Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Her taraf toz duman
Refüje çarpıp takla attı
Yeşilırmak'ta doğa tahribatı
Okul ve cami dışında din dersi verilmesi için çalışma yapılıyor
Tankerle su taşınmasına komşu öfkesi
Biyologlar Derneği: Kanlıdere kurutuluyor
Bariyerler durduramadı
Kötü kokular içinde, farelerle yaşamak istemiyoruz
Anastasiadis taviz konusundaki sözlerine açıklık getirdi
AB, Talat ile temas kurmalı
Kıbrıs sorunu gelecek sonbahara kadar çözülmüş olacak
Orucun zararı aşırı yemek
Elektrik, yüzde 40 ucuzlamalı
Hristofyas: Mülkiyet önemli mesele
Yamaç paraşütünde dünya klasmanındayız
Talat: AB Kıbrıs meselesinde olumlu rol oynayamaz

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Feminizm ahlaksızlık mı?

Dr. İsmail KEMAL

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   16 Mart 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Böyle bir soruyu sormak bile saçma. Ne var ki, Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı, resmi web sitesinde, feminizmi ahlaksız ilan eden bir yazıya yer verdi. Konuyu Türkiye basınından izledim ve ilk elden bilgi almak için Diyanet İşleri Başkanlığı'nın sitesindeki metne baktım. Metnin bazı bölümlerini aşağıda aktaracağım. Tümünü okumak isteyenler Diyanet'in web sitesine bakabilir.

Diyanet İşleri Başkanlığı'nın feminizm konusunda söyledikleri önemli mi? Bence çok önemli. Türkiye'nin hangi istikamette ilerlediğini gösteriyor. İslam'da kadının yeri ve hakları konusunun yoğun olarak tartışıldığı bir dönemde, bu tartışmanın taraflarından birini ahlaksız ilan etmek, çok yanlış ve yakışıksız bir tavır. Feminizm bir düşünce akımıdır. Feminizmin görüşlerini benimsememek, eleştirmek, fikir tartışması yapmak başka şey, onu ahlaksız ilan etmek başka şeydir. Kaldı ki, feminizm çok geniş bir akım. İçinde çok farklı yaklaşımları barındırıyor.

Diyanet'in metni söyle diyor: "Çağımızda feminizm adı verilen hareket, tarihte kadının kiliseye girmesini, İncil'e dokunmasını yasaklamış olan zihniyete karşı tepki olması sebebiyle çıkış noktası bakımından haklı ise de, ahlaki ve sosyal bakımdan çok olumsuz sonuçlar doğurmaktadır."

Bektaşi'ye bir hikaye anlatmışlar. Dinleyince "A oğlum" demiş, "ben bu hikayenin neresini düzelteyim? Söylediğin Peygamber Hz. Süleyman değil, Hz. İbrahim olacak. Kurban etmeye kızını değil oğlunu adamış. Oğlunun adı İsrafil değil İsmail. İsmail'in canını kurtarmak için gelen meleğin adı Azrail değil Cebrail. Gökten inen kurban keçi değil koyun..."

Diyanet İşleri Başkanlığı'nın feminizm konusundaki görüşleri Bektaşi'ye anlatılan hikaye gibi. Neresini düzeltelim? Hep yanlış. Feminizmin nasıl doğduğunu ve gelişimini oturup inceleyebilir, kitap karıştırabilirlerdi. Feminizmin ahlaki ve sosyal bakımdan çok olumsuz sonuçlar doğurduğunu söylemek ise cahillik.

Niçin feminizm sosyal ve ahlaki bakımdan çok olumsuz sonuçlar doğuruyormuş? " Bir kere, feminizm hareketine katılan kadın, genel olarak kayıtsız şartsız özgürlük düşüncesiyle aile için vazgeçilmez olan kural ve değerleri hiçe saymakta; esasen sosyal hayatın hiçbir alanında hiçbir insan için geçerli olmayan "Kendi hayatımı canımın istediği şekilde yaşamak hakkımdır!" şeklindeki anlayışı, bütün değerlerin üstünde bir değer ve kanun kabul eder. Bu telakki, bütünüyle ahlaki değerler ve kurallar ile kutsallık kazanan aile yuvasının iğreti bir hal almasına, kadın ve erkeğin, aile sorumluluklarını çekilmez bir yük ve bir tür esirlik gibi algılamalarına yol açmaktadır."

Mentaliteyi size aktarmak için uzun alıntılar yapıyorum. Feminizm olgusuna ancak bu kadar yüzeysel ve önyargılı bir yaklaşım olabilir. Metinde "Sözde kadın haklarını savunan feminizm..." deniyor. Demek ki, kadın hakları için verilen bunca mücadele ve elde edilen haklar hep sözde.

Gelelim metnin can alıcı noktasına: " On dört yüzyılı aşkın İslam tarihi boyunca müslüman toplumlarda, Batı'da ortaya çıktığı şekliyle bir kadın sorunu, buna bağlı olarak da kadının ezilmişliği ve kurtarılması, kadın hakları gibi sosyal hareketler olmamıştır." Demek ki, müslüman toplumlarda kadın sorunu yok. Eşitsizlik yok. Kadına yönelik şiddet yok. Müslüman toplumlarda kadınların durumu güllük gülistanlık. Sorun Batı toplumlarında. Feminizm de zaten gavur icadı. İşte size, 2008 yılında resmi bir kurum olan Diyanet İşleri Başkanlığı'nın kadın konusundaki görüşü. Müslüman ülkelerde kadınların durumundan Diyanet'in hiç mi haberi yok? Doğrusu merak ediyorum. Madem ki müslüman toplumlarda kadın sorunu yok, acaba Atatürk niye kadın haklarına büyük önem verdi? Neden İsviçre Medeni Kanunu'nu uygulamaya koydu. İsviçre Batı ülkesi değil mi? Yoksa hata mı yaptı?

Peki, müslüman toplumlarda kadın sorunu yoksa konu niye tartışılıyor? Diyanet'in cevabı şu: "Bu gelişmelerin temelinde günümüz müslüman toplumlarında kadın hakları ve anlayışı konusunda ciddi bir krizin yaşanmakta oluşundan çok, Batılı yazarların kendi toplumsal gerçek ve değerlerini, aile hayatıyla ve kadınla ilgili telakkilerini ölçü alarak İslam dünyasına yönelttikleri tenkitler, Batılılaşma taraftarlarının aynı çizgideki önerileri, müslüman yazarların da bunlara cevap verme ve konuyla ilgili özeleştiri yapma gayretleri yatmaktadır" Gördünüz mü kadın haklarını, kadın sorununu niçin tartışıyoruz? Kabahat Batılı yazarlarda, Batılılaşma taraftarlarında ve özeleştiri yapma gayreti içindeki müslüman yazarlarda. Halbuki bunlara hiç gerek yok. Müslüman toplumlarda kadın sorunu yok. Tartışmaya da gerek yok. Bektaşi'nin deyimiyle bunun neresini düzeltelim. Bir devlet kurumunun kadın sorununa yaklaşımı buysa, Türkiye'de durum vahim.

* * * *

Siyasi parti kapatmakla, siyasi yasaklarla Türkiye'nin sorunları çözümlenemez. AKP için açılan kapatma davasıyla Türkiye sancılı bir döneme giriyor. Bunun iç ve dış sonuçları olumlu olmayacak.

   962 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
07 Eylül 2008, Pazar   Futbol diplomasisi
04 Eylül 2008, Perşembe   Müzakereler başlarken
31 Ağustos 2008, Pazar   Karadeniz ve Montrö
28 Ağustos 2008, Perşembe   Soğuk Savaş mı?
24 Ağustos 2008, Pazar   Stalin ve "ulusal sorun"
21 Ağustos 2008, Perşembe   Batı'nın Afganistan çıkmazı
17 Ağustos 2008, Pazar   Kafkasya istikrar paktı gerçekçi mi?
14 Ağustos 2008, Perşembe   Kafkaslar'da yeni dengeler
10 Ağustos 2008, Pazar   Kafkaslar'da savaş
07 Ağustos 2008, Perşembe   Fransa ve Ruanda soykırımı



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2122 1.2207
1 STERLİN 2.1588 2.1749
1 EURO 1.7582 1.7706



YAZARLAR : .

Necdet Ergün

Belça'da "KTÖS-DEV İŞ" tartışm...

Mustafa BESİM

Ekonomik taçlandırma ortaklığı kalıcı kıla...





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital