|
Gemikonağı'ndaki Cengiz Topel Hastanesi'nde beş altı kişilik kadınlar koğuşunda kalp rahatsızlığından tedavi gören hasta bir kadın aradı önceki akşam.
Anlatacaklarını herkes duysun, öğrensin diye yazmamı rica etti.
Hastaneden, doktorlardan şikayet edeceğini sandım.
Halbuki derdi o değildi ama yine de sağlıkla ilgiliydi ve yakınmakta haklıydı.
Hastaneye kaldırılmazdan önce ve hastanede başından geçen iki üzücü olayın yaralı yüreğine oturduğu anlaşılıyordu.
Konuşurken sesi titriyordu.
***
Dokuz yıl önce eşini kaybetti talihsiz kadın.
İki çocuğuyla birlikte dul kaldı.
Bir süre önce felç geçirdi, ardından kalp sorunlarıyla boğuşmaya başladı...
İkide bir göğsü sıkışıyor.
20 Temmuz akşamı Güzelyurt'ta bir akraba düğününde yığılıp kaldı yere...
112 acil imdattan ambulans çağırdılar hemen.
Gelen yanıt trajikomikti...
-Ambulans gönderemeyiz çünkü ambulansın önünde araba var... Çıkamaz ambulans!.
İnanamadım kulaklarıma, tekrar sordum kadına, 'böyle mi dediler' diye.
Hatta dün bu satırları yazarken, yanlış bir şey yazmamak için bir kez daha aradım onu.
-Aynen böyle konuştular, dedi.
Niye yalan söylesin ki.
Sonuçta ablasının oğlu götürmüş onu Güzelyurt'taki sağlık merkezine; oradan da Cengiz Topel Hastanesi'ne sevk etmişler.
***
Salı günü sabah sabah hemşireler gelmiş koğuşa ve uyarmışlar hastaları...
- Sağlık Bakanı Eşref Vaiz gelecek hastanemize... Ortalığı toparlayın, kendinize çeki düzen verin, diye.
"Vay be" dedim içimden, "Keçi can derdinde, kasap yağ derdinde."
İnsanlar şifa aradıkları hastanede; kışla ya da okul düzenine sokulmaya çalışılıyor.
Neyse; söyleneni, istenileni yapmışlar ve yataklarında bakanı beklemeye koyulmuşlar.
Ama saatler ilerlemiş, gelen giden olmamış.
Akşam saat sekize beş kala bir kez daha uyarmışlar kendilerini...
-Bakan gelmek üzere..."
Ve nihayet gelmiş Sayın Vaiz.
-Eee! Sonra?...
Sonrasına inanmakta zorlandım.
Bakan, hastanenin klimalarını ve musluklarını kontrol etmiş ve çekip gitmiş.
Koğuşlara uğramamış...
Hastaları ziyaret edip bir "geçmiş olsun" bile dememiş.
Bayan okurumun sesi ağlamaklıydı.
"Tenezzül etmedi bizi ziyaret etmeye... Beş dakikalığına gelip bir geçmiş olsun deseydi, halimizi sorsaydı, bize biraz moral verseydi ne çıkardı yani" dedi.
Belli ki onurları incinmişti; bakana kırılmışlardı.
***
Kadının ismini isteği üzerine saklı tutuyorum.
Anlattıkları olağan görülebilir ama, bu ülkede sağlık sistemimizin, hasta haklarının, hasta memnuniyetinin hala istenilen düzeyde olmadığını göstermesi bakımından önemli.
Umalım ki, bu yılın başında, "2008'e büyük bir moralle girildiğini, sağlıkta yeni modelin uygulanmasıyla birlikte, hasta memnuniyetinin daha da artırılacağını" açıklayan Sağlık Bakanı Sayın Eşref Vaiz'in bu sözleri artık gerçeğe dönüşmüş olur.
Unutmayalım ki, hasta haklarını gözetmeyen, hastayı memnun etmeyen hiç bir sistemle bir yere varamayız.
|