Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Sigara artık yasak
Mecbure Esen kurtarılamadı
Annesini dövdü, tutuklandı
Banka soygunu soruşturması sürüyor
Cinayette son 4 gün
Şimdi de Avrupa sallanıyor
Büyük Av açılmadan, kaçak av başladı
Greeny sarmaşıkları Girne'de tanıtıldı
"Cezaeviyle ilgili iki önemli hususta anlaşma sağlandı"
Futbolda transfer dönemi sona erdi

YORUMLANANLAR
Arasta'ya 6 milyon [1]
Piknik alanı değil çöplük [2]
Özmen Yılancılar baba oldu [2]
Türkiye'de saldırı, 15 asker şehit [1]
Güney zengin Kuzey pahalı [2]
Rum muhalefet kanadından gençlerin tutuklanmasına sert tepki [2]
BİR YASTIKTA 50 YIL [1]
Çağlar ve Özgürgün, AKPM'nin Kıbrıs kararını değerlendirdi: [2]
Kıbrıs Türk tarafına tuhaf çağrılar yapılıyor [2]
Lefkoşa'ya cami yapacakmış [19]
Tadı bozuk, yenecek pilav değil [1]
Cezaevini yaktılar [2]
Rumlar AKPM kararına tepki gösterdi [1]
Rapor tek taraflı [3]
Kermiya'da bayram izdihamı [4]



Batı ve Türkiye

Dr. İsmail KEMAL

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   29 Haziran 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Batı ülkeleri, Türkiye'deki siyasi gelişmeleri yakından izliyor ve anlamaya çalışıyor. Özellikle AKP'yi kapatma davası ile başlayan süreç, Batı tarafından mercek altına alındı. ABD ve Avrupa'nın önde gelen yayın organlarında sık sık Türkiye ile ilgili yazılar, değerlendirmeler çıkıyor. Mümkün olduğunca bu yazıları izlemeye çalışıyorum. Türkiye ile ilgili bu değerlendirmelerin çoğu, Hollywood filmleri gibi "iyilerle" "kötüleri" ortaya koymayı amaçlıyor. Deyim yerindeyse, siyah beyaz fotoğraflar. Farklı renkler, renklerin farklı tonları yok. Başkan Bush'un meşhur "ya bizimlesiniz, ya da düşmanımızsınız" sözlerindeki modele uygun bir analiz tarzı. Siyah beyaz düşünme, Avrupa basınına göre Amerikan basınında daha yaygın. Bunun en son örneklerinden biri, New York Times gazetesinde yayınlanan ve AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat'ın Atatürk devrimlerinin Türk toplumunu travmatize ettiği sözlerinin aktarıldığı yazı. Hürriyet gazetesi yazının hem İngilizcesini, hem de Türkçesini yayınladı. Ancak, Türkiye'deki tartışmalar yazının bütünü üzerinde değil, travma sözcüğü üzerinde yoğunlaştı. Batı'da yazılan her şeyi fazla ciddiye alma alışkanlığından vazgeçmekte yarar var.

New York Times gazetesinin yazısı, Batı'da yaygın bir söylemin (narrative) devamı. Bu söyleme göre Türkiye'de iki grup var. Birinci grup "iyiler". Bunlar, AKP ve onu destekleyen güçler. İkinci grup "kötüler". Bunlar da, AKP'ye karşı çıkan güçler. Batı'da yapılan bu değerlendirmeler, Türkiye'de aynı söylemi paylaşanlarca fikirsel cephane olarak kullanılıyor. Türkiye'de, özellikle kendini liberal diye niteleyen bazı çevrelerin aynı zemindeki söylemleri de, Batı basınını besliyor. Bu karşılıklı etkileşimin ürünü olan değerlendirmeler, Türkiye'deki çok karmaşık ve çelişkili süreçleri yansıtmaktan uzak. Peki, Batı basınında Türkiye'yi daha iyi anlamaya çalışan yazılar çıkmıyor mu? Çıkıyor ama sayıları az.

Aynı konuda farklı söylemler olabileceğine göre, Batı'da yaygın olan söylem mümkün olan söylemlerden sadece biri. Örneğin, Türkiye'de olaylara yine siyah beyaz bakan aksi söylem var. Bu söylemde "iyiler" ve "kötüler" sadece yer değiştiriyor. Karşı söylemin "kötüleri", bu söylemin "iyileri".

Batı'da Türkiye konusunda neden daha ciddi, daha gerçekçi analizler ön plana çıkmıyor? Bunun çeşitli nedenleri var. Batı, her zaman iktidarda olan güçlerle iyi geçinmeye çalışır. Ayrıca, AKP'nin politikaları Batı'nın çıkarlarına uygun politikalar olarak görülüyor. Tabii, işin en önemli yönü siyasal İslam konusu. Batı için şu anda en önemli tehlikelerden biri radikal İslam. Bu tehlike karşısında "ılımlı İslam" diye niteledikleri AKP türü siyasi partileri desteklemeyi doğru buluyorlar. Bu yaklaşımlarını gizlemiyorlar. Bu nedenle, kamuoyuna sunulan propaganda dozu yüksek değerlendirmeler "iyiler" "kötüler" temasına oturtuluyor. Ortalama Amerikalının bu format dışındaki değerlendirmeleri anlaması zaten mümkün değil.

Hükümetlere ve elit kesimlere sunulan raporlar elbette daha kapsamlı ve nüanslı oluyor. ABD'nin en önemli düşünce kuruluşlarından RAND tarafından hazırlanan "Türkiye'de Siyasal İslamın Yükselişi" başlıklı 135 sayfalık rapor bunlardan biri. Rapor, Angel Rabasa ve F. Stephen Larrabee tarafından kaleme alınmış. RAND düşünce kuruluşunun bağımsız olduğu söylenir ancak ABD Savunma Bakanlığı Pentagon ile yakın ilişki içinde olduğu sır değil. RAND, Türkiye'yi yakından izleyen bir kuruluş. Türkiye konusunda epey raporu var. İnternet ortamında oldukları için bu raporları okumak mümkün. "Türkiye'de Siyasal İslamın Yükselişi" raporunu okumakta yarar var. Genelde RAND raporlarının kalitesi, Avrupa'daki düşünce kuruluşları tarafından hazırlanan benzeri raporların kalitesinden daha düşüktür. Kuru bir dil, çeşitli yerlerde var olan bilgileri biraraya getirme bu raporların özellikleri arasında. Türkiye'de siyasal İslam konusunu izleyen, bu konuda yayınlananları okuyan bir kişi, RAND raporunda yeni şeyler bulmakta zorlanabilir. Ancak, en azından RAND gibi önemli bir kuruluşun Türkiye'ye nasıl baktığını ve ABD hükümetine ne gibi politikalar önerdiğini öğrenmek için raporu okumakta yarar var. Hollanda'da "Hükümet Politikası için Hollanda Bilimsel Konseyi" tarafından hazırlanan ve Amsterdam Üniversitesi Yayınları'nda çıkan "Avrupa Birliği, Türkiye ve İslam" başlıklı rapor, aşağı yukarı aynı konuları ele alan ama daha akademik bir çalışma. Yanılmıyorsam, bu rapor Türkçe'ye çevrilerek Türkiye'de kitap olarak yayınlandı.

Türkiye'de yaşanmakta olan karmaşık sosyal, siyasi süreçleri anlamaya çalışmak çok doğal ama zor bir iş. Bu analizleri dünyada yaşanmakta olan süreçlerle bağlantılı olarak, somut bir global çerçeveye oturtmak gerek. Bunun düzeyli, bilimsel bir temelde yapılması şart. Türkiye'de halen devam etmekte olan karşılıklı propaganda savaşlarının ve Batı'nın taraflardan birine sağladığı fikirsel desteğin mümkün olduğunca dışına çıkarak, nesnel bazı değerlendirmeler yapmaya çalışmak en doğru yaklaşım olur. Bir tarafa yaranma amacında olanlar veya "gerçeği" bildiğine inananların elbette böyle bir gayrete ihtiyacı yok. Onlar, kimin "iyi", kimin "kötü" olduğunu biliyorlar. Önemli olan siyah beyazın ötesine geçmeye çalışmak. Siyasal İslam çok ilginç bir fenomen. Onu, global ve Türkiye bağlamında anlamaya, incelemeye çalışmak hem bilimsel, hem de pratik-politik açıdan bir gereklilik.

Not: İlgilenenler RAND raporunu www.rand.org sitesinde arama yaparak bulabilir.

   939 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
05 Ekim 2008, Pazar   ABD hegemonyası zayıflıyor
02 Ekim 2008, Perşembe   Global finans krizi ve gelecek
28 Eylül 2008, Pazar   Global finans krizi ve Marks
25 Eylül 2008, Perşembe   Nükleer enerji ve Türkiye
21 Eylül 2008, Pazar   AB'de hoşgörüsüzlük artıyor
18 Eylül 2008, Perşembe   Denizlerde rekabet
14 Eylül 2008, Pazar   Bekleme odasında 45 yıl
11 Eylül 2008, Perşembe   Pakistan'da Zerdari dönemi
07 Eylül 2008, Pazar   Futbol diplomasisi
04 Eylül 2008, Perşembe   Müzakereler başlarken



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.3326 1.3419
1 STERLİN 2.3424 2.3598
1 EURO 1.8113 1.8240



YAZARLAR : .

Necdet Ergün

ALAÇATI DERSLERİ

Mustafa BESİM

İYİ HABER!





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital