Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Gökyüzünde Ay ile Venüs'ün muhteşem buluşması
Öz kızına tecavüz davasında, sanığın ifadesi inandırıcı bulunmadı
Çarşıda "bayram" yok
Mağusa'daki ırza tecavüz davasında yeni tanık
Dalga Pub kundakçılarından biri para,ikisi hapis cezası aldı
Trafikte 894 sürücü rapor edildi
Denizci ve balıkçılara "167" hattı hizmette

YORUMLANANLAR
Hükümet yazı görmez [2]
Hiçbir şeyin değişmediğinin göstergesi [1]
Eroğlu, parti meclisini de silme kazandı [1]
Geri döndü [6]
Gönyeli emaneti geri aldı: 0-2 [1]
KAPARİ CİNSEL GÜCÜ ARTIRIYOR [1]
ZEYTİNYAĞLI İNGİNAR [1]
Çağın vebası AIDS [1]
Hatay [1]
12 yaşında, cinsel ilişkisi cep telefonuna kaydedilip tehdit edilen çocukları tedavi ediyorum [3]
BKP'den bir heyet Brüksel'e gidiyor [1]
Ambargolular Grubu'ndan kanlı haritaya tepki [1]
Maraş'a dönüş, hemen şimdi [5]
KKTC var olmaya devam edecek [2]
KTÖS:Nüfus akışından dolayı okullarda olumsuzluklar yaşanıyor [1]
Tam teşekküllü müzakereyi gerçek anlamda yürütmüyor [1]
Cumhurbaşkanına internette hakaret eden gençler tutuklandı [12]
Ölümlü trafik kazası sanığına 3 ay hapislik [5]
Sporun ruhu öldü! [6]
Keklik ve turaç avı yasaklandı [5]



Cildi koruyan gıdalar

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   6 Temmuz 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Aşırı derecede yükselen sıcaklıklarla birlikte güneşin UV ışınlarının artan zararlı etkileri, son günlerde en çok duyduğumuz haberlerin başında geliyor. Güneşin zararlı ışınlarından korunmak için yapılan uyarılar yanında, gıda desteğini de dikkate almak gerekiyor. Cildin sürekli yenilenmesi için vücudumuz tarafından kullanılan hammaddelerin, tükettiğimiz gıdalardan elde edildiğini vurguluyor uzmanlar. Gençlik iksiri diye tanımlanan C vitamini, hücre yenilenmesine yardım eden çinko ve UV ışınlarının cilde zararlı etklerini azaltan selenyum ise; cildi koruyan önemli beslenme desteklerinden yalnızca birkaçı...

 

Cildimizi beslemek

 

  Dr. Mehmet Öz, cildi güneşin ultraviyole radyasyon ışınlarından koruyarak yaşlanma etkilerini azaltılabileceğini söylüyor ve ekliyor: “Birçok cilt hastalığına karşı kesin tedavi yöntemi olduğunu kesinlikle söyleyemesek de sağlıklı ve besleyici gıdalarla cildinize çok büyük bir koruma sağlarsınız.”

           

  Tükettiğimiz gıdalar; bağışıklık sistemimizden sindirim sistemimize, hormon dengesinden duygularımıza kadar etki gösteriyor. Beslenme tarzımızın cildimizi de etkilediğini; hatta sürülen kremlerden daha çok fayda sağladığını, bunun için de özellikle bazı gıdalardan yararlanılması gerektiğini vurguluyor uzmanlar. Cilt yapısını geliştiren beslenme destekleri arasında da; çinko, A, C, D, E, K vitaminleri, anti-oksidanlar, koenzim Q, beta-karoten, omega-3 ve omega-6 yağ asitleri sayılıyor.

 

Gençlik iksiri: C vitamini

 

  Çok güçü bir anti-oksidan olan C vitamini, cilt yapısını olumsuz etkileyen serbest radikalleri etkisiz hale getirirken cildin gergin ve dolgun yapısını destekleyen kollajen dokunun oluşumunda da önemli bir rol oynuyor. Çilek, maydonoz, böğürtlen, kivi ve mandalina, portakal (turunçgiller) gibi gıdalarda bulunan C vitaminin ayrıca cilde parlaklık ve yoğunluk kazandırdığı, demir emilimini güçlendirdiği ve stresin etkilerini azalttığı da bildiriliyor.

 

Cilt dostu: E vitamini

 

  Çok güçlü antioksidan etkiye sahip bir diğer vitamin olan E vitamininin, selenyum ve C vitaminiyle birlikte alındığında etkisinin arttığını, hücre yenilenmesine yardımcı olarak yaşlanma sürecini geciktirdiğini ve yaraların da iyleşmesini hızlandırdığını söylüyor uzmanlar. E vitaminin en iyi kaynakları da buğday, tohumlu gıdalar, soya yağı, zeytinyağı ve ceviz gibi kuruyemişler.

 

Beta karoten

 

  Tatlı patates, balkabağı, havuç, brokoli, kayısı, şeftali ve ıspanakta bolca bulunan beta karoten, dünyada en çok çalışma yapılan antioksidanlardan biridir. Cildi güneş ışınlarına karşı korumasının yanı sıra, genel anlamda cilt besleyici etkileri de vardır beta karotenin. Yine aynı kaynaklarda bulunan alfa karotenin de cildin biyolojik yaşlanmasını geciktirdiği ifade ediliyor. Alfa ve beta karotenoidler, provitamin A karotenoidleri olarak da bilinirler ve vücutta depolanarak A vitaminine dönüştürülen bu karotenoidler, çeşitli kanser türlerine yakalanma riskini azaltmaya yardımcı olduklarına dair bilimsel araştırmalara da konu olmaya devam ediyor.

 

Çinko, enzimleri etkiliyor

 

  Vücuttaki enzimleri harekete geçiren çinkonun en iyi kaynakları olarak; kabuklu deniz ürünleri, kırmızı et, kümes hayvanları, fasulye, fındık ve süt ürünleri sayılabilir. Hücre yenilenmesi için gerekli olan genetik materyalin bir kısmını temin eder, A vitamininin kullanılmasını sağlar. Çinkonun, cilde sıkılık veren kolajen ve elastin üretimine yardımcı olarak, yaşlanma belirtilerini geciktirdiği ifade ediliyor uzmanlar tarafından.

 

Yaşlanmaya karşı: Koenzim Q

           

  Önemli bir antioksidan olan koenzim Q; ciğer, kalp ve böbrek gibi et ürünlerinde ve balıkta yüksek oranda bulunuyor. Son yıllarda kalp ve damar sistemini korumak için de sıkça önerilen bu enzim, yaşlanma belirtilerini geciktirerek cildi destekliyor.

 

Diğer cilt dostları

 

  Ton balığı, et, soğan ve sarmısakta bulunan selenyum DNA’mıza zarar veren serbest radikallere karşı antioksidan olarak görev yapar ve güneşten gelen UV ışınlarının zararlı etkilerini azaltır.

 

  Soya fasulyesinde bulunan genistein maddesinin ise, kollajen üretimine yardımcı olduğu biliniyor. Cildi esnek tutan brokoli; diğer bütün yiyeceklerden çok daha fazla antioksidan, A ve C vitamini içermekte. Domateste bol miktarda bulunan ve son derece etkili bir antioksidan olan likopenin cilde karşı zararlı olan birçok serbest radikali yok ettiği tespit edilmiş bilimsel çalışmalarla. Vitamin, mineral ve antioksidan metabolizmasındaki yardımcı ögelerle birlikte çalışan omega-3 ve omega-6 yağ asitleri ise cilt hücrelerini saran zarı güçlendiren, kırışıklıkları önleyen kusursuz dengeleriyle dikkat çekiyorlar. Boston Tufts Üniversitesi'nde yapılan son araştırmalar, kuru eriğin de yaşlanma sürecini geciktirdiğini gösteriyor.

 

. . . TÜKETİCİ BİLGİLERİ . . . TÜKETİCİ BİLGİLERİ . . . TÜKETİCİ BİLGİLERİ . . . TÜKETİCİ BİLGİLERİ . . . TÜKETİCİ 

 

Buzdolabınız ‘hijyenik’ mi?

 

  Evlerde tüm aile bireylerinin en çok kullandığı, özellikle de bu sıcak yaz zamanlarında önünde en çok zaman geçirdiği mutfak eşyasıdır buzdolabı. Gıdaların muhafaza edildiği buzdolaplarındaki temizlik ve hijyen, gıdaların güvenliği açısından büyük önem taşıyor...

 

  Hele bir de evde en sevdiği hobilerden biri buzluk karıştırmak olan minik üyeler varsa buzdolabınızı daha sık gözden geçirmeniz gerekebilir. Çünkü, buzdolabı içine dökülen sıvı gıdalar kadar katı tanecikler de mikropların kolaylıkla çoğalabileceği ortamlar yaratabiliyorlar.

 

  Peynirden sebzeye, çiğ etten yoğurda, yumurtadan soslara dek çiğ ya da pişmiş onca çeşit gıdayı buzdolabının raflarına yerleştirmeden önce bilmemiz gereken bazı noktaları gözden geçirelim:

 

1)      Paketi açılmış ya da yarım kalmış yiyeceklerinizi buzdolabına koymadan önce kapalı bir kabın içine yerleştirin ya da üzerini streç filmle kaplayın.

2)      Buzdolabının en alt kısmında bulunan sebze bölmesine meyve-sebzeleri yerleştirirken, çok fazla üst üste koymamaya dikkat edin. Böylece, hem sebze-meyvelerin ezilmesini, hem de altta kalanların unutularak çürümesini engellemiş olursunuz. Satın aldığınız zamanki tazeliğine bağlı olarak, sebze meyveleri en geç 3 gün içinde tüketmeye özen gösterin. Çok uzun süre bekletilen sebze-meyvelerin vitamin ve besin değerinin azalabileceğini unutmayın.

3)      En alt rafa, daha çok balık ve et gibi çiğ gıdaları ayrı bir kap içinde yerleştirin. Balığı aynı gün, eti de en çok iki gün içinde tüketin.

4)      Orta raflara, önceden pişirdiğiniz ve artan yemeklerinizi, süt, peynir ürünleri, yoğurt, sos gibi gıdalarınızı yerleştirin. Açıldıktan sonra buzdolabında muhafaza edilmesi gereken hazır gıdalarınızı da bu raflara yerleştirebilirsiniz.

5)      Üst raflara, süt, peynir, yoğurt ve sosları yerleştirin. Özellikle yoğurt ve peynir, diğer gıdaların kokularından etkilenirler. Uzun süre paketi açık kalmış bu ürünlerin aroması da bozulduğundan bu gıdaları ambalajları açıldıktan sonra en kısa zamanda tüketmeye çalışın.

6)      Buzdolabının kapısı da tereyağı, margarin, yumurta, reçel ve sos gibi gıdalar için çok uygun. Çiğ yumurtaları mümkünse buzdolabının kapalı gözünde, diğer gıdalara temas etmeyecek şekilde muhafaza edin.

7)      Buzdolabınızı düzenli olarak temizlemeyi ihmal etmeyin. Buzdolabını temizlerken, elektrik fişi çekilmeli, ayrılabilen rafları ve parçaları çıkartılak yıkanmalıdır.

   1023 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
29 Kasım 2008, Cumartesi   Çocuklarda hiperaktivite...
22 Kasım 2008, Cumartesi   Adamızın ilk meyvesi: Nar
01 Kasım 2008, Cumartesi   İçimizdeki Şifa
25 Ekim 2008, Cumartesi   Zeytin’in ardından
18 Ekim 2008, Cumartesi   Dünya ‘Gıda’yı Konuşuyor
11 Ekim 2008, Cumartesi   Gıdalardaki Mineraller
04 Ekim 2008, Cumartesi   Mineraller
27 Eylül 2008, Cumartesi   Tanrıların armağanı: ARMUT
14 Eylül 2008, Pazar   Lifli Gıdalar ve sağlığımız
07 Eylül 2008, Pazar   Veee Renkler...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5847 1.5958
1 STERLİN 2.3879 2.4057
1 EURO 2.0038 2.0179



YAZARLAR : .

Bener HAKERİ

Yağmur yere indi

Sevilay SADIKOĞLU

"SİZ" Adlı Sergi

Bedia BALSES

Atilla İlhan’ca Sayıklamalar

Cumhur DELİCEIRMAK

Rekabetin hazin sonu!





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital