|
Her yeni kapı açılacağında yeni sinerji yaratılır, yeni dinamikler oluşur ve yeni umutlar yeşerir. Bu olayın siyasi olduğu kadar kültürel ve ekonomik boyutları da vardır. Bazı çevrelere göre açılan her kapı Kıbrıs'taki mevcut durumun kalıcılığına yardımcı iken, iki kesim arasındaki dolaşımın artması çoğunlukta anlaşmaya giden yolda olumlu bir adım olarak algılanmış ve desteklenmiştir.
Her ne kadar da kapıların açılması, barikatların kalkması kafalardaki barikatların kalkması anlamına gelmese de, en azından düşüncelerin değişmesine ve belki de Kıbrıslı Türklerle Rumların bir şekilde anlaşmasına katkı koyabilecektir.
Açılan Lokmacı kapısının ekonomik boyutlarına baktığımızda ilk aşamada, yıllardan beridir açılmasını talep eden ve bunu sürekli olarak gündemde tutan Arasta esnafı açısından olumlu bir gelişmedir. Artık çıkmaz sokak olan Güney Lefkoşa'nın Uzun Yolu (Ledra Street) çıkar hale gelmiştir. Bu sayede Rumların alış-veriş yolu olan Uzun Yol'dan Lefkoşa'nın kuzeyine daha rahat geçilmesi sağlanmıştır. Bundan daha da önemlisi Güney Kıbrıs'ı ziyaret eden 2 milyon üzerindeki turistin Kuzey'e geçişi daha da kolaylaşmıştır.
Bu gelişmelerden ekonomik olarak nemalanmak istenirse kısa süreli kazançlar yerine uzun vadeli kazanımlar hedeflenmelidir. Bunun için kalite ve fiyat konularında hassas davranılması gerekir. Bilindiği üzere tüketici davranışları ürünü sunmada verilen hizmet kalitesi, ürünün kendi kalitesi, çeşitlilik ve fiyata bağlı olarak belirlenir. Hele Güney'den gelecek Rum ve turistler çok daha bilinçli bir tüketici profiline sahiptirler. Bunu da göz ardı etmememiz gerekir.
23 Nisan 2003'de yaşanmış kötü bir tecrübe vardır. Özellikle hizmet sektöründe (Restoran ve taksi gibi) kapıların açılmasıyla sağlanacak kazancı kısa vadeli düşündük ve fiyatlandırmada Rum müşterileri kaçırmak için elimizden geleni yaptık. Bırakın pahalı sunulmasını, kaliteye de önem vermedik. İlk hevesler yaşandı, arkası da gelmedi. Belki de Lokmacı bu kötü imajı iyiye çevirmek için iyi bir fırsat olabilir.
Hiç kuşkusuz bizler marka konusunda ve çeşitlilik konusunda Güneye göre daha zayıfız. Dünya markaları yıllardır Güney'deki mağazaları süslemekte, çeşitliliği artırmaktadır. Güney, maliyetler yönünden de ithal ürünlerde navlun ve ölçek avantajlarının olması nedeniyle daha avantajlıdır. Gerçi bizim de yanı başımızda 70 milyonluk Türkiye ekonomisi var ve biz bu ülkenin ne ölçek ne de diğer ticari avantajlarından bir türlü yararlanamıyoruz ya, o da başka sorunumuz! Burada özellikle Türkiye orijinli kaliteli ürünlere ağırlık vererek fiyat konusunda çok duyarlı olan Rum müşterilerini uygun fiyatlarla orta vadede Arasta'ya alıştırabiliriz. Bizlerin kesinlikle üstün olabileceğimiz alanları iyi kullanmalıyız. Hizmetler sektöründe başta restoran ve diğer eğlence alanlarında onlara fark atmalıyız.
Hele Arasta ve surlar içi, tarihi güzelliklerimizin de sağladığı avantajlardan yararlanarak surlar içini "hizmette kalite ve fiyatta uygun" imajıyla bir marka haline getirebiliriz. Özellikle turistler için... Neden Güneye gelen turist, Lefkoşa ziyaretinde tarihi eseri neredeyse hiç olmayan uzun yolda otursun? Bunu yapmaması için tarihi zenginliklerimizi de kullanarak kaliteli hizmet sunumu ve uygun fiyatlara bu turistleri bizler daha iyi ağırlar durumunda olabiliriz.
Turistin ne istediği bellidir. Yolunu kolay bulmak ister. Bunun için gerekli hizmetleri vermeliyiz. Girdiği mağaza ve restoranlarda iyi hizmet almak ister. Bunun için gerekli olan yabancı dil bilen kişilerle kaliteli hizmet vermektir. Turistlere restoranlarımızda yabancı dilde menü ve bize has, özel yemekler sunulması avantaj sağlayacaktır. Eksikliklerimizden biri de Kıbrıs'a has hediyelik (souvenir) hatıra eşyaları satan mekânların olmayışıdır. Bu gibi mekânların özellikle tarihi eserler etrafında oluşturulması ek ekonomik faaliyetler yaratabilecektir.
Restoranlarda kaliteyi artırmak için gerekli mevzuat düzenlemesini de ivedilikle gerçekleştirmemiz gerekmektedir. Res-Bir yasası ile restoranların sınıflandırılması kalite anlayışının kurumsallaşmasına yardımcı olacak ilk adımlardan biridir. Bu tasarının bir an önce yasallaşması ve uygulamaya geçmesi gerekmektedir.
Bunun yanında yerel yönetimin de gerek aydınlatma gerekse çevre temizliği ve düzenlemesi ile ilgili konularda hızlı hareket ederek ziyaretçilerin surlar içinde daha rahat hareket etmelerini sağlamalıdır. Gece de gündüz de... Lokmacı barikatının açıldığı ilk gece gözlemlediğim kadarıyla kapının yanı başındaki belli sokaklarda bile aydınlatma yoktu. Hangi turist karanlıkta dolaşmak ister?
Lokmacı kapısının açılması sırf Arasta çarsısının canlanması olarak düşünülmemelidir. Zaten rağbet gören Büyük Han yanında, Selimiye Cami, Bandabulya, Arabahmet Bölgesi ve Girne Kapısı etrafına da refah getirecek bir fırsat olarak algılanmalıdır. Surlar içi bir bütün olarak düşünülmeli ve turist Lokmacıya geçtiği anda tüm bu yerlere gidecek şekilde organize edilmelidir.
Bunun ötesinde surlar içerisinde aldığı hizmetten memnun kalan turist, Kuzey Kıbrıs'ın diğer şehir ve bölgelerini de görmek isteyecek. Böyle bir gelişmenin yaratacağı refah çok daha kayda değer olacaktır.
|