Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Ölümlü trafik kazası,ağır cezada görüşülecek
Zorla yapmadım
Kuzuları çaldılar, köpeğin boğazını kestiler
'Ecstasy'ye 8 yıl
UBP Genel Sekreterini seçmedi
2009 da zor
Kıbrıs Kıbrıslılarındır

YORUMLANANLAR
Öğretmen dayağı polislik oldu [5]
Elektrikte yatırım katkı payı kaldırılıyor, akaryakıtta da indirim yapılacak [1]
Uyuşturucuyu çocuğuna taşıttı 2 yıl hapis cezası aldı [7]
Soyer: Orta noktayı bulacağız [1]
Pankart tartışması [4]
BES, LTB'de yaşanan sorunları sendikalarla tartıştı [1]
Samani: Narenciyecilerin sorunlarına duyarlı olun [1]
Oya Talat: Siyasetteki erkek egemen yapıyı kırmaya çalışıyoruz [1]
Bu yaklaşım, Kıbrıs Türk halkını bir kez daha büyük hayal kırıklığına uğrattı [2]
İsrail, KKTC'yi ayrı bir varlık olarak tanımıyor [4]
Eroğlu, ilk seçimde siyaseti bırakmak zorunda kalacak [9]
Avcılar dün siyah çelenk koydu, bugün de köpeklerle eylem yapacak [1]
Tavuri'nin tövbesi yine tutmadı [3]
Kanser olmak istemiyoruz [3]
Otellerde bayram bereketi [3]
Liste nihayet! [1]
Avcılar eyleme gidiyor [12]
Talat ve Hristofyas'a "camdan mumluk" [1]
Taksim Trio, Londra Caz Festivali'nde büyüledi [1]
Gökyüzünde Ay ile Venüs'ün muhteşem buluşması [1]



Lige merhaba derken

Songuç KÜRŞAD

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   5 Ekim 2007, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Genellikle lig öncesinde moralleri yüksek tutacak, seyirciyi statlara çekecek, takımlara hava verecek, pembe renkli yazılar yazılır.
   İnsanların buna ihtiyacı vardır.
   Hepimizin buna ihtiyacı vardır.
   1955'de oluşturulan o dönemlerde yarı buçuk palazlanan ve 1984'den sonra dış dünya ile bağları tamamen kopartılan futbolun, futbolcunun, antrenörün, hakemin, spor yazarının, yöneticinin, seyircinin bu morale ihtiyacı vardır.
   Dünyanın hiçbir topluluğu ve halkı bizim yaşadıklarımızdan sonra futbol olgusunu ayakta tutma becerisi gösteremez.
   Bizim gerçekleştirdiğimiz bir direniş destanıdır.
   Hiçbir beklenti yok, hiçbir motivasyon yok, hiçbir uluslararası ilişki yok ve siz ayakta durmayı başarıyorsunuz.
   Bu ayakta kalma ayakta alkışlanması gereken azmin zaferidir.
   Her şeye rağmen UEFA ve FİFA'nın kurallarını uygulamaya çalışmak.
   40'a yakın sahayı çimlendirmek.
   Uluslararası ölçeklerde stat yapabilmek için önemli paralar harcamak.
   Futbolun belki de abartılarak her köye kadar yaygınlaştırılmasını sağlamak.
   Fiziki altyapı kadar insan alt yapısında da önemli mesafeler almak.
   Hakemleri, antrenörleri, spor yazarları dünyanın son gelişmelerini izleyerek, seminerler, kurslar ve dış temaslarla her an her duruma hazır hale gelmek.
   Malzemesinden oyun anlayışına kadar dünyadaki benzerleri ile ayni anlayışı sahalara yansıtan bir futbolcu olgusuna ulaşmak.
   Bunları her şeye rağmen ve her türlü olumsuzluğa karşın gerçekleştirmek ve sürdürmek hiç de kolay değil.
   40 yıl bu şekilde ayakta kalabilmeyi başarmak kolay değil.
   Futboldaki ambargoya rağmen çağdaş ve dünyaya entegre olabilecek seviyeye ulaşmak ve bunları gerçekleştirirken kendi içindeki mücadeleyi sürdürmek öyle her babayiğit toplumun harcı değildir.
   Geçen her jenerasyonun dünyaya ile kucaklaşamadan yeni jenerasyonlara motivasyon verebilmek adına yardımcı olması ve bunu inatla sürdürmesi üzücü olsa bile inadımızın bir göstergesi değil mi?
   UEFA ve FİFA'nın Rum Futbol Federasyonu'nu (KOP) zorlaması ile başlayan KOP-KTFF görüşmeleri beklentilerimizin canlı tutulmasını getiriyor.
   Çok fazla umutlu olup hayal kırıklığı yaşamamak için hepimizde normal karşılanan bir tedirginlik var.
   Çünkü yıllarca bu hayal kırıklığı ve aldatılmışlığı çok yaşadık.
   Her hayal kırklığının bizi mücadelemizden bir adım geri götüreceğini bekleyenler her zaman yanıldılar.
   Biz hep sendeledik ama yıkılmadık.
   Hak ettiğimiz, yaşamak hakkı kadar doğal bir insanlık hakkı olan spor yapma hakkımızın bize bir armağan, bir lütuf olarak değil doğal bir hakkımız olarak verilmesinin umutlarını hep taze tuttuk.
   40 yıldır böyle olan bu direncimizin uyduruk senaryolarla sarsılacağı sanılıyorsa çok yanılıyorlar.
   UEFA ve FİFA lig öncesinde yaşadığımız bu duygularımızı bir kez daha gözden geçirerek KOP denen şımarık çocuğuna bunları hatırlatsa görüşmeler çok daha rahat bir havada geçecek.

Duvar

Rusya'da muhalefetin devlet başkanı adayı dünya satranç şampiyonu Kasparov. Satranççılara duyurulur

Söz

İnsanın söylemezinden, suyun şarlamazından korkulur

3 yıllık antrenörlük hayatımda lig başlangıçlarını iyi yapamıyorum, ilk maçlar hep zor olur  (S. Sakallı-KK Ant.)
Lig öncesinde bu genç antrenörün hevesini kırmayım diyorum ancak olacak gibi değil. Elinde bu kadar yetenekli ve geniş bir kadrosu olan, yönetim tarafından maddi ve manevi desteklenen bir hoca ağlamaktan vazgeçerek şampiyonluğa inandığını ne zaman söyleyecek?

Sahada cesaretli, başı dik ve verdiği kararlardan emin hakemler olarak yeni sezona başlıyoruz  (N. Burgul-MHK Bşk.)
Ver coşkuyu Nazım kardeşim ver coşkuyu. Takımların iyi transferler, büyük beklentilerle başlayacakları ligde hakem hatalarına tahammülleri olmayacağını biliyoruz. Umalım ki hakemler başlarını dik tutacak düdükler çalar, biz de hakemleri değil futbolu konuşuruz

KOP ile görüşmelerine karartma uygulayan KTFF heyetinde Kulüpler Birliğinden de temsilci olsun  (Ö. Tahsin-KB Bşk.)
Bu öneri pişmiş aşa su katmaya benziyor. Aylarca süren hazırlıklar, belli konularda gelinen bazı noktalar, Zürih'ten sonra Saray Otel'de yapılan toplantı, heyette olanların bile dışarıda kalmasından sonra heyete girmeye çalışmak, kocakarının kapıya mandal asmasına benzer


MTG...
Bir döneme damgasını vurduktan sonra uzun süre sessiz kalan ve iki sezon önce yeniden şampiyonluğu kucaklayan Mağusa Türk Gücü hem ilginç, hem de düşündürücü bir sponsorluk serüveni yaşıyor. Geçtiğimiz 5 sezonda takımın sponsoru olan eski başkan Metin Şahinoğlu'ndan sonra, bu yıl da sponsorluğu Hasan Tosunoğlu üstlendi. Ne var bunda diyeceksiniz. Metin Şahinoğlu MTG'ye başkan ve sponsor olmadan önce yıllarca Çetinkaya'da yöneticilik yapmıştı. Bu yılki sponsor Hasan Tosunoğlu ise bir dönem Küçük Kaymaklı'nın başkanlığını üstlenmişti. Demek ya Mağusa'da takımlarına sponsor olacak işadamı yok, ya da Lefkoşalı kulüp yöneticileri eninde sonunda MTG'li oluyorlar


Feldkamp...

Yaşları ve beyaz saçları benzediği için Gönyeli antrenörü Hüseyin Mevlut'u örnek veriyorum. Ligde Küçük Kaymaklı ile oynayacakları maç öncesinde takımın yıldızları Hüseyin Amcaoğlu ve Jacques'ı basit nedenlerden dolayı kadro dışı bıraksın. Yer yerinden oynar vallahi. Gönyeli'nin ağa yöneticileri Mevlut hocayı öyle bir sallarlar ki yerinde duramaz. Ama koskoca Galatasaray'da Beşiktaş derbisi öncesinde Hakan Şükür ve Lincoln gibi yıldızlar basit nedenlerden dolayı Karl Heinz Feldkamp tarafından kadro dışı bırakıldılar tıs yok. Hatta yönetimden destek var. Yönetimlerle teknik adamlar arasındaki ilişki bu örneğe uygun hale gelirse o zaman bazı taşlar yerine oturacak


Uluslararası...
Uluslararası sözcüğü size neyi anlatıyor. Birden çok ülkenin olduğu ve onlar arasındaki etkileşimin ortaya çıkardığı yapıyı anlıyorum ben. Uluslararası Hakem Semineri deyince de birden çok ülkeden gelen hakem eğitmeninin, konuğun katıldığı bir organizasyonu anlarım. Bu yıl ülkemizde 20.'si yapılan hakem seminerinin önüne ısrarla konan Uluslararası sözcüğünün esprisini ya ben anlamıyorum, ya düzenleyenler anlatamıyor. Türkiye'den gelen eğitmenlerden başka kimse yok, şimdiye kadar yapılanlarda da olmadı, ama ısrarla Uluslararası diye tutturmuş gidiyoruz. Önümüzdeki sezon öncesinde 21.'si yapılacak seminere birkaç yabancı da getirtiniz ki seminer adına uygun olsun

NAKLEN YAYIN
Uzun süren bir aradan sonra lig hafta sonu yeniden başlıyor. Takımların iddialı transferlerle ligin zorlu geçeceğine olan mesajları hepimize heyecan ve kalite açısından umut veriyor. Ülkenin en önemli sosyal aktivitelerinden olan futbolun tribünlerdeki seyirci sayısı ile kıyaslanmayan ilgiyi görmesi her zaman futbolu ülkenin ilk sırasına taşıyor. Spor ambargosu nedeniyle uluslararası dışlanmışlığı yaşayan futbolun özellikle dış ülkelerde yaşayan Kıbrıslı Türkler hatta uyduda bizim kanallarımızı izleyen yabancılar için maçlarımızın televizyondan naklen yayını en etkili iletişim yoludur. Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da lig, naklen yayın sancısı ile başlıyor. Federasyonun 50 bin Euro olarak açıkladığı ihaleye kimse katılmadı. Kulüpler sağladığı yayın hakkı yanında önemli bir toplumsal görevi yerine getiren maçların televizyondan naklen yayını şimdilik gerçekleştirilemiyor. Geçen yıl Maliye Bakanlığının BRT'ye 35 bin Euro aktararak gerçekleştirdiği naklen yayın konusunda Futbol Federasyonu ihaleye kimse katılmayınca yine ayni yolu denedi. Okutan spordan sorumlu Başbakan Müsteşarı Öntaç Düzgün'den benzer bir talepte bulundu. Ancak sezon öncesi futbola 2.5 trilyon veren ve diğer federasyonların tepkisini çeken Düzgün naklen yayın parasının bu kaynaktan sağlanmasını söyleyerek öneriyi ret etti. Bu belirsizlik kısa sürede çözülmelidir

   788 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
05 Aralık 2008, Cuma   OUT TO RACISM...
01 Aralık 2008, Pazartesi   Siz kim, "Efsane" olmak kim?
30 Kasım 2008, Pazar   Yasal doping...
24 Kasım 2008, Pazartesi   Kaptansız gemi karaya oturur
23 Kasım 2008, Pazar   Ne yer, ne yedirir!
21 Kasım 2008, Cuma   Vergi ödemek vatandaşlık borcudur...
17 Kasım 2008, Pazartesi   "Ma naparsınız be sahada?"
15 Kasım 2008, Cumartesi   Futbolun kuralı değişmez...
14 Kasım 2008, Cuma   Ayak yorganın dışında kalırsa...
10 Kasım 2008, Pazartesi   Bir de istikrarları olsa...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5634 1.5744
1 STERLİN 2.2777 2.2946
1 EURO 1.9730 1.9869



YAZARLAR : .

Necdet Ergün

MALİYE ve MERKEZ BANKASI HAMLE YAPMALI...

Mustafa BESİM

2009 BÜTÇESİYLE KRİZ AŞILIR MI?





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital