|
Maliye Bakanı Ahmet Uzun, hükümet yetkililerinin basının eleştirileri karşısındaki suskunluğunu nasıl olduysa bozdu...
Konuştu...
Pek yaptıkları bir iş değildir bu.
Sevgili Tolgay dün yazdı...
Basının eleştirilerine genelde duyarsız kalıyorlar.
Kaç zamandır yazmak istiyordum...
"Medyanın dördüncü güç olma özelliğini gittikçe yıpratan bir duyarsızlık ortamıyla karşı karşıyayız ne yazık ki..." diyen kadim dostumun görüşü, yadsınamayacak gerçeğin ta kendisidir.
KIBRIS'ın pazar günkü "Güney zengin, Kuzey pahalı" başlıklı manşet haberi sayın bakanın boşuna gitmedi.
"Sırf hükümeti eleştirmek ve siyasi veya benzeri rantlar elde edebilmek uğruna, yalan yanlış veya gerçekleri çarpıtarak" haberler yayıyormuşuz.
Yani, Kuzey'in, Güney'e göre ucuz olduğunu yazmamız bakana göre yalandır, yanlıştır!...
Gerçekleri çarpıtıyormuşuz!
Ve böyle yapmakla KKTC ekonomisine ve halkına zarar veriyormuşuz!
***
Arife günüydü sanırım...
Alışveriş için eşimle birlikte, fiyatları makul bir süpermarketimize girdim...
Bir baktım; manşet haberimizi yazan bizim Ali Cansu, elinde kağıt kalem, market çalışanı bir "rafçı" gibi rafları karıştırıyor, bir takım ürünlerin etiketlerini kontrol ediyor, not alıyor.
Eminim ya daha önce Güney'deki birkaç markete de girip araştırma yapmıştı, ya da bizim taraftaki araştırmasını tamamladıktan sonra o tarafa da geçecekti.
Söylemek istediğim; Ali'nin bu tür haberlerinde ortaya koyduğu rakamlar kafadan atma değil. Güney'deki fiyatlar daha pahalıysa hiç çekinmeden onu da yazar. Ve yazılanlar, hangi konuda olursa olsun sıkı bir denetim ve elemeden geçirilir. sonra yayımlanır.
Kaldı ki, KIBRIS'ın "doğru ses, doğru söz, doğru haber" ilkesinden şaşması asla söz konusu olamaz.
Bu ilkeyi göz ardı etmek ne Ali'nin elindedir, ne Veli'nin!
"Haber yalandır" demekle gerçekler ortadan kaldırılamaz.
Görünen köy kılavuz istemez.
Açıkça belli olan durumu açıklamak gerekmez, yeterince açıktır.
Güney'in mi Kuzey'in mi daha ucuz olduğu herkesin gözünün önünde!
Güney'den alışveriş yapan çok sayıda vatandaşımız, alacakları ürünün bizim tarafta kaça olduğunu ezbere bildiği kadar, Euro olarak gösterilen fiyatı YTL'ye dönüştürmekten de aciz değildir..
Bunca insan, bunca zaman yanılmış olamaz.
Ve kimse, Kuzey'de, ayağının dibinde daha ucuz olduğunu bildiği bir malı kalkıp da benzin yakarak, uzun bir yol kat ederek Güney'den almaya kalkışmaz.
Niye öyle davransın ki?
Niye KKTC ekonomisine ve halkına zarar versin ki?
***
Sayın Uzun, "bir süre dövizin YTL karşısında değer kaybetmesi sonucu Güney'de bazı malların nispi ucuzluk gösterdiğinin doğru olduğunu, ancak dövizde tırmanış başladıktan sonra Güney'in ucuzluğunun kendilerinin ürettiği sınırlı bazı mallar düzeyinde kaldığını" söylüyor.
İlahi sayın bakanım, söylediğiniz doğru olabilir ama, dövizin değer kaybetmesinin bizim çarşı pazarda hiç
dikkate alınmadığını siz de biliyor olmalısınız. Fiyatlar çıktı mı inmek bilmiyor. Döviz kurlarının tavan yaptığı dönemde fiyatı yukarılara çekilen hangi mal, YTL değer kazandı diye ucuzlatıldı. Rekabete dayalı göstermelik kampanyalara ve stok fazlası belirli mallarda zaman zaman indirime gidilmesine bakmayın. .
***
Gönül arzu ederdi ki, maliye bakanı hazır konuşmuşken, şu yılan hikayesine dönen elektrik indiriminden de biraz söz etseydi. Ama hiç o konuya değinmedi. Belli ki işlerine gelmiyor.
Haftalardır elektrik fiyatlarında ne kadar indirim yapacaklarına hala karar veremiyorlar.
Sayın Başbakan, 17 Eylül'deki Bakanlar Kurulu toplantısı öncesinde yeni elektrik tarife ücretlerinin ay sonuna doğru şekilleneceğini ve kamuoyuna açıklanacağını söylemişti. Ekime girdik hala bir açıklama yok. Maliye Bakanı son olarak, indirimin kasım faturalarına yansıyacağını söyledi.
Bu yazdıklarımız da mı yalan?
|