Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Her taraf toz duman
Refüje çarpıp takla attı
Yeşilırmak'ta doğa tahribatı
Okul ve cami dışında din dersi verilmesi için çalışma yapılıyor
Tankerle su taşınmasına komşu öfkesi
Biyologlar Derneği: Kanlıdere kurutuluyor
Bariyerler durduramadı
Kötü kokular içinde, farelerle yaşamak istemiyoruz
Anastasiadis taviz konusundaki sözlerine açıklık getirdi
Kıbrıs sorunu gelecek sonbahara kadar çözülmüş olacak
AB, Talat ile temas kurmalı
Orucun zararı aşırı yemek
Elektrik, yüzde 40 ucuzlamalı
Hristofyas: Mülkiyet önemli mesele
Yamaç paraşütünde dünya klasmanındayız
Talat: AB Kıbrıs meselesinde olumlu rol oynayamaz

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Festivaller ve düşündürdükleri...

Akay Cemal

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   28 Haziran 2008, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Ne olur yani, politika yerine biraz da başka şeylerden bahsedebilsek... Örneğin İskele Festivali'nden, Güzelyurt Portakal Festivali'nden... Mağusa Kültür ve Sanat Festivali'nden...

Ki, o Gazimağusa'nın Kültür ve Sanat Festivali, artık yöresel olmaktan çıkıverdi. Bir yerde dünya festivaline

dönüşmek üzere... Bu konuda Belediye Başkanı Oktay Kayalp ve ekibini kutlamak gerek!..

İskele Festivali'ne gelince; bunun önemi bambaşkadır. 20 Temmuz 1974 öncesi başlamıştı İskele Festivali. Esasında 21 Aralık 1963'te 'Akritas Planı' uyarınca Türklere karşı saldırıların başlamasıyla, Ada'nın her yanında yoğun çatışmalar olmaktaydı. Son nokta Geçitkale-Boğaziçi idi. 15 Kasım 1977'de EOKA tedhiş lideri Grivas, tüm tanklarıyla bu iki köyü sarmış ve tek bir canlı bırakmamacasına saldırıya geçmişti. İnsanlar diri diri yakılırken, tarihin en gaddar cinayetleri işlenmişti oralarda.

En sonunda yine imdada Türk jetleri yetişmiş ve Türkiye ağırlığını koyarak, Grivas'ın Ada'dan sürülmesini sağlamıştı.

1968'de Türk bölgeleri etrafındaki 'utanç barikatları' kaldırılırken, Denktaş'la Kliridis arasında görüşmeler başlatılmıştı.

Yıllarca deniz hasretiyle yanıp tutuşan, denizi ancak St. Hilarion'dan, Dar Boğaz'daki tepelerden görebilen başkent halkının çoğunluğu, barikatlar kalkar kalkmaz, kendini İskele'nin soğuk sularına atıvermişti.

Niye Girne değil de, İskele?..

Girne çok daha yakın olmasına rağmen tekin değildi. Sahiller genelde Rum Milli Muhafız Ordusu'nun denetiminde idi ve halkımız her türlü taciz ve tahriklerle karşı karşıya kalıyordu. Halbuki İskele'de uzun bir sahil şeridi Türklerin kontrolündeydi ve Lefkoşa ile diğer yörelerden giden Türkler, kendilerini emniyette hissetmekteydi. Özellikle İstanbul Plaj Gazinosu, Türklerle dolup taşmaktaydı.

İşte İskele Festivali'nin kökü o günlere dayanır.

Özer Hatay, Hürriyet'in, ben de Milliyet'in Kıbrıs Temsilcisi idik o günlerde. İlk Güzellik Yarışmasında Türkiye Güzeli'nin de bulunması için Hürriyet'ten ricada bulunmuşlardı. Nezih Demirkent bu konuda aracı olmuş ve Türkiye Güzeli Asuman Tuğberk Kıbrıs'a gönderilmişti. Bizler gibi o da jüride görev almış ve alnımızın akı ile çıkmıştık.

O günlerde Belediye Başkanı olan rahmetli Dt. Temel Zeki, şimdilerde Halil Orun gibi çok çalışkan biriydi. İskele Festivali'nin en iyi bir şekilde gerçekleşebilmesi için çırpınıp durur, oradan oraya koşar, bir nefer gibi çalışırdı. Yine rahmetli Belediye çalışanlarından Ahmet Refik Saydam, İskele Panayırının (o günlerde panayır olarak nitelenirdi) renkli simalarındandı. Gecesini gündüzüne katar, yorgunluğunu hizmet aşkıyla giderirdi.

Türkiye Büyükelçiliği Basın Ataşeliği'nin de bir standı vardı İskele Festivali'nde. Türkiye'nin tarihi ve turistik yerlerini gösteren broşürlerle kaplıydı stand. Rahmetli Selahattin Sonat'ın girişimleriyle bu yönde adımlar atılırken, Türkiye ile KKTC arasındaki köprüler kurulması, bağlar oluşturulmasına da özen gösteriliyordu.

Bunları anımsarken, sunucu Hüseyin Kanatlı'nın da hakkını vermek gerek. Ya; 'Stage 5', 'Güryeller', 'Dalgalar' ve 'Dönüşüm' adlı orkestraların...

Hele Güryeller, İskele'nin bağrından çıkanların oluşturduğu müzik grubuydu.

Ne günlerdi, o günler!..

Şimdilerde çok daha özgür biçimde kutluyoruz İskele Festivali'ni. 'Utanç barikatları'ndan geçmeden, onlara takılmadan gidiyoruz İskele'ye. Kendi bayrağımız altında ve kendi egemen toprağımızda. Bu festivali izlemek üzere her yıl İngiltere'de yaşayan yüzlerce Larnaka'lı akın eder İskele'ye. Birçoğu yıllık tatilini o günlere denk getirir. Ve bir kaynaşmadır gider. Hasret giderilir, konuklar ağırlanır. Kırkıncı yılını kutlayan bir festival için ne söylesek, ne yazsak az. Ama artık yerine oturmuş, her yıl İskelelilerin ve diğer yörelerin iple çektiği bir festival olması nedeniyle her geçen yıl daha da gelişiyor, daha da renkleniyor.

Güzelyurt Portakal Festivali de öyle! Bu yıl 31'ncisi kutlanırken, yöreye ayrı bir canlılık kazandırdığı, sosyal etkinliklerle bölge halkının ilgi odağı haline geldiği inkar edilemez. Bu konuda Oktay Kayalp gibi, Halil Orun gibi Mahmut Özçınar'ı da kutlamak gerek.

Onlar, ne havuzlu villalar istiyorlar, ne de köle olarak yaşamayı!.. Onlar, Güzelyurt ve yöresine tırnaklarını geçirmiş, her türlü engel ve bürokrasiye rağmen üretim yapmaya çalışan insanlardır. Onların tek istediği, yarının güvencesi ve geleceklerinin teminat altına alınmasıdır. Çileli insanların yöresidir Güzelyurt. Üretebilmek için akla karayı seçmekte, her türlü riske girmekte, her şeye rağmen morallerini bozmamaktadırlar. Haklı istekleri karşılanır veya karşılanmaz, onlar yollarına devam ediyorlar.

"Biz bu toprakların üstesinden gelebiliriz, yeter ki yöneticilerimiz biraz cesaret versin, biraz destek sağlasın. Onun dışında kimseye ihtiyacımız yok" diyorlar. Ellerini taşın altına koymaya hazır Güzelyurt halkı. Yöre halkı da aynı şekilde. Yeter ki, destek yerine köstek olunmasın. Yeter ki, sorunlar yumağında boğulmasınlar!..

   380 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
07 Eylül 2008, Pazar   Hristofyas'ın tavsiyelerine bu halkın ihtiyacı yoktur!..
06 Eylül 2008, Cumartesi   "Bir plastik sandalyeyi bile çok gördüler!..
05 Eylül 2008, Cuma   Paylaşıma var mısın, yok musun?..
04 Eylül 2008, Perşembe   İlk günün mesajları ve 'örtülü istekler'
03 Eylül 2008, Çarşamba   Haydi Allah rast getire!..
02 Eylül 2008, Salı   Kuraklığa karşı KKTC'de hiçbir önlem alınmadı!..
01 Eylül 2008, Pazartesi   İnönü Meydanı'ndan yükselen feryatları kısmen de olsa unutalım!
31 Ağustos 2008, Pazar   Başlamadan 'çark etme' veya 'su koyverme' buna derler!..
30 Ağustos 2008, Cumartesi   Genelkurmay'dan Kıbrıs dersi...
29 Ağustos 2008, Cuma   Güney Osetya ve Abhazya gölgesinde yapılan Ankara'daki 'Kıbrıs Zirvesi'



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2122 1.2207
1 STERLİN 2.1588 2.1749
1 EURO 1.7582 1.7706



YAZARLAR : .

Bener HAKERİ

Sergideki melez kız

Sevilay SADIKOĞLU

İstanbul ve Karaköy Güllüoğlu baklavaları....

Bedia BALSES

Larnaka'da Şimdi Sonbahar mıdır?

Beste SAKALLI

YUMUŞAK YAZILAR

Cumhur DELİCEIRMAK

ÇOCUKLARIN SAATİ YA DA TABULA RASA





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital