|
Sevgili okurlarım, gelin bugün aşkı çağıralım, aşkı söyleyelim...
Sevelim, sevilelim, bugün aşık olalım...
Dünyaya, ülkemize, suya, toprağa, denize, gökyüzüne, çiçeklere, dağlara, ormanlara...

Yarının büyükleri çocuklarımıza aşık olalım bugün, kimin çocuğu olursa olsun farkeder mi?..
Gençlere, saflığa, güzelliğe, umutlara, geleceğe ...
Yaşlılara, geçmişlerine, yaşanmışlıklarına, anılarına, hüzünlerine, saygıyla, sevgiyle...
Gelin bugün hep birlikte, güzelliklere, bu yaşanası dünyaya aşık olalım...
Neden mi? Çünkü bahar geldi... Geldi de geçiyor bile... Her taraf pırıl pırıl...
Şairler, bestekarlar, ressamlar daha bir başka mı sever?.. Daha başka bir gözle mi görür sevdiklerini?..
Yürekleri bir başka mı atar yoksa?..
Ve bu fani dünyada bir başka hoş seda mı kalır onlardan acaba?..
Eşsiz sanatçı Zeki Müren bu dünyadan göç edeli on bir yıl doldu dolacak neredeyse... Oysa şarkıları hâlâ kulaklarımızda...
"Bir demet yasemen aşkımın tek hatırası
Bitmiyor ayrılık
Dinmiyor gönlümün hicran yarası
Ağlasam inlesem
Silinmez bahtın karası
Bitmiyor ayrılık
Dinmiyor gönlümün hicran yarası..."
Zeki Müren'in nihavent makamındaki bu şarkısını sanırım bilmeyeniniz yoktur.
Ve; kürdili hicazkâr makamındaki bu şarkısı da taptaze duygular aşılamıyor mu dinleyenlere... Zeki Müren çiçeklere mi aşıktı yoksa?
"Uzun yıllar bekledim
Hakikat oldu rüyam
Koklamaya kıyamam
Benim güzel manolyam
Nazlı çiçeğimsin sen
Sevdana dayanamam
Koklamaya kıyamam
Benim güzel manolyam..."
Bizim nesil işte bu şarkılarla büyüdü, bu şarkılarla yaşlanıyoruz...
Sevmeyi de sanırım zamane gençlerinden daha bir güzel beceriyorduk, becerebiliyoruz hâlâ...
Sabırla, saygıyla...
Bu günlerde yolunuz İstanbul'a düşerse, kaldırımlarda dolaşırken manolyalar bir başka kokuyorsa, rüyalarınızın hakikat olması yakındır demektir... Yeter ki sevmeyi bilin... Vakit geç olmadan...
Tıpkı Zeki Müren'in suzinak makamındaki bu şarkısında olduğu gibi:
"Şimdi uzaklardasın gönül hicranla doldu
Hiç ayrılamam derken kavuşmak hayal oldu
Sevda bahçelerinin çiçekleri hep soldu
Hiç ayrılamam derken kavuşmak hayal oldu"
Zeki Müren nereden geldi aklıma birden?.. Neden onun şarkıları kulaklarımda yankılandı?.. Yeri gelmişken onu ansak mı acaba? Kimdi? Geldi ve geçti bu dünyadan... Hepimizin gideceği yola... Hoş bir seda bırakarak ardında...
Sanatçı 6 Aralık 1933'de Bursa'da doğdu. Bu şehirde başladığı eğitimini İstanbul'da Boğaziçi Lisesi'nde tamamladı. İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi'nin Yüksek Süsleme Bölümü Sabih Gözen Atölyesi'nden mezun oldu. Desen çalışmalarını öğrencilik yıllarından başlayarak birçok kere sergiledi.
Zeki Müren Bursa'da Tamburi İzzet Gerçekler'den aldığı solfej ve usül dersleriyle musiki bilgileri öğrenmeye başladı. 1949'da, Boğaziçi Lisesi'nde okurken Agopos Efendi ile Udi Kirkor'dan aldığı derslerle de müzik eğitimini sürdürdü. Daha sonra, fasıl musikisini iyi bilen ve geniş bir repertuarı olan Şerif İçli'den çeşitli eserler meşk etti; refik Fersan'dan, Sadi Işılay'dan, Kadri Şençalar'dan yararlandı.
1950'de sınavla İstanbul Radyosu'na girdi. İstanbul Radyosu'nda 1951'de, canlı olarak yayımlanan bir programda ilk radyo konserini verdi; bu konseri çok beğenildi. Bundan sonra Türkiye radyolarında düzenli olarak okumaya başladı. Radyo programları on beş yıl sürdü; bunların çoğu canlı yayın programlarıydı. Müren bundan sonra kendini daha çok sahne ve plak çalışmalarına verdi. Alışılmış kalıpları zorlayan elbiseleri ve sahne davranışı ile halkın ilgisini sürekli olarak üstünde tutmayı başardı.
Zeki Müren altı yüzü aşkın plak, kaset, CD doldurdu. Plağa okuduğu ilk şarkı Şükrü Tunar'ın "Bir Muhabbet Kuşu" güfteli şarkısıdır. Müren 1955'te, "Manolyam" adlı şarkısıyla Türkiye'de ilk kez verilen Altın Plak ödülünü kazandı.
Zeki Müren Türkiye'de en çok konser veren ses sanatçısıdır. Bir yılda yüz konser verdiği dönemler olmuştur. Yabancı ülkelerde de birçok konserler verdi.
İki yüz dolayında şarkı besteledi. On yedi yaşındayken bestelediği "Zehretme Hayatı Bana Cananım" mısralarıyla başlayan acemkürdi şarkı bestelediği ilk şarkıdır. "Şimdi Uzaklardasın Gönül Hicranla Doldu" (suzinak), "Manolyam" (kürdilihicazkâr), "Bir Demet Yasemen" (nihavent), Gözlerinin İçine Başka Hayal Girmesin" (nihavent) güfteli şarkıları sık sık okunan, en sevilen şarkılarıdır. Müren bu şarkıları plaklara da okudu.
Zeki Müren 1954'de "Beklenen Şarkı" adlı filmde sinema oyunculuğuna başladı. Büyük bir ticari başarı kazanan bu filmden sonra şarkılarının çoğunu kendisinin bestelediği on sekiz filmde daha oynadı. 1955'te de Arena Tiyatrosu'nca sahneye konulan "Çay ve Sempati" adlı oyunda da başroldeki oyuncuydu.
Zeki Müren kalp rahatsızlığı ve şeker hastalığı yüzünden 1980'den sonra sahne hayatından ve musikiden uzaklaştı. Bodrum'daki evine kapandı, münzevi bir hayata başladı. 24 Eylül 1996 Çarşamba günü, TRT İzmir Televizyonu'nda kendisi için düzenlenen tören sırasında geçirdiği kalp krizi sonucu öldu. Cenazesi görülmemiş bir halk kalabalığının katılımıyla büyük bir törenle kaldırıldı. Mezarı, doğum yeri olan Bursa'dadır.
Az bir yol değildi sanatçının yürüdüğü yol... Sahnelerde geçen bir ömür yine sahnelerde son buldu... Ne mutlu ki ardında hoş bir seda bıraktı...
"Gözlerinin içine başka hayal girmesin
Bana ait çizgiler dikkat et silinmesin
İstersen yum gözlerini tıpkı düşünür gibi
Benden evvel başkası bakıp seni görmesin
Kıskanırdım seni ben kendi gözümden bile
Nasıl verirdim seni bir gün yabancı ele
Sana gelen yollarda daima beni bekle
Benden evvel başkası bakıp seni görmesin..."
******
Tanrı almaz mı öcünü
İnsan kanıyla beslenen dünya
Çocuk kemiklerini yutan toprak ana
Nasıl bir yazgıdır bu
Nasıl?
Söyle!
Tanrı almaz mı öcünü bunca günahın
Bir başka kavimden
Bir başka biçimde...
S.S.
|