|
Duraklamanın krize dönüşmesini engellemek için beklentilerin olumluya dönüştürülmesi gerektiğini bu köşeden birkaç defadır dile getirmeye çalışıyorum. Ekonomimiz 2007 yılını durağan ve hatta DPÖ tahminlerine göre küçülerek kapattı. Artık bu noktadan sonra geçmiş yılda takılı kalmadan ileriye bakmak ve bu durağanlığı büyüyen bir trende çevirmek için uğraş verilmelidir.
2002 yılından sonra Kıbrıs konusundaki gelişmeler Kuzey Kıbrıs ekonomisi için olumlu algılanmış piyasalara dinamizm sağlamıştı. Buna ilaveten YTL'nin istikrarı, faiz, enflasyon gibi makroekonomik göstergelerin önceki yıllara nispeten daha düşük ve istikrarlı olmaları büyümenin daha yüksek oranlarda olmasına zemin hazırlamıştı. Resmi rakamlara göre 2002 yılında 1 milyar 400 YTL katma değer yaratan KKTC ekonomisi, 2006 yılı itibarıyla bunu neredeyse 4'e katlayarak 4 milyar 100 milyona çıkartmıştır.
Bugün geldiğimiz aşamada ekonomik göstergeler bu dinamizmin kalmadığını işaret etmektedir. Burada ekonomi politika üreticilerinin ivedilikle beklentileri olumluya çevirmek, ekonomiye dinamizm sağlamak ve durağan gibi görünen ekonomik gidişatı pozitife çevirmek için harekete geçmeleri gerekir. Sorunu yönetmede geç kalınması daha ağır sonuçlar doğurabilecektir.
Bana göre şu sıralar, ekonomik büyümeye müthiş bir sıçrama yaratacak dış talep (inşaat ve turizm) beklenmediğine göre, ekonomik dinamizmi ancak iç olgularla yaratmak durumundayız. Bunu da piyasaya olmayan mali kaynaklarımızı maaş ve karşılıksız para aktarımlarıyla değil, yapısal sorunlarımıza eğilerek yapabiliriz.
Bugün bizim, kamu yönetiminde, emek piyasamızda, vergi sistemimizde ve serbest piyasa koşullarının oluşması için gereken mevzuatın olmamasından dolayı sorunlarımız vardır. Bu küçücük ekonomi, belli hizmetleri almak için müthiş maliyetler ödemekte ve bu da halkın refahının artmasını olumsuz etkilemektedir.
Bizim artık bu ekonomik konjonktürde yapmamız gereken etkinliği, verimliliği artıracak ve reel maliyetleri düşürecek tedbirleri düşünmek olmalıdır. Asgari ücreti artırırsınız, kamu çalışanlarının maaşlarını da artırırsınız ama bunlar refahı artırmaz. Refah ancak reel maliyetlerin düşmesi, toplumun alım gücünün artması ve kaliteli ürün tüketimiyle artar.
Bu bağlamda, ekonomimizdeki reel maliyetleri düşürmek, verimliliği artırmak ve bunlarla birlikte ekonomiye dinamizm sağlamak için Hükümetin gündemine aşağıdaki sorunları alması ve siyasi iradesini de ortaya koyarak ivedi çözümler üretmesi gerekmektedir:
1. Kamu Yönetimi Reformu: Geçenlerde Cumhurbaşkanının açıklamasını hayretler içerisinde okudum. Bugün artık Cumhurbaşkanımız da kamu yönetiminden şikâyetçidir. Gözlemlediğim kadarıyla yalnızca kamu hizmetini alanlar değil, sunanlar, yani kamu çalışanları da kamu yapısından şikâyetçidirler! Herkes şikâyetçi, ama nedense bir şeyler yapılamıyor! Bu konuyla ilgili çalışmalar başlatıldığını biliyoruz. Fakat bir türlü hayata geçirilemiyor. Sorun nerededir? Yoksa kamu yönetiminde sorun yok mudur? Kıbrıs Türk halkı için kamu çok pahalı bir duruma gelmiştir. Bu ekonomi, yaratılan maliyeti kaldıramaz durumdadır. Bu maliyetin kısa zamanda fazla azaltamayacağımıza göre en azından vatandaşa kaliteli hizmet sunulması konusuna odaklanılmalıdır. Bunun için daire/birim bazında performans ölçütleri geliştirilerek uzun vadede sonuç alabilmenin yolları aranmalıdır.
2. Serbest Piyasa Ekonomisi için yasal düzenlemeler: 2008 KKTC'sinde halen daha rekabet koruması ile ilgili yasamız yoktur. 1980'li yılların ortalarından beri hep serbest piyasa ekonomisi denildi, fakat onun en önemli yasalardan biri olan rekabet yasası henüz yasallaşmamıştır. Bununla birlikte tahkim yasasının revize edilmesi ve özellikle kamu mallarının sunumunda devlet-özel ortaklıklarının kurulabilmesi için gerekli yasal düzenlemelerin yapılması gerekmektedir.
3. Emek piyasası: Bir taraftan kamunun avantajlı durumu diğer taraftan da asgari ücret tespiti ve uygulamasındaki çarpıklıktan dolayı emek piyasası hiç de hayrına olmayan bir yapıya sokulmuştur. Bakın, asgari ücret 1,065 YTL'ye yükseltildi. Bir işletmede asgari ücretle çalışmanın şirkete maliyeti vergi ve sosyal primleriyle birlikte Bin (1,000) Amerikan doları kadardır. Bu köşede daha önce bu konuyla ilgili yazmıştım. Şu anda bizler AB'nin en zengin ülkelerinden olan Avusturya, Yunanistan gibi ülkelerle asgari ücret bazında yarışır durumdayız. Çek, Portekiz, Hırvatistan gibi ekonomilerde asgari ücret 500YTL civarındadır. Asgari ücrette genel uygulanmaya bir an önce son verilmeli. Sektörel temelinde asgari ücret uygulamasına gidilmeli ve yetkinlik, verimlilik, rekabet edilebilirlik gibi ekonomik akla uygun ölçütlerle, asgari ücret değişik iş kollarına göre belirlenmelidir. Ancak bu sayede emek piyasasında esneklik sağlanabilecektir.
4. Kamu Maliyesi: Yıllar bizlere artık bu ekonomide sürdürülebilir bir kalkınma için mutlak surette güçlü bir kamu maliyesine ihtiyacımız olduğunu göstermiştir. Başta gelir vergisi ile ilgili yeni düzenlemelere giderek verginin tabana yayılmasını sağlamamız gerekir. Buna paralel olarak harcamalar kalemlerinde radikal önlemler alarak rasyonel harcamalar yapmamız gerekmektedir. Sağlanacak güçlü kamu maliyesi sayesinde ancak istikrarlı bir büyüme sağlamamız mümkün olacaktır.
Yukarıda belirttiğim hususların üzerine mutlaka ciddiyetle gidilmesi gerekmektedir. Duraklayan ekonomimizin krize girmemesi için beklentilerin olumluya dönüşmesi şarttır. Bunun için de ekonomik politika üretenlerin irade ve kararlılıkla belirtilen yapısal sorunların üzerine gitmeleri gerekmektedir.
|