|
Türkiye ve Türk milleti önemli sınav ve aşamalardan geçiyor. Sadece Türkiye'nin değil, aynı zamanda dış dünyanın da yakından izlediği AK Parti davasının, akılcı bir şekilde sonuçlanması, herkese rahat bir nefes aldırmış bulunuyor.
Anayasa Mahkemesi'nin kararına göre, AK Parti kapatılmadı, ancak hazine yardımının yarısından mahrum edildi. Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, kararın AK Parti'ye ciddi bir ihtar ve uyarı olduğunu belirtti. Başbakan ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin, Cumhuriyetin temel ilkelerine sahip çıkmaya devam edeceğini, partili olsun veya olmasın, tüm insanları kucaklama politikasını sürdüreceğini kaydetti.
Aslında Türkiye'deki politikacıların da genelde işaret ettiği gibi, AKP'ye 'kırmızı kart' değil, fakat 'sarı kart' gösterildi.
Sarı kart ne demektir?.. "Sana ihtar ediyorum, seni uyarıyorum, bir kez daha aynı hatayı yapma, tekrarlama!..Aksi halde bu kez kırmızı kart gösterilecek."
Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, "AK Parti'ye yapılan ciddi uyarıdan sonra, gereken analizi yapacağına, gereken dersi çıkaracağına inanıyorum" dedi.
Yapılan değerlendirmelerde de, AKP'nin laiklik karşıtı hareketlerin odak noktasını oluşturma eğiliminden uzak durması istendi.
Şunu açıkça ifade etmek gerekir ki, Anayasa Mahkemesi'nin, Türkiye'nin içinde bulunduğu durumu da dikkate alarak ve de ince eleyip sık dokuyarak verdiği karar derin bir nefes aldırttı.
Öyle inanıyoruz ki, karardan sonra konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, sözlerinin arkasında duracak ve Türk halkının dirlik ve düzenliğinin sağlanmasında, birlik ve beraberliğin, dayanışmanın pekişmesinde gerek Başbakan olarak, gerekse hükümet olarak üzerine düşen görevi layıkıyla yerine getirecek.
Her milletin hakkı olduğu gibi, Türk milletinin de huzura, istikrara ihtiyacı vardır. Geçenlerde İstanbul Güngören'de patlayan bombalar 17 masum insanın hayatını yitirmesine neden olmuş, 150'den fazla kişi de yaralanmıştı. Türkiye, yıllardan beri terör belasıyla yıllardan beri uğraşmaktadır. Bunu tüm dünya ülkeleri de bilmekte ve görmektedir.
Bölgede önemli bir güç konumunda olan Türkiye, birilerini rahatsız etmektedir. Belirli bir güce ulaşmasını hazmetmek kolay değildir. Bundan ötürü de 'tavuk ayağı' misali karıştırmayı yeğlemektedirler. Çünkü kendi çıkarları doğrultusundaki düşünceler, ancak o zaman gerçekleşebilir. Türk milleti de bunun farkındadır. Yine farkındadır ki, Türkiye insanı, tarihin her safhasında önüne konulan engelleri aşabilmişse, bu da birlik ve beraberlik sayesindedir.
İstiklal Savaşı, böyle bir ruh içerisinde başarıya ulaşmıştı. Gerçi ağır bedeller ödenmiştir, ancak Türk milleti, hiçbir zaman devletini inkar etmemiş, egemenliğini satmamış, onu daha da yüceltmek için üzerine düşeni yapmakta tereddüt etmemiştir.
Anayasa Mahkemesi'nin kararından sonra tüm siyasilerin, ellerini başlarının arasına alıp atacakları adımlardan önce kırk kez düşünmeleri ve Türk milletine layık olduğu demokrasiyi, özgürlüğü, huzur, refah ve istikrarı yaşatmaları, karşılıklı didişmelere son vermeleri gerekmektedir.
Bunu becerebilen Türkiye, stratejik konumu itibarıyla bölgedeki barışın sağlanmasında da öncü rolünü devam ettirebilir, bağlarını güçlendirir, ekonomisini geliştirebilir, iç meselelerin yanında dış meselelerine de daha fazla ilgi ve zaman ayırabilir.
İşte bu yönden diyoruz ki, Kıbrıs Türk halkı için de sorunlar yumağından kurtulmuş, nefes almış bir Türkiye'nin desteği, ilgisi son derece önemlidir. Türkiye rahat olmalıdır ki, burası ile de her bakımdan yakından ilgilensin, Kıbrıs Türk halkının olduğu kadar, ada üzerindeki kendi çıkarlarını da yeterince gözetebilsin.
Bu güne kadar Kıbrıs Türk halkının yüzü ne zaman gülmemişse, Türkiye'nin huzurlu olmadığı günlere denk gelmiştir. Tabii ki, bunlar tesadüf eseri değildir.
Burada Kıbrıs Türk halkına da önemli görevler düşmektedir. KKTC, dünyanın gözleri önünde ambargolar altında ezilirken, izolasyonlar devam ederken, AB ve ötekiler verdikleri sözlerin hiçbirini yerine getirmezken, Türkiye'nin dışında kim elini uzatmıştır?..
Bunları unutmamak ve bu topraklarda Türk varlığının ilelebet onurlu bir şekilde başı dik, huzur, refah ve barış içinde yaşayabilmesi yönünde uğraş vermek gerek. Nice haksızlıklara uğrayan ve hala daha uğramakta olan Kıbrıs Türk halkı, en zor günlerde dahi kendi geleceğiyle oynanmasına izin vermemiştir.
Bu nedenle Hristofyas'ın isteklerinin aksine, Türkiye ile bağların daha da güçlendirilmesi yönündeki çalışmalara ağırlık verilmeli, hız kazandırılmalıdır!..
|