İsmet Tatar'ın sergisi
EMAA, 18 Eylül-17 Ekim tarihleri arasında sürecek olan "Sanat LefkoşA'da" başlıklı etkinlikleri ile Lefkoşa surlariçine ilgi çekmeyi, sanatçıların deneysel ve yeni üretimlerini sergileme imkanları yaratmayı, sanatı sokağa ve alışveriş mekanlarına taşımayı, küratörlerle çalışarak nitelik artışlarını ve uluslararası çağdaş sanat örneklerini çoğaltarak toplumla buluşturmayı, ayrıca Rum sanatçılara daha çok yer vererek var olan ilişkileri artırmayı hedefliyor.
Bu amaçla İsmet Tatar'ın "durgun anlar" adını verdiği sergisi 7-17 Ekim, 2008 tarihleri arasında gezilebilecek. Lefkoşa Saçaklı Ev'de yer alacak serginin açılışı saat 18.00'de yapılacak.
Sanatçı İsmet Tatar sergisi için şunları söyledi:
"Geçmiş iki sergideki eserlerde "Toprak"la hesaplaşmanın ardında "Tapusuz Toprak"tan yola çıkarak, farklı teknikleri denediğim ve "Durgun Anlar" diye isimlendirdiğim resimlerde, yavaş yavaş konudan kaçışın arandığı gözlemlenebilir.
Asıl aranan: Durgun Anlar
Derin bir solukla ciğerlerimizi doldurduğumuz durma noktası
Ve sonrası ağızdan çıkacak derin oh... rahatlama arzusu...
Belli zamandan beridir kağıt hamuru ve atık kağıtlarla çalışmalar yapıyordum. İAPMA'ya üye olduktan sonra katıldığım workshoplar neticesinde, kağıda olan ilgim daha da arttı. Kağıdın bir sanat malzemesi olarak kullanımındaki sonsuz seçenek ve dönüşümlü olarak kullanılabilmesi çok heyecan verici.
Kendi ürettiğim kağıdı bir sanat malzemesi olarak kullanmak işin başka bir boyutu.
Şimdi kağıda başka malzemelerin de girmesi ile çalışmalar görsel bir şölene döndü.
40X40 cm. kanvas üzerine kolaj tekniğindeki çalışmalarda, çay poşetlerini bu kez hacimsel olarak değil, sadece kağıtlarını kullandım ve tapusuz toprak göndermelerini de geri planda bıraktım.
Kağıt hamuru ve kafes teli ile üçüncü boyuta varan işlerde, düz zemin üzerine içerik olarak koyamadıklarımı, rulo formu ile ifade etmeye çalışıyorum.
Rulo: kendi üstüne kapanma,
Başlangıç noktasına dönme,
Kendi içine yönelme,
Dünyanın tekrarının efsanesi olarak yorumlanabilir.
Rulo formuna ben, siyasi-toplumsal-kişisel bütün problemleri koyup kapamak istedim."
Bizim nesil
Çocukken yaşadığımız sokak çatışmalarını saymazsak, onyedi yaşında, kendimizi 21 Aralık 1963 savaşının içinde bulduk.
Erkek arkadaşlarımızın ellerine birer silah verdiler, ağızlarına sigara...
Gece nöbete gönderdiler, gündüz okula...
Yılsonunda hepimiz mezun olduk.
Kızların çoğu Türkiye'ye üniversiteye gitti.
Kimimiz kendi kendimizi yetiştirdik sessiz sedasız, kimimiz uzak ülkelerde kaybolup gittik...
Erkekler mevzilere dağıldı.
Yıllar birbirini kovaladı...
Kardeşlerimiz, çocuklarımız ellerine verilen silahları bir türlü bırakamadı...
İşte böyle... bizim gençliğimiz böyle başladı. Kavgalar, savaşlar, yarınsız yaşamalar...
Biz bittik, kavgamız bitmedi hâlâ...
Savaşlar olmasaydı, her şey daha başka olacaktı, mutlaka...
Yaşandı ve bitti...
Martılar balıkçılara şarkı söylüyordu
Ben susuyordum.
Bir yanıp bir sönüyordu deniz feneri,
Seyrediyordum...
Gelmeyeceğini bile bile
Seni bekliyordum,
Özlüyordum...
Dalgalar kumlarla sevişiyordu
Çakıl taşları hasetinden çatlıyordu,
Ben gülüyordum...
s.s.
|