|
Yazmak bir ağrıdır başka hiçbir şey. Yazdıkça anımsarsın, yaşarsın yeniden yazdıkça. Unutmaya yasaklıdır beyninin her hücresi, çünkü malzemendir hayata dair gördüklerin, tattıkların ve değdiklerin. Hiç de boşalmaz içindekiler yazdıkça, hiç de azalmaz. Yazdıkça yeniden çoğaltırsın ne varsa içinde. Ne varsa çoğul olur oracıkta. Gözlerini tekrardan dolduran bir sudur yazmak. Aklına yeniden getirendir. Yazdıkça, önüne varını yoğunu koymak ve aynalar yığmaktır ömrünün yüzüne. Bazen aptallığını fark etmek, bazen güzel bir şeyi nasıl görmezden geldiğinle karşı karşıya gelmektir. Büyük, çok büyük cesarettir yazmak.
Yazmak ağrıdır başka hiçbir şey. Ağlamak gibi değil. Bağırıp çağırmak, kusmak, ya da deliler gibi şarkı çağırmak gibi de değil yazmak. Ağlarsın ve rahatlarsın çünkü. Ağlarsın ve gider sana ait olmayanlar. Oysa yazdıkça daha çok senin olur yazdıkların. Daha çok senin olur hissettiklerin, gitmezler. Daha masraflı olur yaşamak. Beş duyu organına kene gibi yapışanlar, sana danışmadan coğrafyana demir atanlar, benler, senler, o'lar, bizler, sizler, onlar derken koca bir hapishaneye dönersin bir süre sonra, içine düşenlerin hepsinin müebbet olduğu. Üşümüş bir göğüs gibi diklenir sende olanlar! Yazarsan eğer, imkanı yok, unutamazsın.
Unutamazsın, çünkü hatırlatmak zorundasın bazen, küçük alıntılar yapmak eskilerden. Vücudunun kıvrımlarının her çizgisinde, hücrelerinin mahzenlerinde, parmak uçlarında ve dudağının günahlarında, tüm izlerin elebaşlarını tutmak zorundasın. Yaşamak ve yazmak bir şahitliktir çünkü. Yaşadım deyip basıp gidemezsin. Yazdım deyip noktalayamazsın. Dolgun cümleler gerekir bazen, ağızbirliği etmiş kelimeler, senin tarafını tutan fiiler... Yaşamaktan yana bir oy'un olmalı, dolgun ve ağır, çekimser oynayamazsın. Yazarsın ve üzerinden daha bir gidersin ne varsa biriken sende.
Yazmak ağrıdır, başka da hiçbirşey! İki defa yaşamaya baş eğmektir. İki defa ağrımaya, iki defa ayrılmaya, iki defa aşağılanmaya, hüzne aşılanmaya baş eğmektir. Ne yazdıysam iki defa yaşadım ben. Çünkü yazdım yaşadıklarımı, yaşananları ve yaşanmasaydı'ları. Ne geçtiyse iki defa geçti benden.Ne olduysa bu memlekette, ne geldiyse başına Irak'ın,iki defa oldu bende...Bir gördüm, bir yazdım.Bir öptüm bir yazdım.Bir gömdüm bir yazdım.Bir korktum bir yazdım.Bir okudum bir yazdım.İki defa geçti başımdan her şey...
Yazmak ağrıdır başka hiçbirşey.Sessiz bir uğultudur kendi çapında, kendi çapında zincirini koparmış bir fırtına...Vanası parçalanmış bir gemi.Yazansa bir katran gibi denize akan biri.Ağrıdır ve ağırdır.Yazmak, rahatlamak değildir.Yaşamayı yüklenmektir.Hayatı bir daha yaşamaya, her şeye rağmen, cesaret göstermektir...
***************
Edebiyat dünyasında yeni bir oluşum yeni bir dergi:
FORUMEDEBİYAT'IN 2. SAYISI ÇIKTI!
Bir yanda edebiyat dergilerinin ne kadar alıcı bulduğu gerçeği, diğer yanda internet ortamında edebiyata olan şaşırtıcı ilgi. Yazı ve şiir paylaşımları yapılan onlarca hatta yüzlerce site.
Bu paradoks içinde yeni bir edebiyat dergisiyle daha karşılaştık; FORUMEDEBİYAT...
Aslında dergi ismini web sitelerinden alıyor. Yani basılı bir dergiye olan yolculuk edebiyat forum sitesinden başlamış. Edebi paylaşımların yapıldığı site www.forumedebiyat.com
Derginin çıkış amacı da zaten, internet ortamında yazı ve şiirlerini paylaşarak kendilerini ifade eden amatörlerle buluşmak. Her ne kadar amatör edebiyatçılara ulaşmayı hedefleyen bir anlayışla yola çıkıldıysa da, dergide Cezmi Ersöz, Eflatun Nuri, İhsan Topçu, Cemal Şener, Cihan Demirci, Yelda Karataş, Hatice Özbay, Kerem Alışık, Ali Erdoğan, Mustafa Bilgin, Bülent Karaköse, Erhan Tığlı gibi tanınmış ve usta kalemler göze çarpıyor.
Derginin ikinci sayısında Sait Faik dosyası var. Ünlü öykücüyü bugüne kadar duyulmamış yönleriyle okuyabilirsiniz. Bu arada Cezmi Ersöz'ün, amatör şairlerin şiirlerini yorumladığı bölüm de var dergide... Ayrıca, birçok yazardan yazılar, usta şairlerden şiirler ve amatörlerden de onlarca şiiri okumak mümkün.
Güngör Kabakçıoğlu, İbrahim Ersaraç, Aziz Yavuzdoğan, Ercan Akyol, Haslet Soyöz, Vahit Akça, Cihan Demirci, Bülent Karaköse, Mustafa Bilgin, Şevket Yalaz, Ekrem Borazan ve Nuray Çiftçi gibi Türkiye'nin tanınmış karikatürcülerinin çizgileri de dergiye ayrı bir renk katmış...
"Kültür, sanat ve hayat" sloganıyla Eskiay Yayıncılık'tan üç aylık periyodla yayım hayatına başlayan derginin genel yayın yönetmeni Aziz Yavuzdoğan... 1989-90 yılları arasında Kıbrıs Gazetesi'nde de görev yapan Yavuzdoğan, benim aracılığımla Kıbrıslı edebiyatçıların da dergiye yazılarını, şiirlerini beklediklerini iletti... FORUMEDEBİYAT dergisinin Kıbrıs temsilcisi olarak, yazılarınızı ve şiirlerinizi mail adresime (beste@ bestesakalli.com) ulaştırmanızı bekliyorum. Eminim yazdıklarınız için de harika bir başlangıç olacaktır...
**********
■ Sanat ne kadar uzun tanrım, hayat ne kadar kısa.! Goethe
■ Sanatı duyan insanlarla, sanatı anlayan insanlar çoktur; ama sanatı hem duyan, hem de anlayan insan pek azdır . G.S. Hilard
■ Sanatçıya iki göz yetmez. Lamartine
■ Sanatın düşmanı bilgisizliktir. Ben Johnson
***************
Görmesin Ülkem Beni
Al beni git
Öyle böl sana
Görmesin ülkem beni parçalanırken bir daha
Aşkla fısıldaşırken,
Yüz verirken ahenkli şiirlere, görmesin sakın!
Görmesin bu defa
Gölgem peşime düşmeden git
Sezmeden yalnızlık beni
Devriye gezmeden göçmen kuşlar tenimin harap sokaklarında
Devreye girmeden küçüklüğüm daha fazla, al beni git
Öyle böl sana
Görmesin ülkem beni parçalanırken bir daha
Beste SAKALLI
Posta Kutusu
Aska gelmek mi gerek?
Aşkı terk mi etmek bilmiyorum?
Tüm bildiklerim kelepçelere vuruldu.
Hangi Tanrıya dokunsam kan revan
Ustası değilim belki bu hayatin,
Çıraklığına da olabildiğince uzağım.
Sen suyu çürütüyordun usta
Ben suyun ardında gizli yasanmış sevişmelerimi....
***
Bir uçurumun öpücüğündeyim
Salınarak adımlarımı sayan dilberin acısıyla yaşıyorum
Bana bir kez gül sevgili...
Gerisi keşkelerimin arasında gizli kalsın....
Teşekkürler Hazan
|