Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Ölümlü trafik kazası,ağır cezada görüşülecek
Zorla yapmadım
Kuzuları çaldılar, köpeğin boğazını kestiler
'Ecstasy'ye 8 yıl
UBP Genel Sekreterini seçmedi
2009 da zor
Kıbrıs Kıbrıslılarındır

YORUMLANANLAR
Öğretmen dayağı polislik oldu [5]
Elektrikte yatırım katkı payı kaldırılıyor, akaryakıtta da indirim yapılacak [1]
Uyuşturucuyu çocuğuna taşıttı 2 yıl hapis cezası aldı [7]
Soyer: Orta noktayı bulacağız [1]
Pankart tartışması [4]
BES, LTB'de yaşanan sorunları sendikalarla tartıştı [1]
Samani: Narenciyecilerin sorunlarına duyarlı olun [1]
Oya Talat: Siyasetteki erkek egemen yapıyı kırmaya çalışıyoruz [1]
Bu yaklaşım, Kıbrıs Türk halkını bir kez daha büyük hayal kırıklığına uğrattı [2]
İsrail, KKTC'yi ayrı bir varlık olarak tanımıyor [4]
Eroğlu, ilk seçimde siyaseti bırakmak zorunda kalacak [9]
Avcılar dün siyah çelenk koydu, bugün de köpeklerle eylem yapacak [1]
Tavuri'nin tövbesi yine tutmadı [3]
Kanser olmak istemiyoruz [3]
Otellerde bayram bereketi [3]
Liste nihayet! [1]
Avcılar eyleme gidiyor [12]
Talat ve Hristofyas'a "camdan mumluk" [1]
Taksim Trio, Londra Caz Festivali'nde büyüledi [1]
Gökyüzünde Ay ile Venüs'ün muhteşem buluşması [1]



MERKEZ BANKASI "İNCE AYARI" ŞART OLDU

Mustafa BESİM

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   29 Haziran 2007, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

2007 yılı ilk yarısında ekonomide çok belirgin bir şekilde bir yavaşlamanın olduğu herkes tarafından kolaylıkla hissedilmektedir. 2003'de %12,6, 2004'de %15,4 ve 2005'de %13,5 oranındaki çok yüksek büyüme, 2006 yılında düşüşe geçmiş ve kesin olmayan rakamlarla % 6-7 civarında bir büyüme gerçekleşmiştir. Ekonomideki yüksek oranlı büyümenin en önemli bacağını inşaat sektörünün sağlandığı ortadadır ki bu sektörde yaşanan durağanlık ile ekonomi belirgin bir şekilde hız kesmiştir.

Bu hız kesme, en azından şimdilik, ekonomide gerileme var veya resesyon var anlamına gelmemelidir. Bu bir yavaşlamadır. Fakat tedbirler alınmaz, bu kötüleşen durum iyi yönetilmez ise, bu yavaşlama durmaya ve nihayetinde de ekonomide küçülmeye dönüşebilir!

Başta inşaat olmak üzere çoğu sektörlerde yaşanan talep düşüşü Maliyenin gelirlerini azaltmıştır. Diğer taraftan kamu harcamalarının artması, Maliyenin gelir artırıcı önlemler almaya zorlamıştır. Hâlbuki yavaşlayan ekonomiye genişletici makroekonomik politikalar düşünülmelidir. Fakat bunu yapmak için kaynağa ihtiyaç vardır. Bu da Maliye kasasında yok gibi görülmektedir.

Yavaşlayan ekonomi doğal olarak nakit sıkışıklığını da beraberinde getirmiştir. Birikim ve kazançlarını arsa fiyatları artacak beklentisiyle toprak, ham madde ve makine-teçhizata yatıran inşaat şirketleri ve ilgili alanlarda faaliyet gösterenler; beyaz eşya satıcıları, inşaat malzemesi satıcısı ve diğerleri, ellerindeki parayı tükettiler ve günlük cari işlemlerini bile karşılayamayacak duruma geldiler. Bu tipik likidite sorunlu piyasanın acil nakit girişine ihtiyacı vardır.

Bence bu sorunu etkili ve hızlı bir şekilde kısa vadede aşmanın yolu, para politikalarının devreye sokulmasıyla olur. Parasal sorunlar bu çerçevede ancak para politikası ile çözülebilir düşüncesindeyim.

Tabi ki ekonomimizin yapısal sorunları da vardır. Bunun için Hükümetin iradesini ortaya koyması ve başta kamu maliyesi olmak üzere gerekli yapılandırmaları bir vizyon, strateji ve gerekli bütçeyi de ortaya koyarak gerçekleştirmesi gerekmektedir. Yapısal tedbirler alınsa bile bunların piyasaya yansımaları hemen olmaz. Bizim bu aşamada piyasadaki likidite sıkıntısını aşmak için daha etkili ve hemen sonuç alınabilecek enstrümanlar üzerinde yoğunlaşmamız gerektiği görüşündeyim.

Vargın Varer geçen hafta köşesinde KKTC'de likidite sorununun Merkez Bankasının reeskont kredileri ve munzam karşılıklarının düşürülmesi ile çözümlenemeyeceğini anlattı. Bunun nedeninin KKTC'de piyasaya yalnızca yerel bankaların ilgi göstermesi ve bunların da, yasal kredi limitleri nedeniyle piyasaya ancak sınırlı likidite sağlayabilecekleri olduğunu belirtti.

Gelinen bu aşamada piyasaya sınırlı da olsa likidite sağlamanın bu aşamada çok faydalı olacağı görüşündeyim. Bu bağlamda kredi verme imkânlarının zorlanması ve bir şekilde sisteme likidite girmesi yollarının bulunması gerekmektedir.

Bankalar Birliğine göre, ülkemizdeki fon lama maliyetlerinin hala daha çok yüksektir. Bunların temelinde disponibilite oranının %10, munzam karşılık oranın YTL için %9, döviz için %10 olmasıdır. Bunun yanında disponibilite'ye dâhil olan, bankaların bulundurmak zorunda oldukları %2 oranındaki Kalkınma Bankası tahvilleri vardır. Tabi ki bunlar bir taraftan bankaların ve dolayısıyla sistemin daha güvenilir olmasını sağlarken diğer taraftan da bankalara ek maliyetler getirmektedir. Bu maliyetler de dolayısıyla kredi faizlerine yansımakta, bankaların plasmanını sınırlamaktadır.

KKTC'deki bankacılık sektörü özellikle 2002 yıllından itibaren gerekli yasal düzenlemelerin yürürlüğe girmesi, Merkez Bankasının daha özerk duruşu, verimli ve etkin denetimleri sayesinde piyasada güven kazanmıştır. Bu güven rakamlarla da ortadadır.

Güven kazanmış ve güçlü durumda olan bankacılık sisteminin piyasadaki bu likidite sıkışıklığına fon lama maliyetlerini gözden geçirerek, gevşetici politikalarla sınırlı da olsa katkı koyabileceği görüşündeyim. Tabi ki bu iyi değerlendirilmeli ve fazla geç olmadan mümkünse hayata geçirilmelidir.

Bence Merkez Bankasının ticaret sektörüne uyguladığı reeskont YTL kredi faizini %33'den %25'e düşürmesi mutlaka ticaret edenlerin kredi erişimlerini artıracak ve en azından cari işlemleri için gereken likiditenin bir kısmını sağlayabilecektir. Bunun yanında disponibilite oranına dâhil olan %2 Kalkınma Bankası tahvili tutma zorunluluğunun kaldırılması, yani disponibilitenin %8' e düşürülmesi de bankaların kredi verme imkânlarını az da olsa artırabilecektir. Munzam karşılık oranın da belirli bir ölçüde azaltılması bankaların maliyetlerinin gerilemesine yardımcı olacak ve piyasaya nakit akışına katkı koyabilecektir.

Yukarıda verdiğim rakamsal örnekler tabi ki tam doğru olmayabilir. Fakat bu aşamada, yaşadığımız bu likidite darboğazından çıkmanın yolları olabileceğine ve en azından bu yönde politikalar geliştirmemiz gerektiğine örnek teşkil etmektedir.

Sonuçta, Merkez Bankasının gerçekleştirebileceği bu tür "ince ayarların" piyasadan olumlu tepkiler alacağı görüşündeyim. Bunun ötesinde, bu düzenlemelerin Merkez Bankasına ve sisteme getireceği ek risklerin (maliyetlerin), likidite sorununun aşılmasına sağlayacağı katkı ve faydalardan çok daha az olacağı düşüncesindeyim.

En azından KKTC'nin önemli bir ekonomik kurumu, uygulayacağı gevşetici, genişletici politika sayesinde, piyasadaki beklentilerin olumlu yönde gelişmesine ve oluşmasına katkı koyabilecektir.

   1885 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
28 Kasım 2008, Cuma   2009 BÜTÇESİYLE KRİZ AŞILIR MI?
21 Kasım 2008, Cuma   GÜVEN VE TALEP
14 Kasım 2008, Cuma   DESTEK ARZA MI TALEBE Mİ?
07 Kasım 2008, Cuma   BAĞIMSIZ İSTATİSTİK BİRİMİ
31 Ekim 2008, Cuma   "BUGÜNLERDE HERKES SOSYALİST"
24 Ekim 2008, Cuma   BAĞIMLILIK NEREYE KADAR?
17 Ekim 2008, Cuma   KENDİ YAĞIMIZLA...
10 Ekim 2008, Cuma   KÜRESEL EKONOMİK GERİLEME
26 Eylül 2008, Cuma   İYİ HABER!
19 Eylül 2008, Cuma   MEVCUT BÜTÇE YAPISIYLA YAŞAM KALİTEMİZ ARTAMAZ



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5634 1.5744
1 STERLİN 2.2777 2.2946
1 EURO 1.9730 1.9869



YAZARLAR : .

Bener HAKERİ

Yağmur yere indi

Sevilay SADIKOĞLU

"SİZ" Adlı Sergi

Bedia BALSES

Hocaların Hocası: Ali Atakan

Cumhur DELİCEIRMAK

Rekabetin hazin sonu!





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital