|
Sağlıklı beslenmeyle ilgili yazıların ilk maddesidir 'bitkisel gıdalara ağırlık verin, bolca sebze-meyve tüketin' tembihleri. Çikolatayı, ayrı bir sınıfta değerlendiren ve obezitenin tetikleyicisi diye de tanımlayan uzmanlar küçük bir detayı gözden kaçırıyorlar aslında. Çikolatanın hammaddelerinden şeker, şeker kamışı veya şeker pancarı meyvesinden; kakao da kakao bitkisinin tohumlarından elde ediliyor. Bu bakışla çikolata; bitkisel kaynaklı bir lezzet! Ama biz bu haftaki Sağlık Pınarında, çikolatanın kakao hammaddesi dışındaki bitkisel kaynaklı alternatiflerini konu aldık.
Bildiğimiz çikolata
Çikolata; kakao kütlesi, kakao yağı, şeker, süt ile çeşni maddeleri, ayrıca katkı maddelerinin ilavesi ile tekniğine uygun şekilde hazırlanarak elde edilen bir üründür. Özetle, ''çikolata'', şeker ile kakao katı maddesinin ve kakao yağı içeren kakao meyvasının bir bileşimidir.
Çikolatalı bitkiler
Geçtiğimiz aylarda ilginç bir araştırmaya yer verildi 'Bilim ve Teknik' dergisinde. Celal Bayar Üniversitesi Biyoloji Bölümü akademisyenlerinden Dr Cenk Durmuşkahya 'Çikolatalı Bitkiler' başlıklı araştırmasında kakao ağacına alternatif olabilecek çikolata içeren bitkileri konu aldı.
Çikolatanın keşfine doğru tarihte atılan ilk adım Maya Uygarlığına ait. Çikolatanın ana maddesini oluşturan kakao çekirdekleri ilk kez 6. yy da Mayalar tarafından yetiştirilen kakao ağacından elde edilmeye başlanmıştı. O zamanlardan sonra; üzerinde çalışılmaya devam edilen çikolatanın gelişimi hep kakao bitkisini temel alarak ilerler.
Çikolata, en pahalı gıda
Mayalardan sonra 1400'lü yıllarda Aztekler tarafından da keşfedilen kakao, tohumlarının pahalı ve taşınmasının kolay olması nedeniyle bu dönemlerde para yerine de kullanılmaya başlanır. 1500'lü yıllarda İspanyol denizcilerin, savaş ganimeti olarak Avrupaya getirmesi; kakao ve çikolatanın burdan dünyaya tanıtılması için de yeterli oldu. Bu dönemlerde kakao ve çikolata Dünyanın en pahalı gıdalarındandı. Öyle ki, Hollanda, İngiltere ve Fransa gibi ülkeler; çikolata üretiminde kullanılmak üzere kakao tarımını yapmak için Ekvator bölgelerinde koloniler bile kurmuşlardı.
Kakao alternatifleri
Kakaonun o dönemlerde oldukça pahalı olması, Avrupalı bilim insanlarını kakaoya benzer özelliklere sahip, kakao yerine kullanabilecekleri ve daha kolay üretilebilen bitkileri araştırmaya iter. Dr Cenk Durmuşkahya'nın araştırmasında, bu kakao alternatifleri kestane, keçiboynuzu, ıhlamur ve su karanfili bitkileri olarak açıklanıyor.
Kestane
Araştırmada, kestane ağacının tohumları olan kestanenin kakao alternatifi olabilecek özelliklerde olduğu belirtiliyor. Besleyici bir gıda olan kestanenin bünyesinde %7 oranında yağ, % 11 oranında protein ve geri kalan kısmında da şeker bulunduğu belirtilen araştırmaya göre, o dönemlerde kızartılmış kestanelerin öğütülerek kakao yerine kullanıldığı ve bu undan çikolata yapıldığı belirtiliyor.
Keçiboynuzu (Harup)
Akdenize özgü ağaçlardan olan ve adamızda da epeyce bulunan keçiboynuzu da kakao alternatifleri arasında sayılıyor. Ülkemizde daha çok pekmeze işlenen ve posası da hayvan yemi olarak değerlendirilen harup, %55 oranında şeker, %10 oranında protein ve %6 oranında yağ içeriyor. Harubun kurutulmuş etli kısımları kavrularak kakao yerine, çikolata üretiminde kullanılıyordu.
Ihlamur
Biyolog Dr. Durmuşkahyanın araştırmasında, çikolata üretiminde kullanılacak kakao alternatifleri arasında şifalı bitki olarak da bilinen ıhlamur da yer alıyor. Araştırmada, genellikle çiçek yaprakları demlenerek çay olarak kullanılan ıhlamurun çiçekleri ve olgunlaşmamış meyvelerinin kavrularak öğütüldüğü ve meydana gelen bu ürünün de kakao yerine çikolata imalatında kullanıldığı anlatılıyor.
Su karanfili
Sarı çiçekli bir bitki olan su karanfilinin en çok kullanılan çikolata bitkilerinden olduğu ifade edilen araştırmada, su karanfilinin kurutulmuş ya da taze köklerinin kaynatılmasıyla elde edilen suyunun, sıcak çikolataya benzediği belirtiliyor. Bu amaçla kullanılan su karanfilleri toplanarak kurutuluyor ve bu şekilde yıl boyunca kullanılabiliyordu.
Kakaodan çikolataya
İşte bu kakao alternatifleri, biraz süt, şeker ve bitkisel yağla karıştırılarak o günün koşullarında daha ekonomik bir çikolata ürünü için Avrupalı bilim insanlarının çalışma konusu olmuş. Ancak, günümüzde kakaonun kolayca bulunabilmesi nedeniyle artık bu alternatifler çikolata için tercih edilmiyor. Yenildiğinde endorfin ve seratonin hormonları salgılanmasına neden olan ve mutluluk hissi yaratan çikolata kakaodan üretiliyor artık. Çikolatanın kalp ve damar sağlığına olumlu etkileri yanında aşk kimyasalı olarak tanımlanan fenil-etil amin adlı maddesinin afrodizyak etkisdi de kakaonun kendisinden kaynaklanıyor.
**********
ZAYIFLAMA TÜYOLARI . . . ZAYIFLAMA TÜYOLARI . . . ZAYIFLAMA TÜYOLARI . . . ZAYIFLAMA TÜYOLARI . . .
'Zayıflatan' diyetler uygularken..
Kısa zamanda kilo verdiren diyetler; doğru beslenme kavramından uzak olduğu için 'sağlıksız' olarak nitelendiriliyor uzmanlar tarafından. Kilo vermek ve hep zayıf kalmak isteriz. Uzmanlar 'uzun vadede' zayıflamayı öneriyor; haftada yarım ile bir kilo civarı kilo vererek. Çok da sıkı yapılan bir diyette metabolizma hızının da düşeceğini vurgulayan uzmanlar su kaybının da yaşanabileceği konusunda uyarıyorlar. Ve ısrarla altı çiziliyor şu cümlenin: ' kilo kaybetmenin anahtarı dengeli bir yaklaşımdır.'
Zayıflamak için uygulanan diyetlerin; uzman bir diyetisyen kontrolünde olması her zaman için daha sağlıklı bir sonuç verecektir. Zayıflatan diyetleri uygularken diyetisyenlerin uyardığı şu noktaları bir kez daha anımsayalım:
* Aç değilken yememeli ve sıkılmamak için de sürekli aynı şeyleri tüketmemelisiniz.
* Sağlıklı ve güzel bir kahvaltıyla güne başlayın. Bu, hem metabolizmanızı hızlandıracak hem de gün içinde yemek yeme iştahınızı düzenleyecektir.
* Tüm ana besin gruplarından besinlerin diyetinizde bulunmasına özen gösterin.
* Günde üç sağlıklı ana öğün ve önceden planladığınız 2 ila 3 öğün yiyip porsiyonlara dikkat edin.
* Yavaş yemek hem hazımsızlık problemini ortadan kaldırır, hem de doyduğunuzu geç olmadan farketmenizi sağlar.
* Bulunması ve hazırlanması kolay olan gıdaları tüketmeyi tercih edin.
* Meyve, sebze ve tam tahıllar hem daha doyurucu hem de kalorileri daha azdır.
* Gün içinde bol bol su için.
* Bazen de küçük bir kaçamak için kendinize izin verin; çok sevdiğiniz birşeyi az da olsa yemek için.
************
Et sevenlere duyrulur
Dünyanın en uzun yaşayan insanların beslenme sırlarını araştıran Sally Beare, hayvansal protein alırken dikkat edilmesi gereken unsurları şöyle özetiyor:
* Eti, ufak miktarlarda yiyin, her gün yememeye çalışın.
* Eti, kızartmayın yada kebap yapmayın; bunun yerine hafif ateşte kaynatın ve pişirme sırasında yağı ayırın.
* Eti, ana yemek olarak değil de sebze yemeklerine tat vermesi için kullanın. Sebzenin ete göre oranının 4:1 olmasına dikkat edin.
* Bazen et yerine balığı tercih edin.
* Başlıca proteini, bitkisel gıdalar olan baklagillerden almaya çalışın.
|