|
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, Türkiye'den su getirilerek Kıbrıs'ın tamamına dağıtılmasının teknik komiteler düzeyinde tartışıldığını ve Rum tarafının ilk tepkisinin olumlu olduğunu söyledi.
Erçakıca'ya göre, Türkiye hükümeti yetkilileri de, getirilecek suyun Kıbrıs Rum halkıyla paylaşılmasında bir sakınca görmüyor; tam tersine fayda görüyor.
Cumhurbaşkanlığı sözcüsünün açıklamasında, suyun getirilmesi çalışmalarına ne zaman başlanacağına ilişkin bir bilgi verilmiyor. Sadece suyun adaya nasıl ulaştırılacağından ve nasıl dağıtılacağından söz ediliyor. Buna göre,
"bugüne kadar ya boru sistemiyle Geçitköy göletine, ya da balon veya tankerle Kumköy pompa istasyonuna taşınması yönünde çalışmalar yapılan suyun, bugünkü koşullarda Kumköy tesislerine getirilip oradan, varolan şebeke aracılığıyla dağıtılması" söz konusu olabilir.
***
Güzel!
İnşallah, suyun getirilmesinde bir sorun olmaz.
Daha önce denenen balonla su taşınmasında bir takım aksaklıkların ortaya çıktığı ve o işten vazgeçildiği, suyun borularla getirilmesinin ise büyük bir proje olması ve tamamlanmasının uzun zaman alacağı düşünüldüğünde galiba en kolayı tankerlerden yararlanmak olacak.
Önemli olan su nakli çalışmalarının bir an önce start alması ve aksatılmadan sürdürülmesidir.
Çünkü kuraklık ve susuzluk kapıda...
Kırmızı alarmda değilsek de durum oldukça ciddi.
Hemen harekete geçmekte yarar var.
***
Kuşkum, Türkiye'nin güneyinde bizimle paylaşılacak kadar su bulunup bulunmadığı konusundadır.
Malum kuraklık ve su sıkıntısı Türkiye için de söz konusudur ve orada da bir takım ciddi önlemler alınmasına çalışılıyor.
Türkiye'den su getirilmesi ve Rum tarafına da dağıtılması haberleri Türk basınına da yansıdı.
Bazı internet sitelerinde gördüm; bu konudaki haberleri yorumlayanlar arasında, bunu barışa doğru atılmış önemli bir adım olarak tanımlayanlar kadar, Türkiye'nin de gelecekte ciddi bir kuraklık tehlikesiyle karşı karşıya kalacağına
işaret ederek, Toros dağlarından akan suların, özellikle Manavgat suyunun önemli bir kısmının hazırlanacak projelerle Konya ovasına aktarılarak çölleşmenin durdurulması gerektiği görüşünü savunanlar da var.
Aramızdan "inşallah torunlarımız görür" diye umutsuz konuşanlar da var ama, Manavgat suyunun Konya ovasına ve bize yetecek kadar bol olmasını ve taşınma aşamasında herhangi bir güçlük yüzünden konunun sürüncemede kalmamasını dileyelim.
İşin en önemli yanı budur. Suyun kazasız belasız adaya ulaştırılması ve taşıma sürecine süreklilik kazandırılmasıdır.
Yeter ki su gelsin, dağıtımı kolaydır.
***
Cumhurbaşkanı Talat, Rum lideri Hristofyas'la haziranda masaya oturacak...
Bütün engelleri aşarak uzlaşmaya varacak...
Adil ve kalıcı bir çözüme imza atacak...
Ortaya çıkacak anlaşmayı garantör devletler onaylayacak...
Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve bütün dünya buna alkış tutacak.
Para akacak adaya...
Ve "Barış Suyu" gelecek...
Biz de, Rumlar da yararlanacak bu sudan...
Her yerden hayat fışkıracak...
Kutlamalar yapılacak...
Ada halkı, bütün olup bitenleri unutarak, sevgiyle birbirine sarılacak....
Beyaz barış güvercinleri salıverilecek havaya...
***
Ne güzel hayaller, ne güzel düşler değil mi?...
Ama neden olmasın?...
Düşler, hayaller gerçekleşemez mi?...
Bir mucize olamaz mı?...
Düşündüm de 'niye karamsar olayım' dedim içimden...
Karamsar olmakla ne kazanır ya da iyimser olmakla ne kaybeder insan?
Pozitif düşünerek bekleyelim bakalım...
Gün doğmadan neler doğar.
|