Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Ölümlü trafik kazası,ağır cezada görüşülecek
Zorla yapmadım
Kuzuları çaldılar, köpeğin boğazını kestiler
'Ecstasy'ye 8 yıl
UBP Genel Sekreterini seçmedi
2009 da zor
Kıbrıs Kıbrıslılarındır

YORUMLANANLAR
Öğretmen dayağı polislik oldu [5]
Elektrikte yatırım katkı payı kaldırılıyor, akaryakıtta da indirim yapılacak [1]
Uyuşturucuyu çocuğuna taşıttı 2 yıl hapis cezası aldı [7]
Soyer: Orta noktayı bulacağız [1]
Pankart tartışması [4]
BES, LTB'de yaşanan sorunları sendikalarla tartıştı [1]
Samani: Narenciyecilerin sorunlarına duyarlı olun [1]
Oya Talat: Siyasetteki erkek egemen yapıyı kırmaya çalışıyoruz [1]
Bu yaklaşım, Kıbrıs Türk halkını bir kez daha büyük hayal kırıklığına uğrattı [2]
İsrail, KKTC'yi ayrı bir varlık olarak tanımıyor [4]
Eroğlu, ilk seçimde siyaseti bırakmak zorunda kalacak [9]
Avcılar dün siyah çelenk koydu, bugün de köpeklerle eylem yapacak [1]
Tavuri'nin tövbesi yine tutmadı [3]
Kanser olmak istemiyoruz [3]
Otellerde bayram bereketi [3]
Liste nihayet! [1]
Avcılar eyleme gidiyor [12]
Talat ve Hristofyas'a "camdan mumluk" [1]
Taksim Trio, Londra Caz Festivali'nde büyüledi [1]
Gökyüzünde Ay ile Venüs'ün muhteşem buluşması [1]



Tek adam dönemi

Dr. İsmail KEMAL

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   3 Şubat 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

"Tek adam" sözü bizlere Şevket Süreyya Aydemir'in aynı isimli kitabını hatırlatır. Aydemir, kitabında Mustafa Kemal Atatürk'ün yaşamını ve mücadelelerini, Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşü ve yeni bir devletin, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunu sade bir dille aktarır. Yakın tarihe ilgi duyan herkesin Aydemir'in kitabını okumasında fayda var.

Yazının başlığı, bu kitapla değil, 22 Temmuz seçimlerinden sonra Türkiye siyasal yaşamında oluşan durumla ilgili. Türkiye'de, seçimlerden sonra, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "tek adam" konumuna geldiği bir durum oluştu. Başbakan'ın kendi partisi içindeki gücü doruk noktasına ulaştı. Muhalefetin zayıflığı nedeniyle iktidardaki gücü de doruk noktasına ulaştı. Artık herşey onun iki dudağı arasında. Bu "tek adam" döneminin Türkiye demokrasisi açısından yararlı olup olmadığını tartışmak gerek. İktidar gücünün bu oranda tek kişinin elinde yoğunlaşması, bir çok sakıncayı beraberinde getirmiyor mu?

Türkiye'de başbakanlar her zaman çok güçlü olmuştur. Özellikle tek başına iktidar olan başbakanlar... Bu konuda geçmişte üç örnek var. Adnan Menderes, Süleyman Demirel ve Turgut Özal. Şimdi Başbakan Erdoğan'la yaşanmakta olan tek adam dönemine en yakın örnek Adnan Menderes dönemidir. Merhum Başbakan Menderes, 1953 seçimlerinde yüzde 56 oranında oy aldıktan sonra parti içinde mutlak hakimiyet kurmuş, her şeye kadir olduğuna inanmıştı. Bir odun parçasını aday gösterse, seçilmesini sağlayabilirdi. Turgut Özal'da da "en doğrusunu ben bilirim" inancı vardı. O da bir dönem tek adamdı.

Şimdi oluşan durumun geçmişle benzer yanlarının yanısıra, farklılıkları da var. Ama sonuçta Türkiye bir kez daha tek adam dönemi yaşıyor. Yabancı yazarlar da bu konuya dikkat çekiyor. Türkiye'yi yakından izleyen Gareth Jones, Türkiye'de tek adam, tek parti dönemi oluştuğunu yazdı.

Gareth Jones'un da belirttiği gibi, AKP'nin ilk iktidar döneminde Başbakan Erdoğan'ın yanısıra başka önemli isimler de vardı. TBMM Başkanı Bülent Arınç bir güç merkeziydi. AKP'nin daha muhafazakar kesimleri üzerinde etkiliydi. Abdullah Gül, Dışişleri Bakanı olarak bir faktördü. Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener zaman zaman farklı görüşler ortaya koyabilirdi. Şimdi bu durum yok. Bülent Arınç geri çekildi. Abdullah Gül Cumhurbaşkanı oldu. Abdüllatif Şener siyaseti bıraktı. Başbakan Erdoğan eskiden de güçlüydü ama şimdi tek adam.

Türkiye'de siyasi partilerde parti içi demokrasinin büyük oranda sözde kaldığı, parti başkanlarının her şeye karar verdiği sır değil. Bu sadece AKP için geçerli değil. CHP'de Deniz Baykal'ın istediği olur. Geçmişte, rahmetli Ecevit de parti içi demokrasiye izin vermezdi. Bu durumun yakında değişmesi beklenmiyor. Ama, iktidarda olmak parti liderinin gücünü daha da artırır. 22 Temmuz seçimlerinde AKP'nin yüzde 46.5 oranında oy alması, Başbakan Erdoğan'ı şimdiki konumuna getirdi. Başbakan Erdoğan'ın demokrasi söylemine rağmen, otoriter bir tavır içinde olduğu, görüşlerine karşı çıkılmasını, eleştiriyi sevmediği malum. Tek adam olmakla otoriter tavırlar bir araya gelince, türban konusunda "velev ki siyasal simge olsun" türü açıklamalar yapılır.

Başbakan Erdoğan'ın başlattığı türban tartışaları ve gerginliği devam ederken, Başbakan'ın elinde yoğunlaşan siyasi gücü unutmamak gerek. İki konu bir biri ile bağlantılıdır. Başbakan türban konusunu kendi istediği gibi çözümleyebileceğine, zamanın buna uygun olduğuna karar verdi ve düğmeye bastı. Davos'a gitmekten vazgeçti ve Türkiye'yi türban tartışmalarına kilitledi. Sadece türban konusunda değil, dış politikada, diğer hükümet politikalarında karar veren Başbakan'dır.

Tüm gücün tek kişinin elinde toplanması, karar mekanizmalarının iyi çalışmamasına, lidere danışmadan adım atmamaya yol açar. Girişim, yaratıcılık ruhu ölür. Tek kişinin hata yapma olasılığı çok daha fazladır. Tek kişinin kapasitesi sınırlıdır."Benim gücüm var, istediğimi yaparım" yaklaşımı bir süre çalışır ama biriken sorunlar daha sonra ortaya çıkar. Ayrıca, iktidarın tek kişide toplandığı durumlarda, başarısızlık ortaya çıkarsa (haklı veya haksız olarak) fatura lidere çıkar. Tarihte bunun çok örnekleri var.

Demokrasinin yerleştiği ülkelerde de zaman zaman başbakanlar çok güçlü konuma gelir. İngiltere'de Margaret Thatcher, Tony Blair çok güçlü başbakanlardı. Ama, "tek adam" değillerdi. Sonuçta her ikisi de, seçim kazanmış olmalarına rağmen, kendi partilerinin baskısı ile görevden erken ayrılmak zorunda kaldılar. Bu tür ülkelerde politik kültür, siyasi kurumlar, demokratik gelenekler, basın, demokrasiyi korur. Türkiye'de bu mekanizmalar iyi çalışmadığı için tek adam dönemi daha risklidir.

Elbette tek adam dönemi oluşmasının sorumluluğu sadece iktidar partisinde değildir. Muhalefetin de bu konuda büyük sorumluluğu var. Muhalefetin zayıf olması böylesi durumlara yol açar. Doğa boşluk tanımaz.

Tek adam dönemlerinin geride kaldığı bir Türkiye acaba ne zaman oluşacak?

   1359 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
04 Aralık 2008, Perşembe   Hindistan'ın önemi
30 Kasım 2008, Pazar   Terör, Tac Mahal, Hindistan
27 Kasım 2008, Perşembe   TÜRKPA
23 Kasım 2008, Pazar   Global Eğilimler 2025
20 Kasım 2008, Perşembe   Yine Mustafa
16 Kasım 2008, Pazar   Ekonomide zor dönem
13 Kasım 2008, Perşembe   G-20 zirvesi başarılı olabilir mi?
09 Kasım 2008, Pazar   10 Kasım, 11 Kasım
06 Kasım 2008, Perşembe   Başkan Obama
02 Kasım 2008, Pazar   ABD seçimleri ve dış politika



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5634 1.5744
1 STERLİN 2.2777 2.2946
1 EURO 1.9730 1.9869



YAZARLAR : .

Necdet Ergün

MALİYE ve MERKEZ BANKASI HAMLE YAPMALI...

Mustafa BESİM

2009 BÜTÇESİYLE KRİZ AŞILIR MI?





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital