Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Gökyüzünde Ay ile Venüs'ün muhteşem buluşması
Öz kızına tecavüz davasında, sanığın ifadesi inandırıcı bulunmadı
Çarşıda "bayram" yok
Mağusa'daki ırza tecavüz davasında yeni tanık
Dalga Pub kundakçılarından biri para,ikisi hapis cezası aldı
Trafikte 894 sürücü rapor edildi
Denizci ve balıkçılara "167" hattı hizmette

YORUMLANANLAR
Hiçbir şeyin değişmediğinin göstergesi [1]
Eroğlu, parti meclisini de silme kazandı [1]
Hükümet yazı görmez [2]
Geri döndü [6]
Gönyeli emaneti geri aldı: 0-2 [1]
ZEYTİNYAĞLI İNGİNAR [1]
Çağın vebası AIDS [1]
Hatay [1]
12 yaşında, cinsel ilişkisi cep telefonuna kaydedilip tehdit edilen çocukları tedavi ediyorum [3]
BKP'den bir heyet Brüksel'e gidiyor [1]
Ambargolular Grubu'ndan kanlı haritaya tepki [1]
Maraş'a dönüş, hemen şimdi [5]
KKTC var olmaya devam edecek [2]
KTÖS:Nüfus akışından dolayı okullarda olumsuzluklar yaşanıyor [1]
Tam teşekküllü müzakereyi gerçek anlamda yürütmüyor [1]
Cumhurbaşkanına internette hakaret eden gençler tutuklandı [12]
Ölümlü trafik kazası sanığına 3 ay hapislik [5]
Sporun ruhu öldü! [6]
Keklik ve turaç avı yasaklandı [5]
Güneye 6 milyon euroluk ihracat [1]



İnsanoğlunun beslenme şeklinde doğaya dönüş:Canlı Gıdalar

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   3 Ağustos 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

İnsanoğlunun beslenme şeklinde doğaya dönüş:Canlı Gıdalar  

 

 

İnsanların sağlık ve uzun yaşamla ilgili bilgi edinme çabası son yüzyılda oldukça çarpıcı bir boyuta ulaştı. Bu çabalarla yapılan onlarca bilimsel araştırmaların bir kolu da ‘canlı gıdalar’a yani ‘yaşayan gıdalar’a ağırlık veriyor. Bu akımın savunucuları; “doğru araçlar kullanıldığında ve uygun çevre koşulları sağlandığında, insan bedeni kendi kendini iyileştirebilme ve yenileyebilme gücüne sahip bir organizmadır” fikrini ortaya koyarken aslında hiç de yanılmıyorlar...

 

Evrensel bir deneyim

 

   Canlı gıdalarla beslenmenin hayvan türleri arasındaki evrensel bir deneyim olduğu söylenir. İlk zamanlar ısınmak ve yabani hayvanlardan korunmak için kullanılan ateşin tam olarak ne zaman keşfedildiği farklı saptamalarla verilirken; yemek pişirmek için ateşten faydalanma fikrinin doğuşunun ortalama 250 bin yıl kadar öncesine uzandığını belirtiyor birçok batılı antropolog.

 

   Canlı gıdaların en önemli özelliği pişmemiş, işlem görmemiş ve bu nedenle de enzimleri ölmemiş olmasıdır. Canlı gıdalar, diğer bir ifadeyle yaşayan gıdalar, tüketildikleri zaman beden fonksiyonlarını en yüksek düzeye çıkartan ve içlerinde enzimler yanında, su, mineraller ve enerji barındıran gıdalardır. Uzmanlar bedenimizin, bazik (alkaline) koşullarda en iyi şekilde çalıştığını vurguluyor. İşte bu noktada canlı gıdaların; besleyici, arındırıcı ve alkalize edici özelliğinin beden sağlığımız üzerindeki olumlu etkileri öne çıkıyor.  

 

Enzim farkı

 

   20. yüzyılda; ağızda çiğnenmeye başlayan sebze gibi pişmemiş gıdalardan enzimlerin salındığı ve bu enzimlerin de sindirim sürecine yardımcı olduğu keşfedildikten sonra enzim içeren gıdaları sağlıkla ilişkilendiren araştırmalar da tetiklenmiş oldu. Bu alanda ilk çalışmaları yapanlardan biri olan Dr Edward Howell’in yürüttüğü araştırmalarda bazı kanser türlerinin ve erken yaşlanmanın yanı sıra, alerji, deri hastalıkları, obezite ve kalp hastalıkları gibi birçok kronik hastalıkta enzim eksikliğinin etkileri açıkça görülmüş.  

 

   47 dereceden sonra ısıtılan yiyeceklerdeki enzimler ölmeye başlıyor. Enzimler gidince insan vücuduna yalnızca ‘ölmüş’ yiyecek kalıyor; bunun sonucunda pişmiş gıdalarla alınan enerji de ölü enerji olarak tanımlanıyor.

           

Batıda yeni bir akım: Canlı gıdacılar

 

   Batılı ülkelerde yeni bir akım olan ‘canlı gıdalarla beslenme’ şekli gittikçe daha popüler olmaya başladı. Bu akımın savunucularının görüşü; tüketilen canlı gıdaların miktarı arttıkça; beden sağlığının o denli güçlü olacağı yönünde. Batılı canlı gıdacılar (raw foodists); organik olan çiğ sebzeler, meyveler, filizlendirilmiş tohum, fındık, fıstık, ceviz gibi kabuklu kuruyemişler yanında , işlenmemiş olan ve katkı maddesi içermeyen; pişmemiş sütten yapılan peynir gibi süt ürünleri, balık ve hatta eti de tüketiyorlar. Düzenli şekilde canlı gıdalarla beslenen kişilerin fazla kilolardan kurtulacağı ve birçok hastalıklardan doğal olarak korunacağı savunulmakta.

 

Canlı beslenirken dikkat edilmesi gerekenler

 

  • Meyvedeki şeker ve asitin, sebzedeki karbonhidratı yavaşlatması ve sindirimi güçleştirmesi nedeniyle sebze ve meyvenin karıştırılmaması, farklı öğünlerde tüketilmesi gerekiyor.
  • Bütün yeşillikler, filizler ve sebzeler birlikte yenilebilir. Ama yine de 5 çeşitten fazlasını karıştırmak önerilmiyor.
  • Meyveyle birlikte ekmek ya da tahıl cipsi yemekten kaçınılması öneriliyor.
  • Yemekle birlikte alınan içeceğin sindirim fonksiyonlarını zayıflattığı düşüncesiyle yemekle birlikte çay içmenin uygun olmadığı savunuluyor. Öğünden yarım saat önce veya 2-3 saat sonra içecek içilebileceği söyleniyor.
  • Canlı gıdaların pişmiş gıdalarla aynı anda tüketilmemesi; pişmiş gıdalardan önce mutlaka canlı gıdaların tüketilmesi öneriliyor.

 

Canlı gıdalarla hastalıklara karşı doğal savunma

 

            Günümüze dek yapılan bilimsel araştırmalar; canlı gıdaların bedenimiz üzerindeki olumlu etkilerini şöyle özetliyor:

  • Pişmiş gıdalara kıyasla canlı olanlar, daha yüksek besin değerine sahip.
  • Anti-oksidanlar bakımından zengin olan canlı gıdalar, kansere neden olabilen serbest radikallerin vücuttan atılmasına yardım ediyor.
  • Canlı gıdalarda doğal olarak bulunan enzimler, gıdaları parçalar. Böylece gıdalardaki öğeleri hücrelerden geçebilecek ve kana karışabilecek küçüklükte parçalara ayırarak sindirime yardımcı olur.
  • İçerdiği enzimle sindirime yardım eden canlı gıdalar, toksik etki gösteren maddelerin de vücuttan uzaklaştırmaya yardım ederken obezite ve kronik hastalıkların oluşmasını da engelliyor.
  • Canlılığın devamı için bedenin ihtiyaç duyduğu oksijen, nefes almanın yanında canlı beslenme tarzıyla da sağlanabiliyor. Canlı gıdalardaki yüksek oksijen miktarı, dokulara oksijeni depolamaya yardımcı oluyor.
  • Canlı gıdalarla beslenme şekliyle, daha düşük kolesterol seviyesi yanında daha güçlü, esnek ve ideal kilodaki bir bedene kavuşmanın mümkün olduğu da vurgulanıyor.

**************

 

Yaz sıcaklarında serinleme molası:

BABUTSA

 

   Kaktüsgillerden olan ve Hint inciri veya dikenli incir olarak da bilinen babutsa, bugünlerde en lezzetli yaz meyvesi olarak seyyar tezgahlarda yerini almış durumda. Özellikle Meserya bölgesinde, yabani ve doğal yaşamın bir ürünü olarak kendiliğinden yetişen babutsa, Akdeniz ikliminin tipik dokusunun da bir parçası aynı zamanda. Anavatanının Güney Afrika olduğu düşünülen babutsa, daha çok kıraç alanlarda, kurak ve kireçli topraklarda yetişiyor.

 

   Son yıllarda özellikle İtalya’da yapılan çalışmalar, babutsanın C vitamini ve ‘betalain’ adlı renk pigmentleri sayesinde çok yüksek oranda antioksidan etki gösterdiği tesbit edilmiş. ‘Betanin’ ve ‘indicaxanthin’ adlı renk pigmentlerinin de bu yüksek anti oksidan etkinin sağlanmasında rol oynadığı düşünülüyor.

 

   Genelde soğuk olarak tüketilen babutsa, C vitamini bakımından zengin içeriğiyle vücut direncini artırma ve zindeliğin kazanılması için birebir.  

 

   Babutsanın çekirdekleriyle birlikte tüketilmesi, tokluk hissi oluşturmada ve kilo kontrolünü sağlamada yardımcı oluyor.

 

   Nem oranının yüksek olması ve suyu uzun süre bünyesinde tutması gibi özellikleri nedeniyle babutsa yaprakları bitkisel kozmetik alanında kırışıklıklara karşı üretilen kremlerde kullanılıyor.

 

   Babutsanın sindirim sistemi rahatsızlıklarında ilaç kadar etkili olduğu da bildiriliyor.

   Kaktüs meyvelerini ‘doğanın mükemmel gıdaları’ olarak tanımlayan araştırmacılar, babutsanın birçok hastalıklara karşı bağışıklık sistemini güçlendiren fitokimyasallar bakımından da zengin olduğununu vurguluyor.

************

Bağışıklık sisteminizi gençleştirin!

 

   Zayıf diyet, fazla toksin, stres ve hareketsiz yaşam tarzı gibi birçok unsurun bağışıklık sistemimizi zayıflattığını vurguluyor uzmanlar. Güçlü bir bağışıklık sistemi için ise bol uyku, düzenli egzersiz, hayata olumlu bakış açısı ve tabi ki sağlıklı beslenme öneriliyor. Meyve-sebzeler, lifli gıdalar, su, sarmısak, B vitamini ve selenyum bakımından zengin tahıllar, yoğurt, protein zengini baklagiller, yeşil çay bağışıklık sistemimizi destekliyor. Ayrıca çinko, selenyum, B, A, C vitaminleri içeren takviyeler de önerilirken, bağışıklık sistemini strese sokan sigara dumanı, çok şekerli gıdalar, aşırı alkol ve doymuş yağ içeren gıdalardan uzak durulması gerektiği vurgulanıyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

   818 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
29 Kasım 2008, Cumartesi   Çocuklarda hiperaktivite...
22 Kasım 2008, Cumartesi   Adamızın ilk meyvesi: Nar
01 Kasım 2008, Cumartesi   İçimizdeki Şifa
25 Ekim 2008, Cumartesi   Zeytin’in ardından
18 Ekim 2008, Cumartesi   Dünya ‘Gıda’yı Konuşuyor
11 Ekim 2008, Cumartesi   Gıdalardaki Mineraller
04 Ekim 2008, Cumartesi   Mineraller
27 Eylül 2008, Cumartesi   Tanrıların armağanı: ARMUT
14 Eylül 2008, Pazar   Lifli Gıdalar ve sağlığımız
07 Eylül 2008, Pazar   Veee Renkler...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5847 1.5958
1 STERLİN 2.3879 2.4057
1 EURO 2.0038 2.0179



YAZARLAR : .

Bener HAKERİ

Yağmur yere indi

Sevilay SADIKOĞLU

"SİZ" Adlı Sergi

Bedia BALSES

Atilla İlhan’ca Sayıklamalar

Cumhur DELİCEIRMAK

Rekabetin hazin sonu!





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital