Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Eroğlu, parti meclisini de silme kazandı
Hükümet yazı görmez
5 AIDS vakası var
2009 da kurak
Pakistan'dan yatırım girişimi
Burhan Nalbantoğlu Hastanesi Üroloji Servisi'nde bir ilk daha
Vadili Belediye Başkanı, savcılığa şikayet edildi

YORUMLANANLAR
Hiçbir şeyin değişmediğinin göstergesi [1]
Eroğlu, parti meclisini de silme kazandı [1]
Hükümet yazı görmez [2]
Geri döndü [6]
Gönyeli emaneti geri aldı: 0-2 [1]
ZEYTİNYAĞLI İNGİNAR [1]
Çağın vebası AIDS [1]
Hatay [1]
12 yaşında, cinsel ilişkisi cep telefonuna kaydedilip tehdit edilen çocukları tedavi ediyorum [3]
BKP'den bir heyet Brüksel'e gidiyor [1]
Ambargolular Grubu'ndan kanlı haritaya tepki [1]
Maraş'a dönüş, hemen şimdi [5]
KKTC var olmaya devam edecek [2]
KTÖS:Nüfus akışından dolayı okullarda olumsuzluklar yaşanıyor [1]
Tam teşekküllü müzakereyi gerçek anlamda yürütmüyor [1]
Cumhurbaşkanına internette hakaret eden gençler tutuklandı [12]
Ölümlü trafik kazası sanığına 3 ay hapislik [5]
Sporun ruhu öldü! [6]
Keklik ve turaç avı yasaklandı [5]
Güneye 6 milyon euroluk ihracat [1]



KOSAVA, KARADAĞ VE KKTC'DE EURO'YA GEÇİŞ

Mustafa BESİM

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   21 Eylül 2007, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Kosova ve Karadağ örnekleri, Kıbrıs konusunda belli siyasi tartışmalarda referans olarak gösterilmesi yanında, özellikle 2002 yıllarından sonra tek taraflı EURO'yu kullanmayı tercih etmeleriyle ekonomik ve para politikaları konularında da atıfta bulunulan ülkeler haline gelmişlerdir.

1999 yılından itibaren eski Yugoslavya'dan ayrılan Kosova'nın para yönetimi için ne kendi parasını basacak ne de para politikalarını belirleyecek merkez bankası vardı. O günün şartlarında, Yugoslavya dinarının güvenirliliğinin kalmaması, yüksek oranda Alman markının piyasada dolaşması, Almanya'da çalışan Kosovalıların ülkelerine Mark göndermeleri, Kosova'nın Markı resmi para olarak kabul etmelerine neden olmuştur. Siyasi geleceği daha tam olarak belli olmayan Kosova, kendi parasını basmak yerine, istikrarlı bir parayı kullanmaya karar vermiştir. Kosova'da yaşananlara benzer gelişmeler Karadağ'da da yaşanmış, kredibilitesini kaybeden Sırp dinarı yerine basılan "süper dinar"da işe yaramayınca 1999 yılında Karadağ otoriteleri de Markı resmi para birimi olarak ilan etmişlerdir.

2002 yılında Mark'ın tarihe karışması ile bu iki ekonomi de otomatik olarak Euro'ya geçtiler. Ortaya çıkan ilginç durum, bu iki ekonominin Avrupa Birliği üyesi olmadan ve parasal birliğe dâhil olabilmek için AB'nin koyduğu ağır ekonomik kriterleri yerine getirmeden Euro'yu kullanmaya başlamaları ve bunu tek taraflı (unilaterally) olarak, AB'nin ilgili kurumlarının onayını almadan yapmalarıdır.

Peki, böylesi benzer bir iradeyi Kıbrıs Türk Halkı da göstermelimidir? Siyasi boyutu bir tarafa, burada önemli olan, kısmen De facto olarak dövize geçmiş KKTC ekonomisinin tek yanlı (unilaterlally) olarak tamamen Euro'ya geçmesinin ekonomik sonuçları nelerdir? Kıbrıs Türk halkının Euro'ya geçmesi yararına mı zararına mı olacaktır?

Bu konuda yapılan akademik çalışmalara, ki pek yoktur, bakıldığında, özellikle son yıllarda finansal enstrümanların gelişmesi, nakit para kullanımının azalması, para piyasalarının küreselleşme sürecinde daha başarılı entegre olmaları, dünyada kabul gören istikrarlı paraya geçmenin daha düşük maliyetli olduğunu ortaya koymaktadır. Daha da önemli bir tespit, küçük ve istikrarlı ekonomilerin parasal birliklere katılımının faydalı olacağı düşünülürken, belli şoklara karşı para politikaları kullanması gereken daha az istikrarlı ekonomilerin ise kendi paralarından vazgeçmelerinin doğru olmayacağıdır.

Kendi paralarından memnun olmayan veya paraları hiç olmayan ekonomiler, kabul görmüş paralara belli ekonomik kazanımlar bekledikleri için geçmişlerdir. Bu beklentiler içerisinde piyasalarında fiyat istikrarının sağlanması, ilgi duydukları mal ve hizmet piyasalarına daha hızlı yanaşabilmeleri ve entegre olmaları, fiyat şeffaflığı ile bozdurma (çevirme) maliyetlerinin ortadan kalkmasıyla rekabetin artırılması gibi, temel ekonomik kazanımlar vardır.

Bu beklentiler ışığında KKTC ekonomisine bakmaya çalışalım.

1- Fiyat İstikrarı ve Enflasyon

En önde gelen tartışma konusu, Euro'ya geçiş ile enflasyon sorunun büyük ölçüde çözüleceği ve mal ve hizmet piyasalarında fiyat istikrarının sağlanacağı yönündedir. Ülkemiz tarihinde yaşanan yüksek oranlı enflasyonun temelinde TL kullanımı vardır. Yalnız son yıllarda TL'nin istikrara kavuşmasıyla, aslında ülkemizde yaratılan enflasyonun tamamen TL'den kaynaklanmadığı ortaya çıkmıştır. 2005 yılında KKTC'de enflasyon %2,7 olan, Türkiye'de % 7 oranında gerçekleşirken, 2006 yılında KKTC'de % 19,2, Türkiye'de ise %9,6 oranında gerçekleşmiştir. Bu da bizlere yaşadığımız enflasyonun tamamen TL'den kaynaklanmadığını ispat etmektedir. Özellikle emek piyasasındaki (kamunun maaş politikası) yapısal sorun ile mal ve hizmet piyasalarımızdaki erişim sorunu (gerek Türkiye'ye gerekse Güneye tam anlamıyla entegre olmaması) fiyat istikrarında sorunların olabileceğini göstermektedir. Genelde YTL'den daha istikrarlı ve güçlü bir para kullanılacağından, YTL risk priminin elimine edilmesiyle, Euro'ya geçişin KKTC'de enflasyon ve fiyat istikrarına olumlu yönde katkı koyacağı görünmektedir.

2- Düşük ve istikrarlı faiz oranları

Diğer bir argüman, Euro kullanımıyla faizlerin gerileyeceği ve bunun yatırımı tetikleyeceği yönündedir. Şunu belirtmek gerekir ki mevcut Bankacılık sisteminde istediğiniz para cinsinden borçlanabilir veya tasarruf aracı olarak mevduat tutabilirsiniz. Dolayısıyla Euro'nun borçlanma maliyeti hale hazırda piyasa tarafından belirlenmiştir. Bildiğiniz üzere faiz (nominal) o ülkenin ekonomik durumu ve ekonomisi ile ilgili beklentilerin belirlediği getiri oranı (reel faiz), risk primi (siyasi dâhil) ve yine o ekonomide beklenen enflasyonla belirlenir. Bizlerin Euro'ya geçmesiyle adadaki siyasi sorundan dolayı oluşan risk priminin azalacağını, reel faizlerin gerileyeceğini beklemiyorum. Özellikle uluslararası sermaye piyasalarına erişimi olmayan finans sistemimizde, borçlanma maliyetlerinin yüksek oranlarda devam edeceğini düşünüyorum. Burada bir ölçüde enflasyondaki beklentilerin olumlu gelişmesi Euro maliyetini azaltabilir ki bu da kanaatimce minimaldir. Ülkedeki faiz oranı ancak ekonomik ve siyasi beklentilerin olumlu yönde gelişmesi, mülk gibi komplike sorunların aşılması ve uluslararası sermaye piyasalarına erişimin kolaylaşmasıyla gerileyebilecektir.

3- AB ve Dünya ile Ticaretin artması

Peki, Euro kullanımı, gerek Güney gerekse AB ile olan ticaretimize olumlu katkı sağlayabilir mi? Hiç kuşkusuz, mal ve hizmetlerin aynı para cinsinden fiyatlandırılması, iki piyasa arasındaki fiyat şeffaflığına katkı saylayacak ve rekabet koşullarını olumlu etkileyebilecektir. Fakat bu olumlu katkı ne kadar olabilir? Özellikle Yeşil Hat Tüzüğü kapsamının dar olması ve Rum tarafının bu tüzük çerçevesinde ticaretin geliştirilmesi için yapıcı olmaması, faydanın sınırlı olacağını göstermektedir. Aynı sorun, diğer AB ülkeleri içinde direk mal satımının olmamasından dolayı yaşanabilecektir. KKTC'nin Euro'ya geçmesiyle Türkiye ile bir sorun yaşayacağımızı düşünmüyorum zira hâlâ hazırda çoğu faturalar, gerek Euro gerekse Amerikan Doları cinsi paralardan hazırlanmaktadır.

Hiç kuşkusuz, böyle bir projenin sağlam finansmana ihtiyacı vardır. Bugün AB üyesi ülkelere baktığımızda Euro bölgesine dâhil olmak için uzun soluklu bir süreçten geçerek, ancak belirlenen kriterleri yerine getirdikten sonra Euro'yu kullanabilmektedirler. Bütün bunlar siyasi irade ve finansman gerektirir. Kendi ayakları üzerinde duramayan bir mali yapıya sahip KKTC'nin böylesi bir projeyi üslenmesi kanaatimce büyük riskler taşımaktadır. Yukarıda çok kısa olarak yapmaya çalıştığım analizden de görüleceği gibi, Euro'ya geçişin toplamda KKTC ekonomisi açısından, en azında YTL kullanımından, daha yararlı olacağını anlatmaya çalıştım. Ama bunun için belli koşullar vardır.

Eğer Kuzey Kıbrıs tek taraflı Euro'yu kullanmayı belirtmeye çalıştığım ekonomik sorunları çözmeden tercih ederse, özellikle bütçe açıklarını kapatmak için finansman desteğinin devamına ihtiyaç duyacaktır. Böyle bir durumda, Türkiye bu finansman desteğini sürdürmeye olumlu bakacak mıdır?

Sonuçta bu proje orta-vadeli bir hedef olarak alınarak, geleceğini AB'de görmek isteyen ve bu yönde irade beyan eden Kıbrıslı Türklerin gerekli hazırlıkları yapmasını gerektirmektedir. Aslında bu hazırlık ve reformlar Euro'ya geçiş gündemi olmasa bile yapmamız gerekenlerdir.

Öyle görünüyor ki KKTC'nin tek taraflı Euro'ya geçişi ırakta görünmektedir. Bu yalnızca KKTC ekonomisinin buna hazır olmaması ile ilgili değil, aslında bu konudaki siyasi iradenin de tam olarak olgunlaşmamasından dolayıdır.

   1500 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
28 Kasım 2008, Cuma   2009 BÜTÇESİYLE KRİZ AŞILIR MI?
21 Kasım 2008, Cuma   GÜVEN VE TALEP
14 Kasım 2008, Cuma   DESTEK ARZA MI TALEBE Mİ?
07 Kasım 2008, Cuma   BAĞIMSIZ İSTATİSTİK BİRİMİ
31 Ekim 2008, Cuma   "BUGÜNLERDE HERKES SOSYALİST"
24 Ekim 2008, Cuma   BAĞIMLILIK NEREYE KADAR?
17 Ekim 2008, Cuma   KENDİ YAĞIMIZLA...
10 Ekim 2008, Cuma   KÜRESEL EKONOMİK GERİLEME
26 Eylül 2008, Cuma   İYİ HABER!
19 Eylül 2008, Cuma   MEVCUT BÜTÇE YAPISIYLA YAŞAM KALİTEMİZ ARTAMAZ



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5624 1.5699
1 STERLİN 2.3989 2.4114
1 EURO 2.0039 2.0136



YAZARLAR : .

Bener HAKERİ

Yağmur yere indi

Sevilay SADIKOĞLU

Sonbahar...

Bedia BALSES

Atilla İlhan’ca Sayıklamalar

Cumhur DELİCEIRMAK

Rekabetin hazin sonu!





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital