Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Ölümlü trafik kazası,ağır cezada görüşülecek
Zorla yapmadım
Kuzuları çaldılar, köpeğin boğazını kestiler
'Ecstasy'ye 8 yıl
UBP Genel Sekreterini seçmedi
2009 da zor
Kıbrıs Kıbrıslılarındır

YORUMLANANLAR
Öğretmen dayağı polislik oldu [5]
Elektrikte yatırım katkı payı kaldırılıyor, akaryakıtta da indirim yapılacak [1]
Uyuşturucuyu çocuğuna taşıttı 2 yıl hapis cezası aldı [7]
Soyer: Orta noktayı bulacağız [1]
Pankart tartışması [4]
BES, LTB'de yaşanan sorunları sendikalarla tartıştı [1]
Samani: Narenciyecilerin sorunlarına duyarlı olun [1]
Oya Talat: Siyasetteki erkek egemen yapıyı kırmaya çalışıyoruz [1]
Bu yaklaşım, Kıbrıs Türk halkını bir kez daha büyük hayal kırıklığına uğrattı [2]
İsrail, KKTC'yi ayrı bir varlık olarak tanımıyor [4]
Eroğlu, ilk seçimde siyaseti bırakmak zorunda kalacak [9]
Avcılar dün siyah çelenk koydu, bugün de köpeklerle eylem yapacak [1]
Tavuri'nin tövbesi yine tutmadı [3]
Kanser olmak istemiyoruz [3]
Otellerde bayram bereketi [3]
Liste nihayet! [1]
Avcılar eyleme gidiyor [12]
Talat ve Hristofyas'a "camdan mumluk" [1]
Taksim Trio, Londra Caz Festivali'nde büyüledi [1]
Gökyüzünde Ay ile Venüs'ün muhteşem buluşması [1]



"Daha dün gibi"

Sevilay SADIKOĞLU

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   8 Ocak 2008, Salı Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

"Daha dün gibi" diyerek başlanır geçmişte yaşananlardan söz edilirken...

Geçmiş özlemdir çünkü. Geçmişte yaşananlar bir daha yaşanamaz diyedir bu deyiş.

Öylesi yakındır, öylesine özlenendir ki yaşananlar... Kimi pişmanlıklar...

Kimisini yeniden yaşamak istersiniz, çoğunu unutmak...

Yeniden yaşamak ya da unutmak... Önemli olan her şeyi fark ederek yaşamak...

Ya da "daha dün gibi" dememek, yaşandı ve bitti diyebilmek...

Önemli olan bugün. Önemli olan bu günü ölçe - döke, keşke dememek için en ince ayrıntıyı hesaplayarak yaşamak...

Pişmanlık duymadan dümdüz bir çizgide emin adımlarla yol almak... Alabilmek...

* * *

Geçenlerde dostlarla bir arkadaşımızın doğum gününde buluştuk.

Yaşının çok altında görünen arkadaşımız, olduğu yaşı ısrarımızdan dolayı açıklarken şöyle dedi; "Gençken günler çok çabuk ama yıllar zor geçerdi. Yaşlılıkta ise yıllar daha kısa, günler ise öyle uzundur ki, bir türlü geçmek bilmez..."

Gençlikte öylesine yoğun yaşanır ki her şey, geriye dönüp bakacak zaman kalmaz. Yapılacak öyle çok işiniz vardır ki...

Yıllar geçtikçe olgunlaşırsınız. Fiziksel olarak da, duygusal olarak da...

Özlediğiniz her şeyi anımsarsınız "daha dün gibi diyerek"...

Sanki daha dün yaşamışçasına...

Daha dün doğmuşçasına çocuk sanırsınız kendinizi oysa, hedefe öyle yakınsınız ki...

Türk halk müziği

Belirli bir yörenin yerleşik insanları tarafından üretilen, severek söylenen ve çalınan, o yöre insanının ortak yapıtı haline gelen ve kulaktan kulağa aktarılarak yaşatılıp günümüze kadar ulaşan müziklerdir. Bu müzikler yerel kültürlerin izlerini taşır ve yaratıcılarının adları çoğunlukla belirsizdir(Anonim).

Türk halk müziği, tarihin eski zamanlarından bugüne değin Anadolu ve Rumeli'de yaşamış bütün uygarlıkların, kendilerine özgü kültürel değerlerini biriktirerek ve yörelere göre kültürel farklılıkları içinde barındırarak oluşan ve sonuçta zenginlik ve çeşitliliği ile tüm dünyada ender görülen bir yapıdadır. Halk Müziği, bölgesel özellikleri bakımından çok çeşitlilik ve farklılık gösterse de, genel sınıflama açısından;

İstanbul ve Rumeli

Ege

Orta Anadolu

Güneydoğu Anadolu

Doğu Anadolu

Karadeniz

Akdeniz

olmak üzere yedi bölge içinde toplanarak incelenebilir. Bununla birlikte, aynı bölge içinde yer alan kimi kent, merkez ya da yöreler arasında da önemli farklar bulunabileceği gözden uzak tutulmamalıdır. Toplum hayatından kaynaklanan duygu, düşünce ve zevklerini işleyerek dile getiren, ait oldukları toplumun kültürünü yansıtan sözlü ve sözsüz ezgilerdir.

Örnek vermek gerekirse, "Ağlama gözlerim mevlam kerimdir" adlı türkünün Pir Sultan Abdal'a ait olduğu söylenir.

Gurbet elde bir hal geldi başıma

Ağlama gözlerim mevlam kerimdir

Derman arar iken derde düş oldum

Ağlama gözlerim mevlam kerimdir

Huma kuşu yere düştü ölmedi

Dünya Sultan Süleyman'a kalmadı

Dedim yare gidem nasip olmadı

Ağlama gözlerim mevlam kerimdir

Kağıda yazılmış ufak yazılar

Anadan ayrılmış körpe kuzular

Derdi olan yüreğinden sızılar

Ağlama gözlerim mevlam kerimdir

Kağıt yok ki yazam yare gönderem

Ya ben ahvalimi kime bildirem

Can tatlıdır uram kendim öldürem

Ağlama gözlerim mevlam kerimdir

Abdal Pir Sultan'ım böyle buyurdu

Ayrılık gömleğim biçti geyirdi

Ben ayrılmaz idim felek ayırdı

Ağlama gözlerim mevlam kerimdir

* * *

Nida Tüfekçi tarafından derlenen bir başka türkü ise şöyle;

Şen olasın Ürgüp dumanın tütmez

Kıratım acemi konağı tutmaz

Oğlum da pek küçük yerimi tutmaz

Cemalim Cemalim algın Cemalim

Al kanlar içinde kaldın Cemalim

Ürgüp'ten de çıktığımı görmüşler

Taşkadı'nın pınarına inmişler

Beni öldürmeye karar vermişler

Cemalim Cemalim algın Cemalim

Al kanlar içinde kaldın Cemalim

Cemal'in giydiği ketenden yelek

Al kana boyanmış don ile gömlek

Bize nasip değil ecelnen ölmek

Cemalim Cemalim algın Cemalim

Al kanlar içinde kaldın Cemalim

Bu türkü, öldürülen Cemal'e, karısı Şerife tarafından yakılmıştır. Şerife, 90 yıldan fazla yaşamış, 30 Kasım 1993 günü vefat etmiştir. 14-15 yaşlarında Cemal'le evlenmiş, mutlu geçen birkaç yılı Cemal'in öldürülmesiyle sona ermiş, bu hadiseden sonra bir oğlu ile ortada kalmıştır. Cemal'in öldürülme hadisesi şöyledir:

Ürgüp'ün Karlık köyünün eşrafından ve varlıklı bir ailesinden olan Cemal, kalleşlikle öldürülür. Herkesçe sevip sayılan Cemal'in ölümüne yanmayan kalmaz. Eşi Şerife acılarını yaktığı ağıtla hafifletmeye çalışır. Yetim kalan oğlu Mustafa da, birkaç yıl sonra hasat zamanı bir atın tepmesi sonucu ölmüştür.

Ağıt, Şerife'nin ikinci kocası Hayrullah'ın sonraki yıllar Refik Başaran'a "Herkese bir türkü okudun ama, bana okumadın." diye sitem etmesi üzerine Cemal adlı türkü plağa okunur. Cemal Hayrullah'ın aynı zamanda amcasıdır. Onun öldürülüşü Şerife kadar Hayrullah'ı da etkiler. Hayrullah, Şerife'nin türkünün her çalınışında gözünden iplik iplik yaşlar akıtmasını, Cemal'i bir türlü unutamamasını daima anlayışla karşılamıştır.

toprak güldü

mavi yağdı bu sabah yağmurlar

gece zifiri karanlıktı

uyandı dünya

yeni bir sevda sabahına

kızardı ufuklar

utandı seher vaktinden

tac oldu gökkuşağı aşıkların başına

sustu kuşlar, sustu sesler

sustu evren sevdaya saygısından

mavi yağdı bu sabah yağmurlar

toprak güldü...

   2197 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
02 Aralık 2008, Salı   "SİZ" Adlı Sergi
27 Kasım 2008, Perşembe   Sonbahar...
17 Kasım 2008, Pazartesi   Biz de Dünyalı mı olduk
05 Kasım 2008, Çarşamba   İşyerinde iltifat/-sızlık
23 Ekim 2008, Perşembe   Satılık Bebek Yatağı
08 Ekim 2008, Çarşamba   Kıssadan hisse... Hasan Ali Yücel
07 Ekim 2008, Salı   "Durgun Anlar..."
23 Eylül 2008, Salı   Sen Aysın Ben Dünya
19 Eylül 2008, Cuma   Bildiriler
18 Eylül 2008, Perşembe   Kitap dünyası... Mucize Zeytin ve Yan Ürünleri...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5634 1.5744
1 STERLİN 2.2777 2.2946
1 EURO 1.9730 1.9869



YAZARLAR : .

Bener HAKERİ

Yağmur yere indi

Sevilay SADIKOĞLU

"SİZ" Adlı Sergi

Bedia BALSES

Hocaların Hocası: Ali Atakan

Cumhur DELİCEIRMAK

Rekabetin hazin sonu!





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital