Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
"Alo seks" tuzağı
Doğanın muhteşem gücü
Kırmızı ışıkta geçti, dehşet saçtı
3G'ye uyumlu telefonlara rağbet arttı
Virajı alamadı 14 metreden dereye yuvarlandı
Cinayete ret, diğerlerine kabul
Sarayda Kıbrıs zirvesi
Türk tarafından Rum yönetimine uyarı
Komedi Tiyatrosu, "Recep'in Angonisi Recep" oyunu perdelerini açıyor
Zeytinlik köy meydanındaki Sergi Çadırı'na büyük ilgi

YORUMLANANLAR
3G'ye uyumlu telefonlara rağbet arttı [1]
"Alo seks" tuzağı [2]
Doğanın muhteşem gücü [1]
"Av açılmasın" sözleri talihsizlik [1]
KTÖS: Talat, taksimi değil, Kıbrıslı Türklerin menfaatlerini savunmalı [1]
Türk tarafından Rum yönetimine uyarı [1]
Kırmızı ışıkta geçti, dehşet saçtı [1]
2'si ağır, 3'ü çocuk 7 yaralı [26]
Tatbikatlar iptal [2]
Hristofyas: Taksim ya da iki devletin varlığı mantığıyla uzlaşamayız [1]



KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ

Bedia BALSES

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   4 Temmuz 2008, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

 

"Yoksa, ne çiçek açan ne de meyve veren bir ağaç mı olsaydım;
çünkü verimli olabilmenin sancısı, kıraç olmaktan ağırdır..." (Khalil Gibran)

Kendi tarihini bilmeyenin varacağı yer hiçliktir. Biryerden gelip, hiçbir yere giden bir neslin temsilcisi olmamak için tarihimizi, dilimizi, dibimizi, sanatımızı, sporumuzu, kültürümüzü ve  elbette ki müziğimizi bilmemiz elzemdir. Kıbrıs’ta yazılan, basılan, derlenen kitap ve antolojilere giren, yer alan bilgilerin birçoğunun eksik, hatalı ve taraflı olduğunu düşünüyorum. Hep inanmışımdır, araştırmaya soyunan kişiler tarih karşısında büyük bir yük altına girmişlerdir. Esas amaç gerçeği bulmak, araştırmak, yazmak ve kendi tarihimizi oluşturmaktır. Bu alanlarda yapılan araştırmalar iyi niyetle  yapılmışlarsa da büyük eksikler taşımaktadırlar. Müzik alanında tarihin karanlık sayfalarında “gerçek “ bir isim olarak duran, teri, emeği, aşkı, inancı müzik yoluna akmış ama basın ve medya yoluyla şişirilmemiş, yoz ve popüler kültürle akraba olmayan bir babanın kızı olmamdan dolayı müzik konusundaki araştırmalara karşı da büyük bir hassasiyet taşımaktayım. Gerçeği, en az noksan ve hata ile yazmak gerekmektedir. Sadece şişirilen, pohpohlanan isimleri değil, tarihin karanlık, tozlu raflarında su yüzüne çıkmak için bekleyen müzik emekçilerini de bulup çıkarmak gerekmektedir. Müzik tarihinde bir döneme damgasını vuran, Larnaka’nın ilk müzik gruplarından birini kuran ama yaşama erken veda eden babam buna sadece küçük bir örnektir. Üstelik de yaşayan birçok eski müzisyen için de durum aynıdır.

İçimde sakladığım bu yangın geçenlerde aldığım bir e-maille yeniden alevlendi. Larnaka’nın efsane gruplarından Güryeller’in davulcusu Derviş Güryel bu konuya olan duyarlılığımı bildiğinden, planlarını benimle paylaştı. Derviş Güryel 60’lı yıllardan itibaren yapılan müzik çalışmalarının da yaşayan bir tanığıdır.  Güryel’in yazılı müzik tarihi ve şimdiki müzisyenlerle ilgili rahatsızlıkları var ve şöyle diyor: 

“Birçok şarkıcı ve Müzik Grubunun bugün şöyle temel bir çelişkisi var:  Kıbrıs Müzik Piyasasını fethetmek ve ünlü olmak. Ancak onları zirveye taşıyacak şarkılara değil, yazılı basına gereksinimleri var. Ama bu müzisyenler, müzik yapan insanlar değillerdir artık. Başkalaşmıştırlar. Bu kez de kendi kendilerinin taklidi olmaya başlıyorlar. Kendi kendilerinin, kalplerinin, bir zamanlarki ruhlarının "Şarkılarını" yapmaya çalışıyorlar. Olmuyor. Geldikleri yerin sanatcılarını dahi bilmiyorlar. Bir zamanlar müziğe damgasını vuranlara karşı alınganlıkları var. Ama güneş balçıkla sıvanamaz ! Şu an piyasada hala iş yapabiliyor olabilirler ama, artık ikonografik bir değerleri yok. Hiçbir zaman basın yolu ile şişirilmeyen ama bir döneme damgasını vurmuş babanız “Cemal Balses” gibi nice gerçek isim var. Bu isimler Kıbrıs Müzik tarihinin gerçekleridirler ve bilinmeleri gerekmektedir”….

Derviş Güryel Kıbrıs Türk Müzik tarihiyle ilgili bir çalışma başlatmıştır. Bu çalışmaları görmek isteyenler www.kibrisliyiz.com sitesinden ulaşabilirler. Ve bahsettiğim site ile başlayan çalışmalar gelecek kuşaklara ışık tutmak ve müziğimizi belgelemek amacıyla Kıbrıslı Türklerde Müzik Tarihini oluşturmak için belgeleyici ve araştırmaya dönük çalışmalardır. Şu andaki amaç gerçek müzik yolcularına ulaşmak, bilgileri genişletmek, hataları düzeltmek, eksikleri tamamlamaktır. En büyük hayalim çalışmalar tamamlandığında bu bilgilerin kitaplaşmasıdır. Sitedeki bilgiler 1908’den günümüze kadar olan süreyi kapsıyor. Günümüzde yapılan etkinlikler, geceler, anma törenlerinde yapılan çalışmalar iyi niyetli ama yetersizdir. Bu araştırma vesilesi ile görüştüğüm birçok eski müzisyen (60’lı 70’li yıllarda faal olarak müzik çalışması yapmış) kırgın. Birçoğu zorluk ve imkansızlıklar içinde ilklere imza attıkları halde, isimlerin pekçok çalışmada geçmediğinin altını çiziyorlar.

Yoz ve popüler kültüre kurban verdiğimiz nice değerimiz gibi müziğimiz de ortalarda kıvırtılmaya çalışılıyor. Aslında ne kadar değerli çalışmalar olduğunu Yasemin Fm’deki şarkıları dinlemeye başladıkça daha da iyi anladım. Kendi müziğimizi bilmek, kendi şarkımızı dinlemek, bestemizi yapmak ama sanatçılarımıza da sahip çıkmak gerekmektedir. Hala birçok etkinlikte, festivallerde davet alan isimler Türkiye’den davet ettiğimiz, sanatçı payesini ucuza verdiğimiz, popular olan balon isimlerdir. Biz kendi kendimizi reddeden, beğenmeyen, burun kıvıran bir ortamdayız. Kendimizi inkar eden bir yapımız var. Belki de bu ortamda tarihle ilgili çalışmalarda da farklılık olmasını beklemek de hayalperestliktir. Ama herşeye rağmen Derviş Güryel’in tarihe damgasını vurmuş ama bilinmeyen, reddedilen, inkar edilen, önemsenmeyen müzik işçilerinin bilinmesi ve kimliğimize sahip çıkmak amacıyla başlattığı bu çalışmaya destek ve katkı koymak için yola çıktım. Bu yolda destek verirken kendi tarihime, sanatıma, insanıma, babama sahip çıkmaya ve tarihin gerçek sahiplerini yaşatmaya söz verdim. Gerçeği kimse değiştiremez ve silemez. Üretimden, yaşamdan, aşktan, müzikten yana bilgisi, emeği olan herkesi bu yolda katkı koymaya davet ediyorum.

 

Bir Çiçek Kana Büyür

Yağmur yağıyordu, köpekler ürüyordu

Evlerin kapıları açıktı

Sokaklara çıkıyorduk

Çocukluğumuzdu



Bir büyüklük duygusu

İçimde bir çiçek yürüdüm

Sağıma soluma baktım kimse beni görmedi

Durmadan ağızlarıyla değişken

Her sabah ürümesi değişik köpek çiçeğime işedi



Mavi kadar arınmış idim

Düşüm yıldızlar, ağzım kapalı, hep mavi ben

Çocukluğumuzdu



Çocuklar ağızlarını değişirdi

Uymalı mıydım değişkene

Ağzıma mavi yağıyordu



Kanımı aldım mavinin yanına kaçırdım

Olgun köpekler, olguna köpecikler

Çalılara ayaklarım

Çalı kokuyorlar

Mavinin ağzımda büyüttüğü

Kan çiçeğim kan çiçeğim benim

Peşimden ürüyorlar

 

Kaya Çanca

 

Ayışığı Cinayeti

sokak fenerine asmış kendini
ay ışığının
biri
şehrin
ortasında

ölmemiş
hala dipdiri.

bir tek yıldız yokken
gökyüzünün hurcunda

turuncu bir ay
yalnızca

çıplak soyunmuş
bütün örtülerini.

niye yaptın ay
ay ışığı

sızmıştı bir saat önce
gözlerimle gördüm
yanında
şarap testisi
ve bütün şarkıları

bir türlü
söyleyemediği.

asmış kendini.

Behçet Aysan

 

Bir Yalnızlık İşareti

Bir cam gibi önünde
Yüzümü elinle sil,
Hohlayarak üstüne.
Seyret boş bir sokağa
Hüzünle yağışını yağmurun.
Sonra kaplasın yavaşça,
Ilık buğusu soluğunun
Yüzümü baştanbaşa.

Ve bırakıp gittiğinde
Bir küçük boşluk kalsın
Alnını dayadığın yerde;
Bir yalnızlık işareti
İşleyen ta içime.

Metin Altıok

 

Zamana Asılı Satırlar

Şair, sürekli kendi kuyusunu daha derine doğru kazan, bakalım daha nerelere kadar iniyor bu kuyu diyendir bir şekilde, ama kuyu her zaman aşağı doğru kazılmaz, yukarı doğru da kazılır. Magmaya, aşağıya olduğu kadar semaya, göğün katlarına doğru da çınlar şair. Şairi, sözün bilindik anlamıyla kendi kuyusunu kazan biri olarak, bir biçare olarak görmem. Öyle görenler de son derece yanılırlar. Şiir benim kendimi, dünyayı, insanı, yeryüzünü sevme biçimimdir. Anlama biçimimdir. Ben sözcüklerimle dünyayı okşarım, şairi biçare, meczup gören bir zihniyet vardır, ki oturup kendi sefilliğine bakacak kadar bile aklı yoktur onların.

Birhan Keskin

 Başucu Kitaplarından

Ey Müzik,
İçimizin derinliklerinde yüreklerimizi ve
Canlarımızı gizleriz
Sensin öğreten bize
Kulaklarımızla görmeyi
Ve yüreklerimizle işitmey

Khalil Gibran - SÖZLER (Çev: Aytunç Altındal, Anahtar Kitaplar Kasım 1993)



 

   990 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
11 Ekim 2008, Cumartesi   Fotoğraflar
04 Ekim 2008, Cumartesi   Sürüden Ayrılmak
05 Eylül 2008, Cuma   Larnaka'da Şimdi Sonbahar mıdır?
29 Ağustos 2008, Cuma   YİNE BU YIL ADA SENSİZ
22 Ağustos 2008, Cuma   Muammer Ketencoğlu ve Zeybek Topluluğu Yeniboğaziçi Festivali'nde esti
15 Ağustos 2008, Cuma   Elinde Camdan Ebem Kuşakları Dilinde Kristal Kelimeler
08 Ağustos 2008, Cuma   YANGIN
01 Ağustos 2008, Cuma   ÇOCUKLAR ÖLDÜRÜLMESİN
28 Temmuz 2008, Pazartesi   ‘O’ DAR KORİDORDA
18 Temmuz 2008, Cuma   Döşünden Yaralı Dağlar



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.3696 1.3793
1 STERLİN 2.4034 2.4213
1 EURO 1.8766 1.8898



YAZARLAR : .

Bener HAKERİ

Çörekli kahvaltı

Sevilay SADIKOĞLU

Kıssadan hisse... Hasan Ali Yücel

Bedia BALSES

Fotoğraflar

Beste SAKALLI

YUMUŞAK YAZILAR

Cumhur DELİCEIRMAK

Lirikler





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital