Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Ölümlü trafik kazası,ağır cezada görüşülecek
Zorla yapmadım
Kuzuları çaldılar, köpeğin boğazını kestiler
'Ecstasy'ye 8 yıl
UBP Genel Sekreterini seçmedi
2009 da zor
Kıbrıs Kıbrıslılarındır

YORUMLANANLAR
Öğretmen dayağı polislik oldu [5]
Elektrikte yatırım katkı payı kaldırılıyor, akaryakıtta da indirim yapılacak [1]
Uyuşturucuyu çocuğuna taşıttı 2 yıl hapis cezası aldı [7]
Soyer: Orta noktayı bulacağız [1]
Pankart tartışması [4]
BES, LTB'de yaşanan sorunları sendikalarla tartıştı [1]
Samani: Narenciyecilerin sorunlarına duyarlı olun [1]
Oya Talat: Siyasetteki erkek egemen yapıyı kırmaya çalışıyoruz [1]
Bu yaklaşım, Kıbrıs Türk halkını bir kez daha büyük hayal kırıklığına uğrattı [2]
İsrail, KKTC'yi ayrı bir varlık olarak tanımıyor [4]
Eroğlu, ilk seçimde siyaseti bırakmak zorunda kalacak [9]
Avcılar dün siyah çelenk koydu, bugün de köpeklerle eylem yapacak [1]
Tavuri'nin tövbesi yine tutmadı [3]
Kanser olmak istemiyoruz [3]
Otellerde bayram bereketi [3]
Liste nihayet! [1]
Avcılar eyleme gidiyor [12]
Talat ve Hristofyas'a "camdan mumluk" [1]
Taksim Trio, Londra Caz Festivali'nde büyüledi [1]
Gökyüzünde Ay ile Venüs'ün muhteşem buluşması [1]



Bayramlar mı eskidi bizler mi yaşlandık...

Sevilay SADIKOĞLU

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   25 Nisan 2007, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yıllar önce değil, belki birkaç yıl önce, sanırım İbo diye bir şarkıcı vardı ve "bayramlar mı eskidi, bizler mi yaşlandık" sözlerinin yankılandığı bir şarkı söylüyordu. "Benim balonlarım vardı, onları kimler aldı" diye başlardı sanırım bu şarkı... Bu şarkıyı ne zaman dinlesem çocukluğumu hatırlarım...

Balonlarımızı çaldılar bizden... Bayramlarımızı da... Sahip mi çıkamadık yoksa...

Bahar geldi

Kuşların bayramı var...

Ya benim bayramlarıma ne oldu?

Biz göz yumduk da

Birileri alıp sakladı mı yoksa?

Biz mutsuz olursak

Nedir senin muradın,

Söyler misin bana?

************

**********

Zühre Özkaraman'dan iki yağlıboya tablo

**************

Gözlem, kıyas ve yorum

Kuzey Kıbrıs'ın dört bir yanında, gerek çeşitli dernek kuruluşları altında, gerekse bazı belediyelerin bünyesinde, faaliyet yapan halk dansları topluluklarımız mevcuttur. Bu kuruluşlar her yıl onlarca ülkelere giderek kültürümüzü temsil etmektedirler. Sanırım öteki sanat dallarıyla uğraşanlar, halk danslarıyla uğraşanlar kadar şanslı değildir. Farklı ülke kültürlerini görsel olarak inceleyip gözlem, kıyas ve yorum yapmak kadar zevkli başka bir şey olamaz!

Örneğin, Hollanda'nın bisiklet kültürü... Yollara sokaklara baktığın zaman, her tarafta bir bisiklet furyası görüyorsun!

Yaşlısı-genci, fakiri-zengini, doktoru-işçisi, memuru-milletvekili bisiklet sürüyor. Bunu, hem spor olsun diye, hem de trafiği rahatlatmak için yapıyorlar. Bu trafik kültürü, küçümsenecek bir gelişim değildir.

Bir başka örnek de, İngiltere veya Fransa'dan verecek olursak, bilmeyen gerçekten hayret etmeden duramaz: Yaya geçidine yaklaşmak için henüz on adım varken, sürücü yaşlı olsun, genç olsun arabasını durdurup, karşıya geçmeniz için gülümseyerek sizi bekliyor. Hele bir de teşekkür amaçlı selam verseniz, yüzündeki gülücükler bir o kadar daha artıyor. Ben bundan şu sonucu çıkarıyorum: onlar, bunu yaparken, sadece trafik kuralı olduğu için veya zorunluluk hissettiklerinden dolayı yapmıyorlar, aynı zamanda yabancılara kibarlık örneğini göstermek için adeta can atıyorlar. Ve onlar bunu yaparken mutlu oluyorlar.

Tüm bunları gözlemledikten sonra, ister istemez aklımıza bizdeki trafik felsefemiz geliyor, üzülmemek elde değil.

Bir an hayal edip sıkça yaşadığımız mizanseni hatırlıyorum... Gereksiz korna sesleri, gençlerin çarşı içinde ve ara sokaklarda, müziği sonuna kadar açarak başkalarını rahatsız edebileceklerini düşünmemeleri, uygunsuz yollarda ve ara sokaklarda gereksiz sürat, arabaların lastiklerini cayırdatmalar, pencereyi açarak küfür etmeler, sabırsızlık, sabırsızlık...

Yeri gelmişken, sabırsızlığa bir de örnek verelim. Tek şeritli yolda, kendi halinizde normal hızla seyrederken arkanızdaki sürücü, karşıdan arabalar vızıl vızıl geçmekteyken ve yollar tehlikeli dönemeçlerle dolu olduğu halde, ısrarla, her fırsatta önünüze geçmek istiyor...

Kırmızı ışık yandı, konvoyun en önündesiniz ve hareket etmek için yeşil ışığın yanmasını bekliyorsunuz. Daha sarı ışık yanar yanmaz arkanızdaki araç sahibi illa ki kornayı çalacak. Sanki bu bir kuralmış gibi!

Tüm bu saygı sınırlarını aşan davranışların altında yatan psikolojik etkenleri konuşacak veya yorumlayacak bir uzman değilim. Ama duyarlı bir sanatçı olarak, üzülmememin mümkün olmadığını ve bir an önce, yozlaşma olarak nitelediğim bu durumdan kurtulmamız gerektiğini söylemek istiyorum. Bunu da ancak gençlerimizi kültür ve sanata teşvik etmekle sağlayabileceğimize inanmaktayım.

Sevgili gençler, hiçbir şey insan hayatından daha önemli olamaz. Acele eden ecele gider demiş atalarımız. Bir de daha kötüsü var! Ölmeyip de sakat kalmak, ömür boyu başkalarının bakımına muhtaç olarak yaşamak gibi...

Ölüm ise belki sizin için kurtuluş olur. Ama arkanızda bırakacağınız yaşlı gözleri, sorumluluğunuzda olan, sevginize muhtaç insanları da düşünün...

Tüm bunları söylerken amacım sadece olumsuzluklarımızı yansıtmak değil aslında. Pek tabii ki olumlu yanlarımız da var. Amacım sadece gözlem, kıyas ve yorumun insan eğitimindeki önemini vurgulamaktı. Beni mutlu eden olumlu yanlarımız da var elbet. Örneğin toplum olarak sıcakkanlı ve kendini sevdirmesini bilen, şakacı bir yapıya sahip insanlarız, yabancı ülke insanlarının gözünde. Sanırım ki bunu da, Akdeniz ikliminde yaşamış olmamıza borçluyuz.

Atalarımız boşuna söylemedi, "çok okuyan değil, çok gezen bilir" diye. Bunu söylerken, elbette amacım kitabın önemini küçümsemek değildir; ancak kitabı da insanlar yazar. Eğer kitapta yazılanları görsel olarak takip edebilirsek bilginin doruğuna ulaşır, bilgili olmanın gerçek erdemini ve hazzını yaşarız. Kültürümüz artar, dünya görüşümüz gelişir, sevgi ve saygı kavramı anlayışımız gelişir.

(Deneme - Osman Bulun) 2006.

s.51-52-53

"Anılar, öyküler ve mesajlar"

***************

Eski alışkanlık

İnsanlardan kaçarken

Fark etmeden

Kalabalıklara koşuyorum

Eski alışkanlıklar

Kolay kolay terk edilmiyor

Biliyorsun...

S.S.

************

   1927 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
02 Aralık 2008, Salı   "SİZ" Adlı Sergi
27 Kasım 2008, Perşembe   Sonbahar...
17 Kasım 2008, Pazartesi   Biz de Dünyalı mı olduk
05 Kasım 2008, Çarşamba   İşyerinde iltifat/-sızlık
23 Ekim 2008, Perşembe   Satılık Bebek Yatağı
08 Ekim 2008, Çarşamba   Kıssadan hisse... Hasan Ali Yücel
07 Ekim 2008, Salı   "Durgun Anlar..."
23 Eylül 2008, Salı   Sen Aysın Ben Dünya
19 Eylül 2008, Cuma   Bildiriler
18 Eylül 2008, Perşembe   Kitap dünyası... Mucize Zeytin ve Yan Ürünleri...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5634 1.5744
1 STERLİN 2.2777 2.2946
1 EURO 1.9730 1.9869



YAZARLAR : .

Bener HAKERİ

Yağmur yere indi

Sevilay SADIKOĞLU

"SİZ" Adlı Sergi

Bedia BALSES

Hocaların Hocası: Ali Atakan

Cumhur DELİCEIRMAK

Rekabetin hazin sonu!





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital