|
1944'te Leymosun'da doğdu. Lefkoşa Kıbrıs Türk Lisesi'nden sonra 1964'te İstanbul Çapa Yüksekokulu Edebiyat Bölümü'nden mezun oldu. 1993'e dek Türkiye'de çeşitli liselerde öğretmenlik, yöneticilik yaptı. Emekli olarak Kıbrıs'a döndü. 1996'da Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı'nın açtığı şiir ve marş yarışmalarında birincilik, 2001'de Mağusa Belediyesi'nin Beste Yarışması'nda 2. ve 3. gelen şarkıların söz yazarıdır.
Yayımlanan yapıtları: En Son Hatıra (1957), Bizden Size (1959), Girne'den Sesleniş (2002), Akdeniz'e Cemre Düştü )2007) .
Akdeniz' Cemre Düştü

Yüksel Nedim'i 1996'ya dek yayımlanan kitapları olduğunu biliyordum. İlk iki kitabından Kıbrıs Türk Kültür Ve Sanat Tarihi (1571 - 1997) adlı yapıtımda da söz ettiğim gibi yaşamöyküsünü de Kültürümüzde Sanatçılar Ve Yazarlar İsimler Sözlüğü'nde de yer verdim. Onun şiiriyle ilk tanışmamsa 1996'da Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı'nın açtığı şiir ve marş yarışmasının seçici kurulunda görev verildiği zamanda oldu. Gerçekten yarışmaya gönderilen şiirler içerisinde benden ve yanılmıyorsam diğer üyelerden de en yüksek notu alan şairdi Yüksel Nedim.
Sonralarda Girne'den Sesleniş'i okudum; bu yıl da Akdeniz'e Cemre Düştü'yü.
Yüksel Nedim'in şiirlerini bu son kitabında okuyup inceledikten sonra onun usta bir hece şairi olduğunda karar kıldım. Bu kitabında şair çok kez 7+7 ya da 6+5 ölçüsünü kullanmaktadır. Diğer hece ölçülerini bu kitapta (örneğin 4+4+3, Hasret Kaldım şiiri) pek az kullandığı görülmektedir.
Akdeniz'e Cemre Düştü üç bölüm: 1'inci bölüm Aşkafora, 2'nci bölüm Kıbrıs Şiirleri ve 3'üncü bölüm de Aşka Mola'dır.
Kitapta az da olsa dizgiyle düzeltmeden kaynaklanan yanlışlar varsa da bunların çoğunun herhangi bir okurun doğrusunu hemen bulacağı, bileceği türden olması iyi.
Son yıllarda tıpkıçekim (fotokopi)'le az sayıda yayımladım kitapları alan ya da devlet kütüphanelerinde merak ederek okuyan okur yazımda "sözcüğün aslında bulunmayan bir ünlünün veya ünsüzün iç sesle belirmesi" demek olan iç türeme'ye önem verdiğimi ve birçok sözcükte çoğunun yazımda kullanmadığı ünlü ya da ünsüzü kullandığımı bilmektedir. Örnek olarak "kral, kraliçe"yi "kıral, kıraliçe" biçiminde yazıyorum.
Yüksel Nedim'in ölçülü olan iki şiirinde bu iç türeme yine karşıma çıkıverdi.
7+7 ölçüsünde olan Eskimiş Bir Hikaye (s. 19) ve Başka Bir Seanstayım (s. 39) şiirlerinde birincide sekizinci dize "Yanına yaklaşırken, kramp girmese miğdeme!", ikincisinde yedinci dize "Pişman olursan dönme, yeni bir frekanstayım" biçiminde geçmektedir. Bu iki dizede eğer sesli harfleri sayarak ölçüyü elde etmeğe çalışırsak ölçü tamam çıkıyorsa da okuyuşta "kramp" ve "frekans" sözcüklerinin yazımdaki ilk iki harf arasında "ı" olduğu için her iki dizede ölçü 7+8 olmaktadır ki bu her iki şiirin hece ölçüsünü bozmaktadır.
Bence vezin sesle olduğuna göre ya iç türemeye dikkat etmeli ya da sözcüğün aslında bulunmaysan bir ünlü ya da ünsüzü yazmaktan çekinmemeliyiz.
Son söz
Akdeniz'e Cemre Düştü kitabını düzenleyen Gonca Nedim, sayfa düzeni Zeliş Erkurt, kapak resmi Şansel Gürsan, önsöz Altay Gürsan, araka kapak resmi Mustafa Tozakı'nındır. Kitap Mayıs 2007'de Ateş Matbaası'nda basıldı. Güzel şiirleri taşıyan bir yapıt. Bugüne dek şairinin yazın dünyamızda sözünün edilmeyişine (yoksa ben mi görmedim) şaşmamak elde değil. Eh! Ne yaparsınız Kıbrıs Türk edebiyatından söz edenler Yüksel Nedim gibi daha nicelerini es geçmediler ki!
Yüksel Nedim'i usta bir hece şairi olarak selamlarken kitabı şiirsever okurlarıma salık veriyorum.
XVIII. yüzyılda papazların durumu
6 Mart 1745'te Larnaka'ya gelen ve 15 Mayıs'ta adadan ayrılan Aleksandır Durumond (Alexander Drummond) Nisan 1750'te ikinci bir gezi için Kıbrıs'a yeniden geldi. Onun notları o yıllardaki Kıbrıs'la ya da Kıbrıs'taki sosyal yaşam üstüne hayli ilginç gözlemler, bilgiler içermektedir.
Papazları atama piskoposların yetkileri arasındadır. Piskopos "Ücreti karşılığı birini bu göreve getirdiği vakit" "değişik şekillerde kendisine bağlı mahalle papazlarından 100'er piastre rüşvet"; "kendi diyakozluk bölgesi içindeki kentlerde bulunan her kiliseden de yıllık 100 piastre" ve "papazlık rütbesi verdiği her rahipten 10'la 15 piastre ve evlenme törenlerinden de 1 1/4 piastre para" almaktadır.
Aleksandır Durumond'un gözlemlerine göre papazlar acınacak yoksullardır. Sadece bağlı oldukları kiliselere yapılan bağışlarla geçinmektedirler.
Piskoposlar, belli diyakozluk bölgesinin insanlarının oylamasıyla seçilmekte; bunlar başpiskoposu seçmekte ve padişah tarafından onaylanıp "ihtira beratı"yla göreve başlamaktadırlar. Başpiskopos, piskopos ve "Aziz Basil tarikatı mensubu kaloyeraların evlenmek veya et yemek hakları yoktur.". Diğer papazlar evlenebilmekte ama "dul kaldıkları takdirde asla bir daha evlilikle ilgili bir bağ" kuramayıp evlenememektedirler.
Küçük Kızın Piyanosu
Küçük kızın güneyde, bir piyanosu vardı
Kırmızı piyanoyla, çalar, söyler, oynardı.
Hatırlayıp andıkça, gözleri ufka dalar
Mutlu geçen o günler, şimdi çok uzaktalar!..
Üzerinde gezinen, kimlerin parmakları?.
Ağlıyor Leymosun'un, gülleri, zambakları
Kırık dökük ezgiler, sönerken nefesinde,
Küçük kız tuhaf olur, her piyano sesinde!.
Yüksel NEDİM
Not: Şiirdeki küçük kız Şansel Gürsan'dır.
Kemeraltı
Cadde Cami Cedit bir çıkmaz sokak,
Nam-ı diğer Kemeraltı,
Bir başkaydı orda yaşamak.
Çocukluğum orda kaldı,
Doğup büyüdüğüm 15 numara,
Kışta oyun yerimizdi kemer altı.
Köprülü Camisi karşıda,
Zaman zaman akardı dere;
Suları geçerdik güle oynaya.
Çocukluk arkadaşlarım kimbilir nerde,
Her birimiz bir yana dağıldık;
Yaşayanlara selam, rahmet ölenlere.
İsterdim ki her tanıdık,
Bir şiire girsindi birer birer;
Ki çocukluğumuzu beraber yaşadık.
Anılardadır o kemerler;
Özlüyorum o günleri.
Ve dostları birer birer.
Bitiriyorken şiiri,
Kemeraltı ve çevresi;
Biliyorum yoktur şimdi.
Bener Hakkı HAKERİ
Özledim Leymosun'um
Aşkımın mabediydi, Simavi İlkokulu
Sınıfları, bahçesi, ne anılarla dolu...
Birkaç sokak ötede, benim aşkım yaşardı
Bisikletle geçerken, hep kapıya koşardı
Dünyaya geldiğim ev, top oynadığım saha
Kaf Dağı'nın ardında, geri gelmez bir daha
Hâlâ koynunda mıdır, ilk âşık olduğum yer?
Farkına varamadık, ne mutluymuşuz meğer!..
Nerde Kubbeli Çeşme, Hacı Yahya Köprüsü?
Sana olan hasretim, sanki ömür törpüsü
O zamanlar çocuktuk, yoktu aşkın hilesi
Ne sevdalar yaşadın, Arnavut Mahallesi!
Bugün artık Girne'de çoğu yabancı gibi
Gurbette yaşamadım, böyle bir acı gibi...
Bensiz kaldı denizim, kayalarda yosunum
Cümbezini, gınnapı, özledim Leymosun'un!..
Yüksel NEDİM
- Akdeniz'e Cemre Düştü , s. 104. -
|