Ayaz bir geceydi
Düş yangınlarıyla susan
İçim dışıma gebeydi
Yanılgım, sanrıma
Çocuktum,
Acımın adını koymamıştım
Yer çatlaktı
Gök
Ve sırlı ayna
D
Ü
Ş
T
Ü
M
Düşümden
Tepetaklak
Ağır paslı ve kırılgan
İncilerim döküldü
Yüzümden
Yüzsüz bir ortalıkta
Yüz kere çağırdım
Adıma:
"ne olur beni bırakma"
İçim
Ezikti
Tınmadı
İçimde
Çekik gözlü çocuklar
Evsiz,
Bense kısır ve tekrar
Yaralarımla
Tek başıma
Bir yanımda sel
Bir yanımda ova
Ve kırık faylı bir dünya
Çocuk verdim
Kara kuru, çıldırmış bir acıyla
Bir yanımda Çin,
Bir yanımda Myanmar
Bedia Balses
Gerçeğin rengi gridir. (Andre Gide)
Myanmar'dan Çin'e
Makamlı Makamsız Bakanlar
S O B E
meyil meyil bakanlar, bir yanda
sürü, sürülen, sürenler, öte
meralar, otlaklar, bir yanda
meydanlar naralar, öte lenir
öğretmen okuldan; saf dışı edilir
eğitim bir yandan
arıtılır insan hayalden,
eritilir toplum, öte...
gençler hedeft/ed/ir
uyuşturulur reklamlarla
hepi topu Amerikan kültürsü/zlüğü
semboller, janjanlı ponponlar
yerleştirme sanatıdır, `şimdi, bir yanda
ateş çemberi, 'gelecek`, öte
geniş, dar, rengarenktir sınırlar
ellere vurulu zincir, ayaklar,
yara/r/lı etek/don/paça boyu ayarı, bir yanda
hodri meydan öküzlere
öküzlü temsillere yazılı gençler e , öte
ve çığlık ve hengame,
Myanmar'dan Çin'e bir yanda
üstümüze devrile devrile geçit resmi ölüm, öte
ve kutlu oluyor pişeğen pişkinliğimiz, bir yanda
önümüz ardımız ödül, yeyip de doyamadığımız, öte
ve makamlı makamsız bakanlar, s o b e !
Ayşen Dağlı
mayıs 2008
Bekleyiş
Her gidenin ardından
Gölgesine tutunur da
Uzakla?şırım terkedişlerden
Yalnızlıklar içinde kaybolurum
Sisler sokağında boğulurum
Bir sıcak yürek beklerim
Bir gün gelir diye
Her gidenin ardından
Gölgesine tutunur da
Uzaklaşırım terkedişlerden
Gece içinde savrulurum
Fatoş Öztüren
Uykusuz Irmak
yatağı değişmiş bir ırmağız uykusuz
çatır çatır çatlarken sabırtaşları
bir yalvacın sabrını kuşandık biz
tılsımdı sırtımızda kurşun delikli parka
şöyle deliksiz bir uyku görmedi gözlerimiz
bağışlayın yorgunuz uzak çağlardan geldik
solgun sayfalarda biledik usumuzu
hep umutlar çıkardık
düşleri sökülmüş günlerin şapkasından
nedense karşılık göremedik sevgimize
aşkın denektaşında sınadık ruhumuzu
başımızı vurdukça taşlara köpürdük öfkeden
aktık bir sola hep sola kıvrılarak
kanımız döküldü de
dökülecek bir deniz bulamadık kendimize
Kenan Yücel
Zamana Asılı Mektuplar
Günaydın. Bugün güne başlarken, gazetede kanayan bir fotoğrafla başladım güne. Çinde... Nikahları kıyılırken iki sevdalının gözlerine batan yaşam kırıkları gördüm. Beyaz gelinliğin üzerinde ölümün kahverengi rengiyle. Bakışlarında hazırlıksız oldukları bir yaşama devam etmenin şoku vardı. Birbirlerine evet demek için çıkmışlardı yola. Acıda ve sevinçte. Hastalıkta ve sağlıkta.... Ölüm ayırana kadar...Hiç bir sözün ve yeminin öneminin kalmadığı hastalıklı sevdalar zamanında, yürümek için aşk denen kirlenmişliğin yolunda... Söylesene, depremin, selin, ölümün uğradığı yaşamlarda, aşk bir daha kurulabilir mi o/bu/ralarda? Kırıksız, kansız, ölümsüz bir parça düş kurmak için bile, geç kalmadı mı dünya?
Başucu Kitaplarından
Ingemar Amca aynı tekdüze ses tonuyla "İyi, bir hayaldir" dedi. "İnsana mevcut olmayan fedakarlık, alçakgönüllülük ve merhamet niteliklerini yakıştırır. İyi'nin hayal olduğunu nasıl anlarız? Çünkü kainatta sadece insan ve Karanlık Varlık vardır ve Karanlık Varlık'a tapmak kendini ifadenin son şeklidir. Böylece, İyi'nin bir hayal olduğunu kanıtladığımızdan onun niteliklerinin mevcut olmadığını da ister istemez kabul ederiz."
Mevki Uygarlığı (Robert Sheckley)
Metis Yayınları
|