|
Kitlesel bir dayanışma ve hareketlenmeyle doğa cenneti İpsaro'yu kurtarabildik... Verilen alçı ocakları izinleri, üretilen yeni bir Bakanlar Kurulu kararıyla iptal edildi...
Ama çevrecilerin yurtsever nöbetleri devam etmekte... Diğer çevre kıyımlarına karşı...
Şimdi de gözümüzü büyük bir dikkatle Batı'ya, Yeşilırmak'a çevirelim... Çevre bağlamında oralardan da olumsuz sinyaller gelmekte çünkü...
Bu sinyaller, ünlü Aslanlı Tepe'nin bir şirkete devredilmek üzere olduğuna dair... Yeşilırmak'ta bu yüzden huzursuz günler yaşanmakta...
Yeşilırmak'ın çevreci genç muhtarı Göksel Kabaran, çevreci duyarlılığın yurdumuzun bu cennet köşesine de yönelmesi ve doğa kıyımının durdurulması için mücadele başlattı...
Yanında olmalıyız...
* * *
Bir şirkete peşkeş çekilmek istenen Aslanlı Tepe, ünlü Yeşilırmak adacığının karşısında 176 dönümlük bakir bir alan...
İçinde tilki, tavşan ve kuş yuvalarını barındıran, Akdeniz'e özgü bitki örtüleriyle donanmış bu alanının altın kumlu sahiline Caretta Caretta'ların yumurtladığı da biliniyor...
Konuya duyarlılık gösterip bölgede muhtar Göksel Kabaran'la birlikte incelemeler yapanlardan biri de Halk Partisi Genel Başkanı Raşit Pertev...
Aslanlı Tepe'ye kıyılmasının geriye dönüşü mümkün olmayan bir hata oluşturacağına parmak basıyor Pertev... "Hükümet doğanın ganimet olmadığını artık bilmelidir" diyor...
* * *
Çevre ve doğa karşıtı çevrelerin bu tepe alerjisi nedir anlayamıyorum!..
Beşparmak tepelerini yerle bir ettikleri yetmedi... Derken, İpsaro tepelerine el attılar... Şimdi de gözlerini Yeşilırmak'taki Aslanlı Tepe'ye diktiler...
İlalallah yani!...
Cümle çevreciler, doğaseverler ve de yurtseverler... Bu konuda da uyanık olmalı...
Arslanlı Tepe, talancılara karşı aslanlar gibi savunulmalı...
* * *
Yeşilırmak yöresinin tarih öncesi dönemlerde insanların Kıbrıs adasına ilk yerleştiği yaşam alanı olduğu, arkeolojik bulguların ortaya koyduğu bir gerçek...
Bölgenin bakirliği ve eşsiz doğal güzellikleri, bu güne dek bu bilince uygun biçimde korundu... Bunda bölge insanlarının o takdir edilmesi gereken toprağı yürekten sahiplenme tutkusunun rolü büyük...
Burada toprak ve taşınmaz mal hep veraset yoluyla nesilden nesile geçmekte ve dışarıdan gelenlere hiçbir taşınmaz satılmamaktadır...
Geçim kaygısı gündeme geldiğinde Yeşilırmaklı dış ülkelere göçü göze almış ama ata yadigarı toprağını asla yabancıya satmamıştır...
* * *
İşte bu nedenlerden dolayıdır ki, Yeşilırmak yöresi o aşırı yapılaşmadan, betonun ve endüstrinin doğayı yutma riskinden hep uzak tutulabilmiştir...
Yeşilırmak, türlü tarımsal üretimin dorukta olduğu ender yurt köşelerimizden biri... İhanete uğramayan doğa, burada alabildiğine cömert...
Ama işte şimdi oradan alınan duyumlar, doğaya zarar verebilecek yatırımların çevresel bir tehdit olarak, en sonunda Yeşilırmak'a da uzandığını vurgulamakta...
Oralardan yankı vermeye başlayan çevresel tehlike çanlarına, çevreci ve yurtsever bilinç elbette ki duyarsız kalmayacaktır...
|