Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Ölümlü trafik kazası,ağır cezada görüşülecek
Zorla yapmadım
Kuzuları çaldılar, köpeğin boğazını kestiler
'Ecstasy'ye 8 yıl
UBP Genel Sekreterini seçmedi
2009 da zor
Kıbrıs Kıbrıslılarındır

YORUMLANANLAR
Öğretmen dayağı polislik oldu [5]
Elektrikte yatırım katkı payı kaldırılıyor, akaryakıtta da indirim yapılacak [1]
Uyuşturucuyu çocuğuna taşıttı 2 yıl hapis cezası aldı [7]
Soyer: Orta noktayı bulacağız [1]
Pankart tartışması [4]
BES, LTB'de yaşanan sorunları sendikalarla tartıştı [1]
Samani: Narenciyecilerin sorunlarına duyarlı olun [1]
Oya Talat: Siyasetteki erkek egemen yapıyı kırmaya çalışıyoruz [1]
Bu yaklaşım, Kıbrıs Türk halkını bir kez daha büyük hayal kırıklığına uğrattı [2]
İsrail, KKTC'yi ayrı bir varlık olarak tanımıyor [4]
Eroğlu, ilk seçimde siyaseti bırakmak zorunda kalacak [9]
Avcılar dün siyah çelenk koydu, bugün de köpeklerle eylem yapacak [1]
Tavuri'nin tövbesi yine tutmadı [3]
Kanser olmak istemiyoruz [3]
Otellerde bayram bereketi [3]
Liste nihayet! [1]
Avcılar eyleme gidiyor [12]
Talat ve Hristofyas'a "camdan mumluk" [1]
Taksim Trio, Londra Caz Festivali'nde büyüledi [1]
Gökyüzünde Ay ile Venüs'ün muhteşem buluşması [1]



"Kendimi yalnız hissediyorum"

Psikolog Ayla Kahraman

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   11 Ocak 2008, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Sanki bir suç işlemişçesine saklamaya çalışırız yalnızlığımızı. Başkalarına doğru attığımız her adım; bitmeyen bir sınavın korkusunu yaşatır. Bu ilişkileri yaşarken, bizden beklenen rolleri oynaması için, yerimize birilerini tutmuş gibiyizdir. Görünüşü tıpkı "ben" olan, beklenen uygun davranışı yerine getiren, yerine göre gülen, seven, öfkelenen bir sahte "ben". Bu sahteliğin altında ise, duyulmak için bekleyen bir sessiz çığlık: "kendimi yalnız hissediyorum"

Bu duygu, kendimizi bulmak ya da üretebilmek adına yaptığımız içsel yolculuktan farklı bir yalnızlığı içerir. Sonunda bize çok şey katacak yolculuklara tek başımıza çıkabiliriz ama yalnız değilizdir. Bu tür yolculuklar bize kendimizi keşfetme ve dünya sahnesindeki yerimizi anlama ayrıcalığını kazandırır. Bireyin kendi gerçekliğine ulaştığı yolculukların hepsi zaferle sonuçlanır ve tek başına çıkılsa da yalnızlık yoktur.

Yalnızlık duygusunun yarattığı içe dönüklüğün kırılma noktası; yalnız insanın "ben" ve "ötekiler" arasındaki bağı kurması ile gerçekleşir. Uyumlu, doyurucu, fark edildiği, görüldüğü, sosyal ilişkiler ve ispat yapması gerekmeden kabul edildiği yaşamlar. Bunların yokluğu, içe dönük yaşama hızlı bir kaçışla noktalanabilir. Çünkü bunlar, su ve ekmek gibi zorunlu olan ihtiyaçlarımızı dillendirirler: "Birilerinin aklında ve yüreğindeyim. Yaşama seyirci değilim. İçindeyim, değerliyim." Bunlar olmadığında ortaya çıkacak olan yalnızlık; bedensel ve ruhsal güçsüzlüğü de beraberinde getirir. Araştırmalara göre, yalnızlık hisseden insanlar depresyona düşme ve intihar girişimlerinin yanında; kalp, damar hastalıklarına daha sıklıkla yakalanma riski taşırlar.

Yalnızlık hisseden bazı insanlar başkaları söz konusu olduğunda doğru davranışın ne olacağı konusunda kararsızdırlar. Bundan dolayı, "ötekilerin" tepkilerini yorumlayarak sosyal yaşamlarını kurmaya çalışırlar. Bu çabalar, geçici iyileşmelerin yanında dışlanmışlık duygularını kuvvetlendirmekten öteye geçmez. Zaman içinde, yalnız hisseden insan için kalabalıklar yorucu hale gelir.

Bizi yaşama bağlayan herhangi bir neden, kendimizi iyi ve değerli hissettiren her türlü içsel ya da çevresel faktör; aynı zamanda yalnızlık hissini ortaya çıkartma gücünü de taşır. Yalnızlığın içe dönüklüğüne çekildikten sonra, kişinin kendilik değerleri ile ilgili görüşleri hızla bozulmaya başlar. Eşini, çocuğunu ve yaşamındaki değer verdiği kazanımları hak etmediğine, elindekilere layık olmadığına dair inançlar geliştirir. Bu değersizlik duygusu, her an her şeyi kaybedebileceği korkusunu tetikler. Bu, yaşamla kurulan dengeyi bozan önemli bir engeldir.

Yalnızlık duygusunun ortaya çıkmasını engellemede ilk akla gelenler yakın ve doyurucu ilişkilerin varlığıdır. Bu ilişkilerin kurulması için öncelikle kişinin başkalarına ihtiyaç duyduğu gerçeği ile yüzleşmesi gerekir. Bu; gücü elinde tutmaya alışmış insanlar için çok da kolay değildir. Bunun yanında kontrolümüz dışında yaşam koşullarımız her an değişebilir. Bu değişimin ilk yaratacağı duygu, korkudur. Yalnız kalma korkusu, kişiyi duyarlığı olmayan, haz vermekten uzak ve sıradan ilişkilere yöneltebilir. Doğru adım, kişinin kendine uygun yeni bir yapı geliştirmesidir. Bunun için de öncelikle kendilik değerinin farkında olması gerekir. Başkalarının onlara verdiği değere göre kendini yargılayan insanlar için bu oldukça zordur. Yaşamlarındaki ilişkilere bağımlılık ölçüsünde sarılan ve varlık nedenlerini başkalarında arayan insanlar, özerk ve dengeli bağlar kuramazlar. Her an incineceği korkusu, hayal kırıklığı endişesi ilişkilerini zora sokar ve yakınlarının onlardan uzaklaşması ile sonuçlanabilir. Reddedilmeyeceklerine, geri itilmeyeceklerine inanç geliştirdiklerinde yalnızlıkları biter ve ilişkilerini doğalarına uygun yaşama şansları olur.

Yalnızlık duygusunun nedeni ne olursa olsun; yalnızlık hisseden insan, kendinden hoşnut değildir; ya yakınlarına ya kendine olumsuz, düşmanca duygular geliştirmiştir. Bu durumda yalnızlık hisseden insana yaklaşırken, önyargılarınızı dışarıda bırakmanız gerekir. Onun duygularının dışavurumunu dikkatle ancak yargılamadan ve hoşgörü ile takip edin. İnsanın tarihi kadar eski olan bu korkusunun yerinin sağlam olduğunu ve "Sosyal hayata karış. Akrabalarını ziyaret et. Bir sevgili bul. Bak göreceksin geçecek" gibi hazır cevaplarla giderilemeyeceğini unutmayın. Akıl vermek yerine sevecenliğinizi ve onu her koşulda anlayışla karşılayacağınızı hissettirin. Ona şefkatinizi açarken; yaralı benliğini çok da incitmeden, onu dünya ile yüzleşmeye hazırlayın. Bu yüzleşme deneyiminin sonucunda, kendini daha olumlu algılasın. Onun dünyaya olduğu kadar; dünyanın da ona ihtiyacı vardır. Bu buluş; insanın yaşamla olan dansına yeni bir denge, ahenkli bir denge katacaktır.

   1610 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
16 Kasım 2008, Pazar   EVLAT SEVGİSİ
14 Kasım 2008, Cuma   ÇOCUK VE CİNSEL EĞİTİM
14 Kasım 2008, Cuma   UYUŞTURUCUDAN KORKUYORUZ
14 Kasım 2008, Cuma   İŞİMİZ “İŞ” OLMAKTAN ÇIKARSA
14 Kasım 2008, Cuma   UYKU SORUNU YAŞAYAN ÇOCUKLAR
09 Kasım 2008, Pazar   AİLEDE BENCİLLİK
12 Eylül 2008, Cuma   ÇOCUKLAR NE İSTER
05 Eylül 2008, Cuma   OKUL
23 Ağustos 2008, Cumartesi   "AYNA AYNA, SÖYLE BANA KUSURUM NEREDE"
15 Ağustos 2008, Cuma   "DİYABETİK ÇOCUKLAR"



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5634 1.5744
1 STERLİN 2.2777 2.2946
1 EURO 1.9730 1.9869



YAZARLAR : .

Bener HAKERİ

Yağmur yere indi

Sevilay SADIKOĞLU

"SİZ" Adlı Sergi

Bedia BALSES

Hocaların Hocası: Ali Atakan

Cumhur DELİCEIRMAK

Rekabetin hazin sonu!





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital