|
Ülkemizde son günlerde ekonomik sıkıntı kendini daha somut örneklerle gösterirken, yetkililer bu durumu kabullenip, silkinerek ayağa kalkma çabasında olacaklarına, yaşananları önemsizleştirerek her şeyin süt liman gittiği izlenimi yaratma çabasında.
KIBRIS gazetesinde bir hafta içerisinde ekonominin içinde bulunduğu kötü gidişatı yansıtan beş haber, var olanı gözler önüne serdi.
Yerli yatırımcıya gerekli ilginin gösterilmemesinden yakınan Ahmet Erçika, plastik ve metal enjeksiyon fabrikasını sökerek Silifke'ye kurmaya başladı.
Turizmin dünyada yükselen trendi olan sağlık turizmi alanında önemli bir başlangıç yatırımı sayılabilecek Karşıyaka'da, Temmuz 2006'da 10 dönümlük arazi üzerinde faaliyete geçen Vaha SPA merkezi de, turizm politikaları, ağır vergiler ve üstüne vuran ekonomik kriz gerekçesiyle kapandı.
Süt fiyatlarında yaşanan artış ve diğer giderlerin de artmasıyla fabrikanın zarar ettiği ve kapanma noktasında olduğunu iddia eden Reha Süt Ürünleri de ihracata yönelik ürünlerini artık İzmir'de imal edecek.
Haksız rekabet, vergiler, sabit giderlerin yüksekliği nedeniyle Lefkoşa çarşısının sembollerinden olan helvacı da 7-8 yıldır maliyetine üretim yapmaya daha fazla dayanamayarak ailenin 200 yıllık ekmek kapısına kilit vurmak zorunda kaldı.
Acı gerçeği farklı alanlarda kapılarına kilit vurulan işletme haberlerinin tanımlayıcı unsuru ise ekonomistlerin saptaması oldu. Ülke ekonomisinde yaşanan yavaşlamanın sadece dünyada yaşanan krizlere bağlanamayacağını, hükümetin, ekonomik vizyon konusunda son derece yetersiz kaldığını, süreci sadece seyrettiğini vurgulayan ekonomistler, büyüme sürecinde ekonominin yapısal sorunlarıyla ilgilenilmemesinin ve gerekli reformların yapılmamasının bugünkü durumda çok etkili olduğuna dikkat çekerek, ülke yöneticilerine artık uyanıp gerçekleri görmeleri konusunda ciddi uyarıda bulundular.
10 dönümlük arazi üzerinde doğa ile iç içe olan bir sağlık, güzellik, spor ve bakım kompleksi olarak faaliyete geçmiş Vaha SPA merkezi'ni bir güzellik salonu olarak gösterilmeye çalışan Başbakan Soyer ile Maliye Bakanı Uzun, "küçük" bir işletme olan yabancı yatırımcı iflas etti havası yaratmaya çalıştı. Bu da hükümetin iki önemli isminin sorunun farkına varmak istememesinin bir yansıması...
İngiliz işletmecinin vergi derken tüm harçları kastettiği hesaba katılmadan, sadece gelir vergisi algılanarak, karşı taarruza geçildi. Halbuki 10 dönümlük alana inşa edilen turizm yatırımı, başbakanın dediği gibi bir güzellik merkezi olsa da, bir işyerinin yaşamını devam ettiremediği gerçeğini değiştirmez.
Ülke ekonomisinin içinde bulunduğu durumu, Maliye Bakanı Ahmet Uzun'un büyüyen ekonomin dengeli yayılmadığı sözü ışığında değerlendirdiğimizde, günlük halk sohbetleri de bunu doğrular niteliktedir.
Rakamlar ekonominin büyüdüğünü gösterse de faaliyetlerine son veren işletmeler, siftah yapmadan kepenk kapatan işyerleri, sabit giderlerini ödeyemeyen vatandaşların varlığı, lüks yaşam sürenlerin lükslüğündeki artışın gölgesinde kaldı.
Ülkede, öğretmen ve memur oranının fazlalığı bu kesimin yaşam seviyesinin standart gibi algılanmasına yol açtığından, özel sektör çalışanları ve küçük ölçekli işletmelerin yaşadığı sıkıntılardan bahsettiğinizde sanki radikal bir duruma dikkat çekiyormuşsunuz muamelesine tabi tutulursunuz.
Hükümet edenler de bu yanılgıda olduklarından dolayı küçük esnafın yaşadığı durumu anlayamıyorlar. Ülkedeki GSMH'de yaşanan artışın topluma dengeli yansımadığı, zenginin daha zengin, dar gelirlinin daha fakir olduğu gerçeğini de görmedikleri için bunları dile getiren bir saptama yapıldığında da aktarılanlar abartılı, hatta art niyetli değerlendiriliyor.
Esnafın, ne kadar kötü bir durumda olduğu bayram döneminde gazetelerde yer alan reklam oranlarına baktığımızda da kendini gösteriyor. Geçtiğimiz yıllarda reklam sayısının yarı yarıya düşmesi neyin göstergesidir acaba diye sormak gerek?
Ülkedeki ekonomik çöküntüyü kabul etmeyen hükümet çözüm üretemez. Kilit vurulan yatırımlarla ilgili haberler karşısında, olayı değersizleştirerek karşı atağa geçme eğiliminde olan iktidar temsilcilerinin tutumlarına bakıldığında hükümetin yaşananları kabullenmiş olmadığını gösterir.
|