Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Ölümlü trafik kazası,ağır cezada görüşülecek
Zorla yapmadım
Kuzuları çaldılar, köpeğin boğazını kestiler
'Ecstasy'ye 8 yıl
UBP Genel Sekreterini seçmedi
2009 da zor
Kıbrıs Kıbrıslılarındır

YORUMLANANLAR
Öğretmen dayağı polislik oldu [5]
Elektrikte yatırım katkı payı kaldırılıyor, akaryakıtta da indirim yapılacak [1]
Uyuşturucuyu çocuğuna taşıttı 2 yıl hapis cezası aldı [7]
Soyer: Orta noktayı bulacağız [1]
Pankart tartışması [4]
BES, LTB'de yaşanan sorunları sendikalarla tartıştı [1]
Samani: Narenciyecilerin sorunlarına duyarlı olun [1]
Oya Talat: Siyasetteki erkek egemen yapıyı kırmaya çalışıyoruz [1]
Bu yaklaşım, Kıbrıs Türk halkını bir kez daha büyük hayal kırıklığına uğrattı [2]
İsrail, KKTC'yi ayrı bir varlık olarak tanımıyor [4]
Eroğlu, ilk seçimde siyaseti bırakmak zorunda kalacak [9]
Avcılar dün siyah çelenk koydu, bugün de köpeklerle eylem yapacak [1]
Tavuri'nin tövbesi yine tutmadı [3]
Kanser olmak istemiyoruz [3]
Otellerde bayram bereketi [3]
Liste nihayet! [1]
Avcılar eyleme gidiyor [12]
Talat ve Hristofyas'a "camdan mumluk" [1]
Taksim Trio, Londra Caz Festivali'nde büyüledi [1]
Gökyüzünde Ay ile Venüs'ün muhteşem buluşması [1]



"DİYABETİK ÇOCUKLAR"

Psikolog Ayla Kahraman

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   15 Ağustos 2008, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Diyabet, çocuğun yoluna çıktığı zaman; şeker ve çocuk arasında ömür boyu sürecek bir birliktelik başlar. Bu yolculuğun zor tarafı hastalıktan ziyade; çocuğun o noktadan itibaren yaşayacağı kısıtlamalar ve zamanından önce öğrenmek ve uygulamak zorunda kalacağı sıkı denetimlerdir. Beslenme rejimi, günlük insülin enjeksiyonu, spor, egzersiz çalışmaları ve hastalığa yönelik eğitim; yaşamının merkezine oturması gereken ciddi programlardır. Bunlar, çocuğun günlük yaşamında kafasına göre ya da rasgele adımlar atmasını engeller. Yaşamı boyunca sürecek bu kısıtlamaların ödülü ise; mutlu, üretken, kaliteli bir yaşam kurma şansını kazanmaktır.

En etkili tedavi, aile desteği ve eğitimi verildiğinde bile, diyabetik çocukların yaşamlarında bazı zor dönemeçlerden kaçınılamaz. Özellikle ergenlik öncesi ve ergenlik dönemleri onlar için çok zorlu geçebilir. Her ergenin beklenen isyanları, dikkat edilmezse onları travmatik bir noktaya itebilir. Hastalığın gelecek yaşamlarını olumsuz etkileme olasılığı, suçluluk duygusu, başkalarından farklı olmaya yönelik "neden ben" sorusu ve buna getirilen çocuksu veya abartılı mantıklı açıklamalar çocuğun savunma duvarını incelterek endişelerinin artmasına neden olur. Ya başkalarının dikkatini çekecek kadar titiz ve dikkatli bir diyabetik olur ya da böyle bir sorun yaşamıyormuş gibi beslenir, davranır ve eylemde bulunur. Her ergende görülmesi beklenen abur cubur düşkünlüğü ve otoriteye (özellikle aileye ve doktora) isyankârlık; şeker çocuğun tehdit edici bir çıkmaza sürüklenmesine neden olur.

Ana, babanın ve çocukla ilgilenen herkesin bu isyanın altında yatan nedenleri anlaması ve çocuğun bedensel ve ruhsal sağlığına yönelik doğru adımları atması gerekir. Çocuğun "aklını başına toplayıp" hastalığına uygun davranmasını istemek, sağlığını korumak için sorumluluğa davet etmek, göreve çağırmak ve daha pek çok ikna edici davranışı yöneltmek sorunu çözmez. "Ben arkadaşlarımla aynı şeyleri yapıyorum, karışmayın" isyanına, siz "ama sen hastasın, yapamazsın" diye cevap verirseniz, isyanı körüklemiş olusunuz. Bu ne yazık ki, yaralı ve mutsuz çocuğunuza bir çelme daha atmaya benzer. Biraz daha yere düşer. Çocuğun sağlığı için duyulan haklı endişeleri ve onun yaptığı yanlışları ayrı bir yere koyarak; çocuğun hastalığı ile ilgili düşüncelerindeki değişime odaklanmakta fayda vardır. Çocuğunuz büyüdükçe değişir. Ergenlikte, özellikle kendisi ve dünya ile ilgili görüşleri değişir. Bu değişimi anlarsanız, hastalığı ile ilgili endişelerini, hastalığının aile ve arkadaşlarını nasıl etkilediği düşüncelerini ve gelecek korkularını da anlarsınız. Çocuğun abartılı, yanlış, kendini veya başkalarını suçlayıcı düşüncelerini öğrenmiş ve bu yanlışları düzeltmek için bir yol bulmuş olursunuz.

Anne ve babalar, diyabetik çocuklarına yardım etmek için her zaman hazırdırlar. Bu arzu içerisinde, kendi endişe ve üzüntülerini bastırmayı yeğlerler. Yoğun stres altındadırlar ve depresyon yaşama olasılıkları yüksektir. İnsanı yaşama bağlayan her şeyi bir kenara bırakıp; kendilerini çocuklarına adayabilirler. Bununla beraber, aile sağlığı ile diyabetik çocuğun sağlığının paralel gittiği unutulmamalıdır. Aile ve çift ilişkisini korumaya özellikle dikkat ederek; ortaya çıkacak çatışmaların doğru çözümü konusunda aile üyelerine destek verilmelidir.

Bunun için en önemli adım, toplumun bilinçlenmesi ve aile psikososyal sağlığını koruyucu önlemlerin hayata geçirilmesidir.

   828 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
16 Kasım 2008, Pazar   EVLAT SEVGİSİ
14 Kasım 2008, Cuma   ÇOCUK VE CİNSEL EĞİTİM
14 Kasım 2008, Cuma   UYUŞTURUCUDAN KORKUYORUZ
14 Kasım 2008, Cuma   İŞİMİZ “İŞ” OLMAKTAN ÇIKARSA
14 Kasım 2008, Cuma   UYKU SORUNU YAŞAYAN ÇOCUKLAR
09 Kasım 2008, Pazar   AİLEDE BENCİLLİK
12 Eylül 2008, Cuma   ÇOCUKLAR NE İSTER
05 Eylül 2008, Cuma   OKUL
23 Ağustos 2008, Cumartesi   "AYNA AYNA, SÖYLE BANA KUSURUM NEREDE"
08 Ağustos 2008, Cuma   ÇOCUKLAR DA ZORLANIR



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5634 1.5744
1 STERLİN 2.2777 2.2946
1 EURO 1.9730 1.9869



YAZARLAR : .

Bener HAKERİ

Yağmur yere indi

Sevilay SADIKOĞLU

"SİZ" Adlı Sergi

Bedia BALSES

Hocaların Hocası: Ali Atakan

Cumhur DELİCEIRMAK

Rekabetin hazin sonu!





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital