|
Bugün 1 Eylül, 'Dünya Barış Günü.' Bu akşam kısmetse Lefkoşa'da İnönü Meydanı'nda toplanıyoruz. Toplanıyoruz toplanmasına da, biz dünden İnönü Meydanı'ndaydık. Taksicisinden tutunuz da, lokantacısına, büfecisine, bakkalına kadar ve de İnönü Meydanı'na uğrayanlarla konuştuk, sohbet ettik.
Taksiciler, ağacın gölgesine oturmuş sinek avlıyor. "Eskiden cıvıl cıvıldı buraları. Turist kaynıyordu. Ekmek paramızı bir güzel kazanıyorduk. Şimdi mi; işte görüyorsunuz, sinek avlıyoruz, tavla oynuyoruz" diyen şoförler, en büyük şikâyetlerinden biri de mesleğin yozlaştırılması. Pastanın küçüldüğü yetmezmiş gibi, kaçak taksicilerin de bu pastadan pay koparma uğraşlarının, kendilerini daha da zora sokmasından dert yanıyorlar.
Başka nelerden şikayetçiler?.. Elektrikten, sudan, akaryakıt fiyatlarından, vergiden, kısacası pahalılıktan, hayatın çekilmez hale gelmesinden şikâyetçiler.
'Hani de bunları düzelteceklerdi? Bu meydanlarda ne sözler verilmedi ki!.. Ne barralar çekilmedi ki!.. Yok efendim statükoyu yıkacaklarmış, Kıbrıs'ta 'derhal, hemen şimdi' çözümü sağlayacaklar, halkı Avrupa Birliği'ne taşıyacaklarmış, dünya ile bütünleşip, Avrupalı yaşamı getireceklermiş!.. Ve daha neler, neler...
Bol keseden ne kadar da atmışlardı!..
İnönü Meydanı'nda bir başka vatandaşla konuşuyoruz. Öfkeden, sinirden elleri titriyor. "Elime 1 milyar civarında, bazen da biraz daha fazla maaş geçiyor. Bunun 600-700 milyonu elektriğe giderse ben nasıl geçineyim, bunun dini imanı var mı abi?.. Eskiden de şikâyet ederdik. Ama bu kadarına da pes doğrusu!.. Bu halkı bezdirmekse efkârları, söylesinler de bilelim. Halkı bu kadar sıkmanın bir amacı olsa gerek. Ben kendimi bildim bileli böylesine bir rezillik görmedim" diye feryat eden vatandaş, İnönü Meydanı'ndaki 'işçi pazarı'ndaki işçileri işaret ederek, "galiba en iyisi, en rahatı da onlar. Ne elektrik, ne de su ve vergi derdi!.. Biz de mi onlar gibi olalım" diyerek, hem espride bulundu, hem de içini döktü.
Tam bu sırada birileri daha toplandı etrafıma. Onlar da elektrik faturalarından şikâyetçi. Aralarından biri, "Allah aşkına yazınız. Bu çağda vatandaşın ay ortasında veya ayın üçüncü haftasında elektriğinin kesilmesi dünyanın başka hangi ülkesinde var? Hem okkalı zam yapacaklar, hem de ay başını beklemeden ödenmediği gerekçesiyle elektriğini kesecekler. En basitinden insan haklarına da aykırıdır bu davranış. Çağdaş ve modern yaşamı çok görmektir" diye veryansın etti.
Tam bu esnada bir başka vatandaş, Rum kesiminde bulunan bir tanıdığına telefon ederek, elektrik durumunun orada nasıl olduğunu sorup, öğreniyor ve bize de aktarıyor. Orada faturalar her iki ayda bir gönderiliyormuş!.. Üstelik de ayın ortasında değil, ay başlarında!..
Konu Güney'den açılmışken, tanık olanlar anlatıyor: Bizde arabalarıyla, motosikletleriyle sürat yarışı yapma heveslilerini bir de öteki tarafta görünüz. Hepsi de 'bissi kedi'!.. Daha kapıda iken egzozlarını kapatıp da öyle geçiyorlar. Karşı tarafta yağma mı ses kirliliği yaratmak?.. Kanun var, nizam var. Adamın canına okurlar. Bizdeki gibi gecenin sessizliğinde veya güpegündüz aracını, motosikletini son sürat cayırdatarak geçmek kimin haddine?!..
Evet; bu akşam İnönü Meydanı'ndayız. 3 Eylül Talat-Hristofyas görüşmesi öncesi 1 Eylül Dünya Barış Günü nedeniyle bol bol barış mesajları verilecek, çözümsüzlüğün devamından yana olanların her iki kesimde de süreci baltalama çabalarına karşı çıkılması gerektiği vurgulanacak. Barış şarkıları okunacak, nutuklar atılacak, ama bu konuşmaların hiçbiri de oradaki esnafın şikâyetlerine, derdine merhem olmayacak. Ne hayat ucuzlayacak, ne de elektrik faturalarındaki rakamlar düşecek. İşsizliğe de çare bulunamayacak.
Varsın, Güney'e geçen işçi sayısı daha da artsın, varsın hayat çekilmez hale getirilsin, esnaf 'yetti be artık' deyiversin; biz gene de İnönü Meydanı'nda olalım. Görelim, dinleyelim ve değerlendirelim!.. Yılın 365 günü İnönü Meydanı'ndan yükselen feryatları hiç olmazsa bir günlüğüne de olsa unutmuş oluruz!..
|