|
'Hacettepe Üniversitesi Araştırma Sonuçları' başlığıyla katkı maddelerinin kanserojen ve tehlikeli olanlarını listeleyen bir yazı, işyerlerinde ofislerde elden ele dolaşıyor şu sıralar. Geçtiğimiz hafta içinde farklı kesimlerin farklı yorumlarıyla da basına yansıyan bu yazı; aslında 2-3 yıl öncesinde Türkiye'de internet ortamında hızla dağılarak gündemi sarsan, ancak asılsız bir iddiadan öteye geçemeyen bir yazıydı.
Hacettepe Üniversitesi Gıda Mühendisliği bölümü akademisyenleri tarafından yapılan açıklama; böyle bir araştırmanın hiç yapılmamış olduğu yönünde. Geçtiğimiz ay içinde iki hafta üst üste Sağlık Pınarı sayfasında genişçe yer verdiğimiz gıda katkıları konusunu; bu yönde yapılan çelişkili açıklamalar nedeniyle son noktayı koymak adına bir kez daha bu sayfaya taşımayı uygun bulduk.
Katkı maddeleri gerçeği
Gıda katkı maddeleri gıdalara dayanıklılığı arttırma, besleyici değeri koruma, renk, görünüş, lezzet, doku gibi özellikleri düzeltme gibi pek çok amaçla katılan maddelerdir. M.Ö. 3000'li yıllarda et ürünlerinin korunması için tuzdan yararlanılmaya başlanmasıyla insanoğlunun günlük yaşamı yerini alan gıda katkıları, günümüzde uygulanan gıda üretim teknolojilerinin vazgeçilmez bir unsuru.
Güvenlik testleri uygulanıyor
Gıda katkı maddelerinin kullanım limitleri dünyada uluslararası düzeyde araştırmalarla ele alınan bir konudur. Bu amaçla Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Gıda Tarım Örgütü (FAO) nün oluşturduğu gıdalarla ilgili komisyon (CAC) ve bu kuruluşun gıda katkı maddeleri ile ilgili alt komitesi olan Gıda Katkıları Uzman Komitesi (JECFA) katkı maddelerinin insan sağlığı açısından güvenilirliği konusunda çalışmalar yaparak belirli dozlarda kullanımında sakınca olmadığı belirlenen maddelerin listelerini hazırlarlar. Bu listeler hazırlanmadan önce yani, bir katkının gıdada kullanılmasına izin vermeden önce çok uzun süreli ve detaylı toksikolojik testler yapılır.Değerlendirmeler sonucunda, sözkonusu katkı maddesinin deney hayvanlarına zarar vermeyen dozu saptanır. Bu değer 100'e bölündükten sonra elde edilen miktar; ilgili katkı maddesinin gıdalarda kullanılacak miktarı olarak kabul edilir. Gıda katkılarının izin verilen limitleri insanlar için bir ömür boyu vücut ağırlığının mg başına alındığında zararlı etki yapmayacak miktarlardadır.
Katkılar sürekli izleniyor
Dünya Sağlık Örgütü ve AB; tüm katkı maddelerinin sürekli kontrol altında tutulması ve kullanım durumlarıyla ilgili yeni bilimsel bulgular doğrultusunda gerekirse yeniden değerlendirme yapılmasını zorunlu kılıyor. Yani bir katkı maddesinin gıdalarda kullanımına izin verildikten sonra da izlenmesi devam eder. Olası bir uygunsuzluk durumunda da acilen gerekli önlemler alınır.
Gıda Katkıları ne zaman tehlikeli?
Katkı maddelerinin kanser riskini artırmadığı ya da çok az etkilediği görüşünde bilim adamları. Ancak, bir ülkede hangi katkı ya da gıda olursa olsun kontrol mekanizmalarının iyi işletilememesi durumunda tüketicilerin risk altında olması da kabul edilen bir gerçektir. Kullanılan katkı maddesi yasal limitlerin üzerinde ve bilinçsizce kullanılıyorsa yarattığı potansiyel tehlike katkı maddesinin kendisinden değil yanlış uygulmadan kaynaklanacaktır. Örneğin E210 koduyla benzoik asitin izin verilen limit değerin üzerinde kullanılması astım, deri döküntüleri gibi rahatsızlıkları tetiklerken unları beyazlatmak için kullanılan benzoil peroksitin doz aşımında kırmızı kan hücrelerini olumsuz etkileyebileceği tespit edilmiştir.
Denetim ve izleme şart
Dünya nüfusunda artış gözlenirken gıda üretimini sağlayacak hammadde kaynaklarının azalması, yeni teknolojilerin kullanılması ve gıda ürünlerde çeşitliliğe yöneliş, yılın her mevsiminde her çeşit gıdayı tüketebilme talebindeki artış, gıda katkı maddelerinin günlük yaşamımızda kullanımını zorunlu kılıyor.
Ülkemize yurtdışından gelen gıda ürünleri sıkı bir şekilde denetlenirken, iç piyasa üretimleri için aynı şeyi söylemek mümkün olamıyor. Devletin gıda sektöründeki denetim ve izleme görevini; üreticilerin de sorumluluklarını tanımlayan ve taslak çalışması tamamlanan 'Gıda Yasası'nın hayata geçirilmesinin toplumumuz için yaşamsal önem taşıyan bir konu olduğunu bir kez daha altını çizerek anımsatmakta yarar var.
Sağlıkla ve bilgiyle,
Keyifli pazarlar...
*****
Sağlıklı bir yaşam için: Temiz ve gürültüsüz bir çevre ve sağlıklı gıdalar
Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği'nin 14 Mart Tıp Haftası etkinlikleri çerçevesinde geçtiğimiz hafta içinde çevre paneli düzenlendi. Sağlıklı bir yaşamın en temel unsurlarının ele alındığı gecede içtiğimiz sulardan soluduğumuz havaya ve çevreden gelen gürültülerden biosit ilaçlarına dek sağlığımızı etkileyen önemli konular ele alındı. 'Güvenli Gıda' tüketiminin ise yaşamsal önem taşıyan bir konu olduğu vurgulanan panelde ülkemizde üretilen ve tüketilen gıdaların denetim ve izlenmesinde yaşanan sorunlara da değinildi. Sağlık Bakanlığı Çevre Sağlığı şube amiri Gıda Yük. Mühendisi Mustafa Akçaba'nın yaptığı çarpıcı açıklamaların özeti şöyle :
* Ülkemizde gıda tüketiminde büyük ölçüde dışa bağımlılık olmasından dolayı sınır kontrolleri Sağlık Bakanlığı ve Tarım Bakanlığının görevli ekipleri tarafından büyük bir titizlikle yerine getiriliyor.
* İthal ürünler sıkı bir denetimden geçirilirken ne yazık ki iç piyasada üretilen gıdaların kontrolünün yetersiz kaldığı göze çarpıyor.
* Ülkemizdeki gıda ile ilgili denetimlerde rastlanan uygunsuzluklar dikkate alındığında; kontrolsüz kimyasal madde kullanımının hayli fazla olması endişe yaratıyor. Özellikle sebze-meyve üreticilerinin kullandığı kimyasalların satışının reçetesiz ve kayıtsız olması güvenli sebze-meyve tüketimi açısından risk yaratmaya devam ediyor.
* AB'ye uyum yasalarında12 başlıktan biri olan 'Gıda Güvenliği'nin temel çıkış noktasını oluşturan yeni Gıda Yasası'nın bir an önce hayata geçirilmesi ülkemizdeki gıda kaynaklı sorunların çözülmesi açısından büyük önem taşıyor.
* 'İçme Suyu Mevzuatının' bulunmaması, içme suyu sektöründeki sorunların en önemli kaynağı iken, kimyasal analiz açısından insan sağlığını riske edebilecek unsurları barındıran suların piyasaya sürülebilmesi, kaynağı ve nitelikleri belli olmayan suların çeşitli tiplerde tankerlerde 'içme suyu' sıfatıyla halkın tüketimine sunulması ve bunların denetiminin yapılamıyor olması toplum sağlığının korunması açısından ciddi sorunlar olarak değerlendirilmesi gerekiyor.
******
Kuraklığa karşı dayanıklı tarım ürünleri
Bilimadamları, kuraklığa karşı dayanıklı tarım ürünleri geliştirmede önemli bir buluş yaptıklarını açıkladı. BBC'nin haberine göre, Finlandiyalı ve ABD'li araştırmacılar, tarım bitkilerinin özümsediği karbondioksit ve atmosfere yaydığı su buharını kontrol eden geni keşfettiklerini kaydetti. Bilimadamları bu buluşun kurak koşullarda gıda üretiminin artırılması ve küresel ısınmanın kontrol altına alınmasında önemli bir rol oynayabileceğini belirtti. Bitkiler karbondioksiti emerek atmosferin düzenlenmesinde kritik bir görev üstleniyor. Bitki büyüdükçe bir yandan atmosfere su buharı bırakıyor, çok kurak koşullarda bu şekilde suyunun yüzde 95'ini kaybedebiliyor. Nature dergisinde yayınlanan araştırmaya göre bu süreci kontrol eden gen bulundu. Araştırmacılar bu buluşun, genlerle oynayarak karbondioksit emdiği halde daha az su kaybeden bir bitki oluşturmalarını mümkün kıldığını söylüyor.Uzmanlar, bu buluşun 20 yıl içinde ticari anlamda kullanılabileceğine inanıldığını aktarıyor.
|