Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Gökyüzünde Ay ile Venüs'ün muhteşem buluşması
Öz kızına tecavüz davasında, sanığın ifadesi inandırıcı bulunmadı
Çarşıda "bayram" yok
Mağusa'daki ırza tecavüz davasında yeni tanık
Dalga Pub kundakçılarından biri para,ikisi hapis cezası aldı
Trafikte 894 sürücü rapor edildi
Denizci ve balıkçılara "167" hattı hizmette

YORUMLANANLAR
Hükümet yazı görmez [2]
Hiçbir şeyin değişmediğinin göstergesi [1]
Eroğlu, parti meclisini de silme kazandı [1]
Geri döndü [6]
Gönyeli emaneti geri aldı: 0-2 [1]
KAPARİ CİNSEL GÜCÜ ARTIRIYOR [1]
ZEYTİNYAĞLI İNGİNAR [1]
Çağın vebası AIDS [1]
Hatay [1]
12 yaşında, cinsel ilişkisi cep telefonuna kaydedilip tehdit edilen çocukları tedavi ediyorum [3]
BKP'den bir heyet Brüksel'e gidiyor [1]
Ambargolular Grubu'ndan kanlı haritaya tepki [1]
Maraş'a dönüş, hemen şimdi [5]
KKTC var olmaya devam edecek [2]
KTÖS:Nüfus akışından dolayı okullarda olumsuzluklar yaşanıyor [1]
Tam teşekküllü müzakereyi gerçek anlamda yürütmüyor [1]
Cumhurbaşkanına internette hakaret eden gençler tutuklandı [12]
Ölümlü trafik kazası sanığına 3 ay hapislik [5]
Sporun ruhu öldü! [6]
Keklik ve turaç avı yasaklandı [5]



KKTC yaşadıkça "Ben Sizinle Sonsuza Kadar Buradayım"

Akay Cemal

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   16 Ağustos 2008, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Barış Harekatı'nın ikinci aşamasının kutlandığı şu günlerde, harekat sonucu kurtarılan bölgelerden biri olan Serdarlı ile Gönendere arasında dikilen Mehmetçik heykelinin üzerinde yukarıdaki ibare yazılı...

20 Temmuz 1974 Barış Harekatı'ndan sonra devam eden toplu katliamları önlemek amacı ile 14 Ağustos 1974'te 'Ayşe tatile çıkabilir' parolasıyla başlatılan İkinci Barış Harekatı ile şimdiki sınır çizilmişti.

KKTC Kültür ve Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Mürüde Sevicer'in verdiği bilgiye göre, Türk Ordusunun simgesi olan Mehmetçik heykeli, Sivil Savunma Teşkilat Başkanlığı, Serdarlı Belediye Başkanı Mehmet Kerimoğlu, Gönendere Muhtarı Mustafa Bostancıoğulları ile yapılan mahalli tetkik neticesinde Serdarlı-Gönendere Ana Yolu üzerinde uygun görülen noktada düzenlenen park içine yerleştirildi.

Kömürü yeryüzüne çıkaran ve ülke ekonomisine kazandıran, bu uğurda çok şehit veren Türkiye Maden İşçileri Sendikası'nın işçileri tarafından Ankara'da Meposan atölyesinde imal edilen Mehmetçik heykeli 6 Ağustos 2008 tarihinde Türk Hava Kuvvetleri'nin C-160 uçağı ile KKTC'ye getirilmişti.

Tabii ki açılış töreninin, Türk Mukavemet Teşkilatı'nın (TMT) 50'nci kuruluş yıldönümüne denk getirilmesi de ayrı bir anlam ifade etmektedir.

Yunan Cuntası'nın emrinde olan Rum Milli Muhafız Ordusu ile Yunan Alayı ve EOKA B'nin müştereken gerçekleştirdiği 15 Temmuz 1974 darbesinden İkinci Barış Harekatı'na kadar Kıbrıslı Türkler çok zor günler geçirmişlerdi. Üstelik hem Kuzey'de, hem de Güney'de!..

Gerçi acı ve ızdırap dolu yıllar 21 Aralık 1963'ten itibaren başlamıştı, ama toplu katliamlar daha çok İkinci Barış Harekatı öncesi gerçekleştirilmişti.

O günlerde 'savaş muhabirliği' de yapmıştık. Osman Rekor'la birlikte Monarga Boğazı'ndaki Rum deniz üssünün bombardımandan sonraki durumunu görmüş, fotoğraflamıştık. İskele'de Rum yeraltı tedhiş örgütü EOKA'nın lideri Grivas'ın evini de resimlemiştik. Şenay Kebapçı, çiçeği burnunda genç bir bayan polis olarak bölgede görev başındaydı...

Lefkoşa'ya dönerken, kullandığımız yol üzerindeki köylerde mola verir, neler olup bittiğini sorar, bilgi alır ve yolumuza devam ederdik. Bir köye vardığımızda halktan eser yoktu. Köydeki evlerden birinde sadece çok yaşlı yatalak bir karı-koca bulmuştuk. Onların da olup bitenlerden haberi yoktu herhalde. Olsa da konuşamazlardı. Nereye gitmişti bu köylerin halkı?.. Bizimle birlikte Türkiye'den de birkaç gazeteci ve Barış Harekatı'nda görev yapan bir hava yüzbaşısı vardı.

Evlerde kimsecikler yoktu. Nihayet komşu köylere giderek sormaya başladık. Atlılar'da Hasan isimli bir çoban varmış ve bir tek o köy dışında gizlenerek hayatta kalabilmiş... Araya araya Çoban Hasan'ı sonunda bulabildik.

Bir şeylerden korkuyordu. Sakinleştikten sonra, "Köyün hemen dışında ıslak bir toprak var" demekle yetinir yetinmez, bizleri oraya götürmesini istedik.

Ağustos sıcağında bu ıslaklığın ne olabileceğini öğrenmeye çalışırken, elimizdeki değneği toprağa soktuğumuzda, acı gerçeği öğrenmiştik. Kan izleriyle topraktan çıkan değneği bırakarak, kazmaya başladık. Keşke kazmaz olaydık. Katliam çukurunda ilk gördüğüm kadın, tanıdık bir simaydı. Minicik yavrusunu kucağına almış dehşet verici bir tabloydu. Öteki çocukları da yanındaydı.

Katliam günlerinden bir süre önce Lefkoşa'da Kızılay Arkası Göçmen Evleri'nde tanımıştım kendisini. Bir akraba ziyaretine gittiğimde o da çocuklarıyla birlikte komşu evde kalıyordu. Tavukçu'nun eşiydi.

Burunlarımıza mendil bağlayarak, kazdıkça daha nice savunmasız ve masum insanlar çıkmıyordu ki!.. Bebekler, çocuklar, gençler, yaşlılar...

Hiçbir ayırım gözetmeksizin zorla toplu mezara indirilmişler, makineli tüfeklerle taranmışlar, sonra da buldozerlerle üzerleri toprakla örtülmüştü. Ardından Muratağa ve Sandallar!.. O nedenle söz konusu köylerde ne evlerde, ne de sokaklarda insan görüyorduk.

Lefkoşa'ya karmakarışık duygular içerisinde, perişan bir halde dönmüştük. Durumu Dr. Küçük'e bahsettiğimde, BM nezdinde temaslar kurulmuş, ertesi günü de tüm yabancı muhabirler olay yerine gitmişti.

Şu küçücük adamızda olup bitenlere bakınız. Daha dün Bosna'da bir köyde üç ayrı 'toplu mezar' bulunmuştu.

Kıbrıs Türkü, bunları yıllar önce yaşadı, gördü ve geçirdi. Onun için değil midir ki, kuyulardan, çukurlardan hala daha insan kemikleri çıkarılıyor!..

Tüm bunlar, ENOSİS (adayı Yunanistan'la birleştirme) sevdası uğruna!..

Bu tarihi gerçekler ışığında siz, Devlet ve hükümet yetkilileri olarak Atlılar-Muratağa-Sandallar Şehitliği'ndeki törende neredeydiniz? Orada Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Hilmi Akın Zorlu ve Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Mehmet Eröz hazır bulunurken, ilk olarak Kaymakam Vekili'nin anons edilmesi ayıp değil midir?.. Bilinçli mi yapılmıştır, bilinçsizce mi?..

Ne olursa olsun; varsınlar bildikleri yolda devam etsinler. Zaten KADEM sonuçları her şeyi net bir şekilde göstermektedir. Korgeneral Kıvrıkoğlu'nun da ifade ettiği gibi, Kıbrıs Türk halkının, Türk Silahlı Kuvvetlerine güveni yüzde 96'ların üzerindedir.

Kaldı ki, Şehitlikte halkın kendilerine tepkisi ve askerlerin çelenklerinin konulması esnasında alkış tutulması önemli ve anlamlı bir mesaj değil midir?..

   472 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
02 Aralık 2008, Salı   Dubai'den mesaj var: Oradaki Türklere sahip çıkınız!..
01 Aralık 2008, Pazartesi   UBP'de bundan sonrası...
29 Kasım 2008, Cumartesi   UBP Kurultayı ve Kıbrıs Türk halkının beklentileri
28 Kasım 2008, Cuma   UBP'de son kulvara girilirken...
27 Kasım 2008, Perşembe   Hristofyas'ın attığı taşlardan başımız, gözümüz yarıldı!..
26 Kasım 2008, Çarşamba   Sarı altından ve Güzelyurt halkından ne istiyorlar?..
25 Kasım 2008, Salı   Öğretmenlerin önünde saygı ile eğilmek gerek
24 Kasım 2008, Pazartesi   Kıbrıs'ın incisi Girne'nin önündeki engeller kaldırılsın!..
23 Kasım 2008, Pazar   Yarım yüzyıldan sonra dükkânı kapatıyorsa...
22 Kasım 2008, Cumartesi   İki dost, Gündüz Aktan ve Aydın Olgun'un ardından



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5847 1.5958
1 STERLİN 2.3879 2.4057
1 EURO 2.0038 2.0179



YAZARLAR : .

Bener HAKERİ

Yağmur yere indi

Sevilay SADIKOĞLU

"SİZ" Adlı Sergi

Bedia BALSES

Atilla İlhan’ca Sayıklamalar

Cumhur DELİCEIRMAK

Rekabetin hazin sonu!





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital