|
Gündem zorluyor... Ve bugün konumuz yine su."Barış suyu" projesi suya düştü...
Son günlerin girişimleri bir yana, 60'lı yıllardan bu yana gündemde tutmaya çalışıyorduk bunu hep barış adına...
Rum kendi göbeğini eliyle keserek, suyunu ta Yunan adalarından getirmeye başladı... Tam bir başarıyla...
Yahu ne olur!.
Biz de "hayat suyu" projesini olsun yaşama geçirelim... Kendi suyumuzu Türkiye'den getirterek... Uzun vadeli çözümü beklerken, tankerlerle su taşıyalım...
Dışarıdan su getirerek yerel dağıtım şebekelerine verme denemesi ilk bizim tarafımızdan yapılmadı mı?.. Hani şu balonlarla su taşıma işi...
Gelgelelim bizim girişim balon gibi sönüp tarihe karışırken, Rum bizden aldığı ilhamı çok iyi değerlendirdi doğrusu...
Ne demişler?... "Bir işe Türk gibi başla ama, Türk gibi bitirme..."
Çünkü nice tecrübeyle sabit... Türk gibi girişilen birçok orijinal işin sonunu getiremiyoruz...
Yüzümüze gözümüze bulaştırıyoruz...
Ama fikri Türk'ten alanlar, o işin üstesinden Türk'ten çok daha iyi gelebiliyorlar...
İşte bunun son örneği de, tankerlerle dışarıdan su taşımacılığına Rum'un başarıyla imza atmış olması...
Kutlarım komşularımızı... Tuttuklarını koparabildikleri için...
* * *
Ülkemizi korkunç bir şekilde sarmalına alan susuzluk, gündemin baş sıralarındaki sorunumuzdur...
Ülke susuzluktan yanıp kavrulurken, su kaynaklarımız teker teker devreden çıkarken, tek seçenek kaldı geriye... O da Türkiye'den acilen su getirtmek!...
Ama hani görebiliyor musunuz bu konuda umut verici ciddi bir girişim?..
Ne gezer!..
Halkın ana gündeminde olan, maalesef hükümetin gündeminde değil yine...
Yakında su yüzünden bölgeler, aileler ve hatta bireyler arasında büyük çatışmaların başlaması tehlikesi var... Olay kontrolden o kadar çıkmış durumda... Susuz adadayız artık.
Kimi bölge "Biz suyumuzu başkalarıyla paylaşmayız" diye ayak diretirken, kimi bölgede tam bir Kerbela manzarası yaşanmakta...
Aylardır musluklarından tek damla su akmayan insan topluluklarımız var...
Başkentin mahallesi sayılan Hamitköy gibi gelişen bir bölgede bile!..
Gazeteler yazıp çiziyor, TV ekranları acıklı görüntüler geçiyor...
Ne ki, bu tür toplumsal sorunların çözümü için görev başında olanlardan rahatlatıcı hiçbir açıklama gelmiyor... Mevcut yoksul kaynakların vahşice tüketilmesi de berdevam!..
* * *
Ve o paradoksal görüntüler, sadece bize özgü: Vatandaş yüzünü yıkayacak suyu bulamazken, havuzlu villaların tantanalı tanıtımı!.. Çim sahalara saatler boyu fıskiyelerden yağmur yağdırılması!.. Her köye, her mahalleye çimli futbol sahası!.. Sudan nasibini alabilenlerin, şebeke musluklarına takılı hortumlarla kapı önlerinde arabalarını ya da kaldırımlarını yıkamaları!.. Gittikçe çoğalan arabaların insanlardan fazla yıkanması...
"Dikkat" diyorum... Susuzluk dramı gittikçe boyut kazanıyor... Gelecek kışı da yağmursuz geçirme kabusu üzerimize çöktükçe çöküyor...
O zaman ne olacak halimiz?.. Vay ki, vay!.. Hep birlikte bunu düşünme zamanıdır...
|