığı ortada.

   Sanıklara ya da zanlılara yapılan insanlık dışı muamele zaten uzun süredir tartışılıyordu. Avukatlar normal şartlar altında da müvekkilleriyle görüşmede sorunlar yaşadıklarını anlatıyor. Daha da ötesi, yanında avukatı olmadan ifade vermeye zorlanan kişiler, yaptıkları yazılı şikayetlerde işkenceye uğradıklarını anlatıyor.

   Basına da yanıysan iddialar ise tüyler ürperten cinsten.

   Falakaya yatırılmaktan, kafasına naylon torba geçirilmekten, cinsel organlar başta olmak üzere vücut üzerinden ağır işkenceye maruz kalmaktan bahsediliyor.

   Hukuk çevreleri bu sorunların, avukat yanında alınmayan ifadelerin geçerli olmayacağına dair yapılacak bir anayasal düzenleme ile ortadan kaldırılabileceğini söylüyor.

   Ne var ki, ne anayasal düzenleme, ne de gerçek demokrasi için sivilleşmenin hayata geçebilme ihtimali gündemde değil.

   Aslında tam da bir polis devletiyiz.

   Hak insanın değil, devletin.

   Erki elinde bulunduranın.

   Ancak ne olursa olsun, artık yönetimde olanların da bu konularla ilgili bir çaba sarf etmesi gerekiyor.

   Biz hükümetteki partileri değiştirdik, ancak bu tek başına sistemi değiştirmek için yeterli olmadı. Söz konusu hükümet, bu adaletsizliklerin sorgulanması ve gerekenin yapılması için baskı unsuru oluşturulması açısından gelen en avantajlı hükümettir. .

   Ancak buna rağmen hala bir şey yapılamıyorsa, birilerinin elini taşın altına koyması gerekiyor.

   Sivilleşmeyi ütopikleştirip gündemden kaldırdık.

   Sistemin değişmesini de çözüm olmadan olmaz diyerek kabullendik.

   Ve bu sistemi beslemekten öteye geçemedik.

   Hiçbir suçlu insaniyet dışı kuralları hak edecek kadar suçlu değildir.

   Bir insanın haklarını mesai saatleriyle kısıtlamak, traji komik bir insanlık suçudur. Buna seyirci kalınmaması ve mutlaka konunun üzerine gidilmesi gerekiyor.

   Misyon hem hükümetin hem de sivil toplum örgütlerinindir.

   Barolar Birliği Başkanı Mustafa İnan, bir televizyon programında Kıbrıslı Türk İnsan Hakları Vakfı da dahil birçok sivil kuruluştan, polisteki işkenceye dair başvuru aldıklarını açıkladı.

   Artık Polis Genel Müdürlüğü'nün de yapılan ihbarlar ve ortadaki iddialarla ilgili tatmin edici şeffaf bir açıklama yapıp, özür dilemesi, bu yapının daha çağdaş bir hale gelmesi için çalışması gerekiyor.

   535 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
29 Kasım 2008, Cumartesi   BU KADARINA DA PES ARTIK!!!
28 Kasım 2008, Cuma   EROĞLU'NDAN TALAT'A GERÇEK DEĞİŞİM!
27 Kasım 2008, Perşembe   DEVLETİN FOTOĞRAFI CEZAEVİ
26 Kasım 2008, Çarşamba   AĞBİ SEN GERÇEK KIBRISLI MISIN?
25 Kasım 2008, Salı   ANNE BABALIK
22 Kasım 2008, Cumartesi   SUÇLU KİM?
21 Kasım 2008, Cuma   BABALARINA BENZEYEN NESİLLER
20 Kasım 2008, Perşembe   AMERİKA NE KADAR SESSİZ KALACAK?
19 Kasım 2008, Çarşamba   SEBEPSİZ BİR ÖLÜM KARŞISINDA SİZ NE DERDİNİZ?
18 Kasım 2008, Salı   CTP'NİN YAKLAŞAN KADER DÖNEMECİ!



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5624 1.5699
1 STERLİN 2.3989 2.4114
1 EURO 2.0039 2.0136



YAZARLAR : .

Necdet Ergün

BİR ELEMAN İLANI ve DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ !

Mustafa BESİM

2009 BÜTÇESİYLE KRİZ AŞILIR MI?





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital