|
Kıbrıs sorununun çözümü için önemli bir yıl olduğu belirtilen ve büyük umutlar bağlanan 2008'in yedinci ayı da bitti bitiyor.
Liderler, doğrudan müzakerelere başlama tarihini hala belirleyemedi.
Rum basınına göre, Hristofyas, "önceki gece "RİK"e verdiği önemli mülakatta özlü müzakereleri 25 temmuzda ilan edecekleri imasında bulundu."
Ağustosta mı olur, eylülde mi, yoksa ekime mi sarkar bilinmez ama, bilinen bu yıl içinde bir çözüme ulaşılmasının
zordan öte olanaksız oluşudur.
Beş ay içinde, fi tarihinden beri süregelen ve dünyanın içinden çıkamadığı bir sorunun çözülebileceğini ummak hayalperestliktir.
Peki ya gelecek yıl?
Tarafların bugünkü tutumunu sürdürmesi halinde yine olmaz.
Çözüm umutları bir sonraki yıla sarkar ve bu böylece sürüp gider!
***
Hristofyas'ın müzakere masasına neler koyacağı Rum basınınca şöyle açıklanıyor:
-"Başkanlık sistemiyle yönetilecek ortak federe devlet. Başkanı, başkan yardımcısı ve bakanlar kurulu olacak. Başkanlık dönüşümlü olacak. Kıbrıslı Türkler, kendi toplumlarından bir başkan yardımcısı olması kaydıyla Rum başkanın başkanlık görevini daha uzun süre yerine getirmesini kabul ediyorlar. Başkan Kıbrıslı Türk olduğu zaman bunun tam tersi olacak. (Başkan yardımcısı Rum ve görev süresi daha kısa.) Merkezi devletin tek egemenliği, tek vatandaşlığı, tek uluslararası temsiliyeti olacak.
- Siyasi eşitlik çözümün ana unsuru olacak ve iki toplumun federe devletin yönetimine sonuç getirici iştiraki anlamına gelecek. Kıbrıslı Türklerle 'yenilenmiş' bir ortaklık söz konusudur.
- Mümkün olduğunca çok göçmenin Rumlara verilmeyecek yerlere dönebilmesi için oluşturucu devletçikler 'etnik açıdan temiz' olmamalıdır. Oluşturucu devletçiklerin; ortak devletin anayasasının üzerinde olmayacak eşit yetkileri bulunacak.
- Ekonomi üniter olmalı.
- Başkan Hristofyas; Ada'nın askersizleştirilmesi, garantilerin lağvedilmesi, yerleşiklerin etkin şekilde azaltılması, geri dönüş ve mülkiyet haklarının tesis edilmesi için müzakere masasında savaş vermek niyetinde olduğunu vurguladı."
***
Cumhurbaşkanı Talat Lefkoşa'da 20 Temmuz'u kutlama töreninde yaptığı konuşmada, "vizyonlarının iki kesimli, iki halkın siyasi eşitliğine dayalı yeni bir ortaklık devleti ve iki kurucu devletin eşit statüsü olduğunu" yineleyerek, hem siyasi eşitlikten, "hem devletin eşit statüsünden asla taviz vermeyeceklerini" vurguladı.
Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan da, kapsamlı çözümün, Kıbrıs Türk halkı ve KKTC'nin kurucu ve eşit olarak yer alacağı yeni bir ortaklıkla mümkün olacağını; bu ortaklığın iki kesimlilik, siyasi eşitlik ve Türkiye'nin garantörlüğü gibi vazgeçilmez ilkeler üzerinde inşa edileceğini" söyledi.
Görülüyor ki, iki taraf arasında bazı ortak noktalar bulunmasına karşın, derin görüş ayrılıkları da vardır.
Temenni etmiyoruz ama, bu da kapsamlı müzakerelerin er geç bir yerde tıkanacağını gösteriyor.
O zaman da iş Birleşmiş Milletler'in müdahalesi ve arabuluculuğuna kalacak.
Ama dünya örgütü çözümü tamamen iki lidere bıraktığına ve bunu sık sık yinelediğine göre ne derece yararlı olur bilinmez.
Kapsamlı müzakereler hayırlısıyla başlarsa işlerin o noktaya varmayacağını ummak istiyoruz.
25 Temmuz, o gün ilan edilecek kapsamlı müzakere tarihi ve ondan sonraki zaman dilimi çok önemli.
Neler olacağını hep birlikte bekleyip göreceğiz.
|