Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Sigara artık yasak
Annesini dövdü, tutuklandı
Mecbure Esen kurtarılamadı
Banka soygunu soruşturması sürüyor
Cinayette son 4 gün
Şimdi de Avrupa sallanıyor
Büyük Av açılmadan, kaçak av başladı
Greeny sarmaşıkları Girne'de tanıtıldı
"Cezaeviyle ilgili iki önemli hususta anlaşma sağlandı"
Futbolda transfer dönemi sona erdi

YORUMLANANLAR
Arasta'ya 6 milyon [1]
Piknik alanı değil çöplük [2]
Özmen Yılancılar baba oldu [2]
Türkiye'de saldırı, 15 asker şehit [1]
Güney zengin Kuzey pahalı [2]
Rum muhalefet kanadından gençlerin tutuklanmasına sert tepki [2]
BİR YASTIKTA 50 YIL [1]
Çağlar ve Özgürgün, AKPM'nin Kıbrıs kararını değerlendirdi: [2]
Kıbrıs Türk tarafına tuhaf çağrılar yapılıyor [2]
Lefkoşa'ya cami yapacakmış [19]
Tadı bozuk, yenecek pilav değil [1]
Cezaevini yaktılar [2]
Rumlar AKPM kararına tepki gösterdi [1]
Rapor tek taraflı [3]
Kermiya'da bayram izdihamı [4]



Müşavirlere yönelik 'psikolojik taciz' nereye varacak?..

Akay Cemal

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   24 Haziran 2008, Salı Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Kızağa alınan müşavirlerden Mehmet Barışsever'in mektubunu ha bugün, ha yarın diyerek yayınlamakta geciktim. Kusura bakmasın. Kıbrıs, küçük bir yer olmasına rağmen gündemdeki konular o denli yüklü ki, bir fırsatını yakalamak gerek...

Mehmet Barışsever ilettiği yazıda şöyle diyor:

"Müşavir sorununu izlemeye devam ediyor musunuz?.. İlkbahar'da depresyon vakaları ve müşavir sendromu nüksetmeye başlar. Daha sonra da sendikalarla görüşmeler yer alır. Açılan pankartlarda müşavirleri gördük. Hükümet açıklamalarında da görmemiz beklenmekteydi.

Bir gazetede yayınlanan listede ismimi görünce yadırgadım. Boş örneği yayınlanan bir form ile falan tarihte göreve başlamadığım takdirde maaşımın ödenmeyeceği yazılıyordu. Kendi ısrarlı taleplerim sonucunda, Şubat ayı başından beri Tarım Bakanlığında çalışıyorum. Konu listede Mehmet Metçaoğlu ile Mustafa Doğruyol'un isimleri var; onlar da Ocak 2007'de Sn. Çalışma Bakanı tarafından çağrılmışlardı. Listede ismi olan müşavir dostum Levent Dirençay'ı aradım, herhangi bir yazı almadığını söyledi. Birileri yine müşavirler üzerinden politika yapıyor ve sanki müşavirler çağrıldıkları halde göreve gitmiyorlar imajı yaratılıyor.

Müşavir sorunu halen görevde bulunan CTP-ÖRP hükümetinin sorunudur. 84 müşavirden 30 tanesini göreve çağırıp, geriye kalanlar için yer olmadığını açıklamak ne büyük bir hükümet ayıbıdır! Müşavirler için yer hazırlanmakta olduğuna ilişkin hükümet açıklamalarının tarihçesi birkaç yıl eskiye gider. Özellikle geriye çağrılanlar arasında CTP'nin kendi müşavirleri olan Muharrem Faiz, Asilkan Berkut gibi isimler neden listede yoktur? En başta kendi kadrolarını çağırmaları gerekirdi. Mevcut müşavirlerin ebesinin kim olduğuna bakılırsa, CTP'li Başbakanlar, mevcut müşavirlerin yüzde 80'inin sorumlusudur. UBP'yi suçlamakla sorumluluktan kurtulmak olası mıdır?

Hani da üçlü kararname sistemine neşter atılacaktı? Hükümet, zamanın gelişine göre açıklamalar yapmakta, çok çabuk ne dediğini unutmakta ve maalesef ne yaptığını bilmediği görüntüsü vermektedir.

Birileri hükümete, maaşını ödediği bir tek müşaviri bile evine göndermeye hakkı olmadığını hatırlatmalıdır. Bahar sendromu gibi müşavir sendromu da bir süre sonra geçecektir. Yapılanların ve söylenenlerin, yıllardır sürdürülen müşavirlere yönelik psikolojik tacizin bir parçası haline getirilmemesine özen gösterilmelidir."

Saygılar sunarım-Mehmet Barışsever.

'Müşavirler ordusu' maalesef yıllardan beri bu toplumun kanayan yaralarından biridir. Türkiye'de de durum pek farklı değildir. Gelen iktidarlar, hizmetine ve deneyimine bakmaksızın bir çırpıda 'kendinden olmayan' diye nitelediklerini evlerine göndermekte, yerlerine 'kendinden olanları' atamaktadırlar. Bu işler hep böyle süregelmekte, topluma yararı mı olacak, zararı mı olacak diye düşünülmemektedir.

Halbuki gelişmiş demokratik ülkelerde hiç de böyle değildir. Bakan değişmekte, ancak gerisi mevkiini aynen korumaktadır. Partizan tavırlar söz konusu değildir. 'Bu senin adamın, bu benim adamım' diye ölçü kullanılmamaktadır. Nihayet olaya 'hizmet yarışı' gözüyle bakılmakta, onlardan yararlanma olanakları sağlanmaktadır. O nedenledir ki, sağlıklı projeler üretilmekte, deneyimler aktarılmakta ve mensup oldukları milletin, halkın ve ülkenin çıkarları doğrultusunda çalışmalar yapılmakta, eserler ortaya konulmaktadır.

Peki; bu denli tecrübeli, iş bilir, alanlarında uzmanlaşmış kişileri bertaraf edip de, 'acemiler mangası' ile mi bu halka doğru dürüst hizmet verilecek?..

Bu konuda eleştirimiz sadece şimdiki iktidara değildir. Gelmiş geçmiş tümünü de kapsamaktadır. Ancak son dönemde kantarın topu iyice kaçmış olup, çoğu zaman vatandaşlara hizmet yerine işkence çektirilir bir hal almıştır. İş bilmezlik, beceriksizlik, vurdumduymazlık, nemelazımcılık ön plana çıkmıştır.

Bunları sadece vatandaş değil, bizzat Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Başbakan Ferdi Sabit Soyer de söylemekte, yakınmaktadırlar. 'İşe göre adam değil de, adama göre iş' politikasından dolayı kamuda tıkanmalar yaşanmakta, devlet çarkı arzu edildiği şekilde işleyememektedir.

Zaten aşırı formalite ve bürokrasi, bir daireden ötekine koşuşturma, 'bugün git yarın gel' havaları vatandaşı yeterince bıktırmaktadır.

Bunları yazarken, aklımıza şu geldi... Zaman zaman Lefkoşa Belediyesi'ne ait mezarlıktaki 'Defin İşleri Bölümü'ne uğrar ve orada kahve içerek sohbet ederim. Birkaç personelin oradaki çalışması akıllara hayret verici niteliktedir. Nice kişiler, ölen akrabaları ile ilgili bilgileri bağlı bulundukları ilçelerin hastaneleri veya kaymakamlıklarından alamayınca Defin İşlerine başvurmuşlar ve anında kendilerine istedikleri bilgiler verilince gözleri fal taşı gibi açılmış, inanmak istememişlerdir. Orada zerre kadar bürokrasi yok. Cenazesi veya başka bir sorunu olanın işi şıp diye bir dakikada hallediliyor.

İş bilmeyenlerin veya halka seri hizmet arzusunda olanların, orayı ziyaret etmesini salık veririm.

Evet; müşavirler meselesi önemlidir. Partiye değil, fakat halka hizmet aşkı ile yanıp tutuşan nice değerler de, maalesef popülizmin insafına terk edilerek, kendi köşelerinde günlerini gün etmektedirler.

Gelişmiş demokratik ülkeler gibi bu ve benzeri sorunları acaba ne zaman aşabileceğiz?..

 

   397 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
07 Ekim 2008, Salı   Ya; Talat, KKTC'den söz etseydi?...
06 Ekim 2008, Pazartesi   Türkiye'deki son olaylar üzerine...
04 Ekim 2008, Cumartesi   Tek yanlı kararlar, sürece hiçbir yarar sağlamaz!..
03 Ekim 2008, Cuma   Söz hakkı olmadan alınan kararlar geçerli değildir!..
02 Ekim 2008, Perşembe   'Marazi toplumdan' Marko Paşa'ya...
01 Ekim 2008, Çarşamba   Şu KTHY meselesi...
30 Eylül 2008, Salı   Öncesiyle sonrasıyla bayramlar ve bu koşullarda düşündürdükleri
29 Eylül 2008, Pazartesi   Biraz da okurlardan...
28 Eylül 2008, Pazar   Derinya-Glapsides hattı ve Namık Kemal Meydanı
27 Eylül 2008, Cumartesi   Üretime ve üreticiye destek olmak varken...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.3326 1.3419
1 STERLİN 2.3424 2.3598
1 EURO 1.8113 1.8240



YAZARLAR : .

Bener HAKERİ

Çörekli kahvaltı

Sevilay SADIKOĞLU

"Durgun Anlar..."

Bedia BALSES

Sürüden Ayrılmak

Beste SAKALLI

YUMUŞAK YAZILAR

Cumhur DELİCEIRMAK

Lirikler





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital