|
"Plasebo etkisi", hastaların ortada gerçek bir tedavi olmaksızın, ilaç sandıkları, hiçbir etkinliği olmayan şekerli hapları içerek tedavi gördükleri inancıyla iyileşme göstermelerini anlatan kavramdır...
Tıp bilimi yeni bir ilacı veya tedavi yöntemini insanlar üzerinde sınarken, denekler genellikle iki gruba ayrılır. Bunlardan birisi insanlar üzerindeki etkisi araştırılan ilaç grubu; diğeri ise vücutta herhangi bir etki göstermeyen şeker veya benzeri maddelerin (diğer ilaca benzer görünüm ve miktarda) verildiği plasebo (kontrol) grubu...
Sözgelimi baş ağrısı için geliştirilmiş yeni bir ilacın etkisi insanlar üzerinde denenirken aynı sorunlardan şikayetçi hastaların yarısına bu ilaç, yarısına ise plasebo (şeker ilaçlar) verilir...
Deneye katılan kişiler ise içtikleri ilacın aslında "etkisiz şeker ilaçları" olduğunu bilmezler!
Denenen bu yeni ilacın baş ağrısını azaltıcı etkisi olduğunu söyleyebilmek için, bu ilaçları içen kişilerin, plasebo alan kişilerden çok daha fazla oranda fayda görmeleri gerekli... Plasebo kontrolü olmadan,herhangi bir ilaç veya tedavi yönteminin etkinliğinin araştırılması ise tıp biliminde artık itibar görmemekte...
İşte bu tür plasebo kontrollü çalışmaların yaygınlaşması sonucunda Tıp bilimi yeni bir gerçekle karşı karşıya kalmıştır: Plasebo'nun iyileştirici etkisi!
Profesör Dr Khan ve arkadaşlarının 2000 yılında yayınladıkları çalışmada 1979 ile 1996 yılları arasında yapılan 96 klinik deneyde depresyon ilaçlarının insanlar üzerindeki etkisi incelenmiş. Bu çalışmalarda depresyon hastalarının bir kısmına anti-depresan ilaçlar , bir kısmına ise vücutta herhangi bir etkisi bulunmayan plasebo ilaçları verilmiş.
Yapılan inceleme sonucunda plasebo ilaçlarını alan kişilerin yüzde 75'inin bu "şeker ilaçları" ndan fayda görerek iyileşme belirtileri gösterdikleri bildirilmiş...
Bu örneklerin daha pek çoğunu saymak mümkün... Üzerine gıda boyası sürülerek iyileştirilen siğiller, tuzlu su içirilerek iyileştirilen kronik ağrılar, ya da yalancı akupunktur iğneleri ile düzelen romatizmal hastalıklar...
Bedenlerinin kendi kendini iyileştireceğine inanmayan pek çok kişi, etkili olduklarını sanarak aldıkları "şekerden ilaçlar" ile iyileşiyorlar. Plasebo, insanın "kendi kendini iyileştirebilme" gücünü ortaya çıkarıyor aslında...
Medyaya yansıyan pek çok mucizevi ilacın ve alternatif tedavi yönteminin esas etkisi de plasebodan farklı değil... Kanser dahil pek çok hastalığın ilaç verilmeksizin hatta plasebo ilaçlar ile değişen derecelerde iyileşebileceği bildirilmekte. Plasebolar , kişinin kendine ve bedenine duyduğu özgüveni artırıyor. Hastalık ile savaşabilmek için kişiyi motive ediyorlar.
Yapılan araştırmalarda plasebo tedavisi gören ve de iyileşme gösteren kişilerde beynin "Prefrontal Korteks" bölgesinin normal kişilere oranla daha fazla çalışmaya başladığı gösterilmiş (şekilde görüldüğü gibi). Beynin alın arkasında kalan bu bölgesi ise duygu durumumuzu (ağrı, acı, sinirlilik, problem çözme yetisi) ve kişiliğimizi şekillendiriyor.
Sonuç olarak söylenmesi gereken şey ise sanırım şifayı kendi içimizde aramamızdır. Bir hastalığı yeneceğimize dair inancımız pek çok "şekerli ilaç" tan çok daha güçlü bir iyileştirici faktör olacaktır. Beynimiz ve ruhumuz bizi hastalandıran şeylerle savaşacak gücü kendi içinde saklı tutuyor! Marifet ise onu bulup ortaya çıkarabilmek...
Daha yeşil bir Mağusa için elele verelim : YEMAD
Küresel ısınmanın yeryüzündeki tüm canlı türlerini tehdit etmeye başladığı bu dönemde her zamankinden daha çok ihtiyacımız var yeşile ve doğaya... İşte YEMAD (Yeşil Mağusa Derneği) de yöremizdeki çevre bilincini artırmak ve Mağusa'nın yeşil dokusunu zenginleştirmek için çalışmalarına tüm hızıyla devam ediyor. Mağusa şehrindeki yeşil dokunun artırılması özleminde olan, çocuklarını ağaçlar arasında, oksijen dolu parklarda büyütmenin eksikliğini hisseden ve maddi manevi destek vermek isteyen tüm Mağusa'lıları derneğimize katkı koymaya çağırıyoruz... Daha yeşil bir Mağusa için el ele verelim... İrtibat için: 0533 840 86 88 ve 0533 867 15 47...
Mutlu, Sağlıklı ve Yeşil günler...
|