|
İşçilerin çalıştığı, hatta iş dönüşü hayatını kaybettiği 1 Mayıs, memur, öğretmen ve politikacıların katılımıyla sabah akşam kutlandı.
İki ayrı mitingin düzenleyicileri kendi mitinglerinin, diğerinden daha kalabalık olması için büyük mücadele verdiler.
Karşı tarafı haksız gösterecek eleştiriler yapma eğiliminde olan kesimler mutlu sona ulaştılar. Solun sola meydan okuduğu bu yılki 1 Mayıs'ta iki mitinge katılanların toplamı, geçmiş 1 Mayıs mitinglerinden daha fazlaydı. O açıdan mutlu olabilirler...
Ne yazık ki, iki mitingde de yapılan konuşmalarda, diğer kesime taş atmaktan da geri kalınmadı. Ama asıl yapmaları gerekeni gözden kaçırıldı.
İşçi temsilcisi diye, mitinglerde konuşanlar 1Mayıs İşçi Bayramı'nda işçilerin neden çalıştırıldığını sorgulamadı. Bunun neden sorgulanmadığı 1 Mayıs kutlamalarının katılımcılarına bakıldığında kendini gösteriyor. Politikacı, kamu görevlisi, öğretmen ve öğrencilerin egemenliğinde yapılan etkinliklerde işçinin hakkının savunulmasını beklemek de yanlıştır aslında.
Dev-İş Genel Başkanı Mehmet Seyis'in konuşmasına bakıldığında, sendikanın geçtiğimiz aylarda çokça tartışılan işyerlerinin çalışma düzenleriyle ilgili çalışmaya da dar ve tek bir açıdan baktığını ilan etti.
Devrimci işçilerin sendikasının başkanı, tartışma döneminde cılız ses çıkarttığını unutmuş gibi hükümeti eleştirmeye kalkarken, sadece market çalışanlarının, pazar günü işlemesini dert etti. Ya, diğer sektörlerin 1 Mayıs'ta çalışan işçileri?
Güneyden gelen sendika ve parti temsilcileri de yaptıkları konuşmalarda 1 Mayıs'ta işçilerin çalıştırılmasıyla ilgili ifadeler kullanmadılar. Çünkü güneyde işçiler 1 Mayıs'ta çalışmıyor. Böyle bir sorun olabileceğini düşünememişlerdir...
1 Mayıs'ı "piknik" olarak algılayanlara söyleyecek bir şey yok zaten...
Bayramında, bayram yapamadı, kazada öldü
1 Mayıs akşamı Gazimağusa'dan gelen telefon haber merkezlerinde şok etkisi yarattı. Son yıllarda trafik kazalarının günlük olaylar arasına girdiği ülkemizde, ölümlü kaza haberi neden şok etkisi yarattı?
İşçi Bayramı'nda, iş dönüşü bir kişi trafik kazasında hayatını kaybetmişti. Bayram yapması gerekirken çalıştırılan işçiler, evine dönerken kaza yaptı, biri ölürken altısı da yaralandı.
2 kişilik bir araçta 7 kişi olarak yolculuk yapılmasına da yasaldan çok sosyal boyuttan bakmak gerek...
Asker ve polise, 1 Mayıs için bire iki ödeme yok mu?
Devlet tarafından resmi tatil ilan edilen 1 Mayıs'ta, işçilerin kendi bayramlarında çalışması yanında yasal olarak bu tatilden faydalanması gereken güvenlik güçleri de o gün normal mesai yaptılar.
Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı ve polis teşkilatında çalışanların resmi tatil gününde çalıştıkları için onlara ek bir ödeme yapılmıyor. Resmi tatil ilan edilen bir günde normal mesai yapmak zorunda kalan özel sektör çalışanlarına bire iki ödeme yapılmasını öneren devlet, Başbakanlığa bağlı kurumlarda 1 Mayıs'ta çalışanlara, ek mesai ödeme hakları teslim edilmeyecek mi?
34 yıldır bitmeyen su projesi
Kıbrıs adasının su sorununa bulunacak en sağlıklı çözümün Türkiye'den boruyla su getirilmesi olduğu herkes tarafından kabul edilmektedir. Hatta Rumlar bile bu yönde çalışmalar başlattı. Böyle bir ihtimal adanın güneyinde de heyecan yarattı.
Su sıkıntısı yaşanan her dönemde tartışılan, ancak bir türlü hayata getirilmeyen Türkiye'den boruyla su getirilmesi projelerinin geçmişi 34 yıl öncesine dayanır.
Kıbrıs Türk basınının duayeni Akay Cemal'ın daha muhabirlik dönemlerinde yazdığı Halkın Sesi gazetesinde 13 Kasım 1974'te yayınlanan haberi, Türkiye'den su getirilmesinin gündeme geldiği zaman açısından ışık tuttu.
KKTC'den önce, Federe Devleti daha kurulmadan, Otonom Türk Yönetimi döneminde hazırlanan projeye göre 5 yıl içinde Türkiye'den getirtilecek su ile sorun çözülecekti.
Aradan geçen 34 yıldır umut olarak duran su projesi inşallah bu kez hayat bulur.
'Basın özgürdür' denilemez
3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü yine geldi çattı, da ne oldu. Ne yazık ki, geçtiğimiz yıllarda aktarılan sorunlar varlığını devam ettirirken, eskide kaldı zannedilen özgürlük kısıtlayıcıları yine sahnedeydi.
Basın çalışanları, özgürlük artırıcı olarak görülen yasasına işlev kazandırılamamasının yarattığı hüsranla 3 Mayıs'ı karşılarken, devlet, asker ve iş çevrelerinin basın kuruluşları üzerindeki baskısı tüm açıklığıyla, geçen yılda da yaşanmasının verdiği endişe yerinde duruyor.
Devlet televizyonunda, özel televizyonlarda 'birileri' rahatsız oldu diye programlara son verilirken, haberlerin veriliş tarzlarına 'yetkililer' tarafından müdahalelere devam edildi. Bu iki baskı unsuru varken başka sorunlardan bahsetmeye gerek kalmaz...
Lokmacı bölgesindeki inşaatlar tehlike saçıyor
Lokmacı kapısının açılışıyla birlikte bölgede inşaat çalışmaları da hız kazandı. Ancak, bu çalışmalar sırasında gerekli tedbirlerin alınmaması da tehlikeye yol açıyor.
Kapının açılmasıyla bölgeye akın eden Rumlar, güneyden geçen turistler ve vatandaşlar bölgede gezerken, bu inşaat çalışmalarında kazaya maruz kalıyor.
20 Nisan gecesi gezintiye çıkan iki Rum'dan biri gerekli önlemin alınmadığı için bir inşaatta bulunan çukura düşerek yaralandı. Olay sonrasında yaralanan Rum'un kafasına 30 dikiş atılırken, inşaat sahipleri de gecikmeli olarak önlem aldı.
|