|
Doktorların huzurlu bir ortamda çalışması, hiç kuşkusuz hasta hakları açısından da önem taşır... Huzursuz doktorun hastası da huzursuz olur...
O nedenle, özel çalışma koşulları içeren özverili doktorluk hizmetinin, özel yasalara gereksinim duyduğunu öteden beri savuna geldim...
Bu konudaki son yazılarımdan birini de, geçen perşembe gün bu köşede yayımladım...
Yazı olumlu ve olumsuz; yazılı ve sözlü, çeşitli tepkiler getirdi. Hoş gelişler ola!.. Tepki getirmeyen yazıyı ben zaten yazıdan saymam!...
Övgüler de, eleştiriler de her zaman kabulümdür...
* * *
Biz köşe yazarları olarak düşüncelerimizi ve gözlemlerimizi yazarız yazmasına da, hekimlik hizmetinin hangi koşullarda yürütüldüğünü herkesten çok o koşulların içinde olan özverili doktorlar bilebilir...
Dr. Özlem Gürkut'un mektubu bu açıdan çok samimi ve aydınlatıcı... Gündemin baş sıralarına yükselen ve yoğun biçimde tartışılan "Kamu Sağlık Çalışanları Yasası" dolayısıyla daha bir ilginçlik kazanan bu mektubu okurlarımla paylaşmak istedim...
İşte noktasına ve virgülüne dokunmadığım o doktor mektubu:
"Sayın Ahmet Tolgay,
Uzun bir mücadele ve uğraştan sonra, büyük tartışmalara neden olsa ve henüz Cumhurbaşkanı tarafından onaylanmamış olsa da 'Kamu Sağlık Çalışanları Yasası' Meclis'ten geçmiştir. Bugüne gelene dek tüm aşamalarında sağlık alanında örgütlü tüm sendika ve birliklerin beraber çalıştığı ancak sonuçta tüm beklentileri karşılamayan bu yasayı, hekim örgütleri, hastalara hizmet sunumunda ciddi tıkanıklıklar yaşayan mevcut durumda belirgin düzelmeler sağlayabileceğini düşünerek onaylamaktadır.
Ayrıcalık sağlama suçlaması ile karşı karşıya bırakılan hekimler, mevcut durumda zaten özel klinik çalıştırabilmekte ve saat 13:00'e dek çalışmaktadırlar. Hekimlere hemen hemen hiçbir maddi kazanç sağlamayacak olan yasa, kapsamındaki hemşirelere, barem düzenlemesi, vardiya ödeneği gibi kazançlar getirecektir. Bu yasanın yürürlüğe girmesi ile saat 08:00-15:00 arası mesai yapacak hekim, nöbetçi olduğu günlerde saat 15:00-08:00 arası nöbete devam edip, ertesi sabah da 08:00-15:00 arası normal mesaisine uyacaktır.
Kesintisiz 31 saat mesai yapacak olan bu hekimin ayda ortalama 5-6 nöbet tutacağına, bazı branşlarda nöbet sayısının hekim azlığı nedeni ile çok daha fazla olduğuna dikkatinizi çekmek isterim. Nöbet sistemini döndürmeye yeterli hekim bulunmayan branşlarda ise, hekimler, on-call sistemi ile çalışmakta ve ayın 30 günü tüm mesai dışı zamanlarda acil durumlar için hazırda beklemektedirler. (Hadi Güney Kıbrıs'a geçip biraz gezelim, ya da şöyle bir içki sofrası kurup keyif yapalım vb bir şey diyemeden, çünkü her an göreve çağrılabilirler ve o takdirde dakikalar içinde hastanede olmalıdırlar).
Bu çalışma temposunun bir kaç aylık ya da yıllık değil, tüm çalışma yaşamı boyunca böyle devam ettiğini, hekimlerin de evde onları bekleyen çocukları, aileleri olduğunu hatırlayalım ve nasıl bir 'iş'ten bahsettiğimizi fark edelim isterim.
Bu şartlarda çalışan insanları, devletin diğer kurumlarında normal mesai ile çalışıp, işten çıkıp evine gittikten sonra ertesi günkü mesaisine kadar işiyle ilgili bir sorunla ilgilenmek zorunda kalmayan diğer kişilerle aynı yasa kapsamında (Kamu Görevlileri Yasası) çalıştırmak zaten haksızlıktı.
Kamuda çalışan hekimler, sağlık hizmetine karşı oluşmuş güvensizliğin ve sorunların giderilmesi adına birlik olup, taleplerini karşılamayan bu yasayı kabul etmektedirler. Serbest çalışan hekimlerin haklarını ve çalışma şartlarını belirleyecek olan yasa, 'Özel Hastaneler Ve Klinikler Yasası' olmasına rağmen, bu yasa hakkında en büyük muhalefeti yapanlar arasında serbest çalışan hekimlerin bulunması da ilginçtir.
Hekim örgütleri, sağlık sistemini oluşturacak olan ve her biri bir ayağı oluşturan diğer yasaların çıkarılmasının takipçisidir.
Bugünkü (31 Ağustos 2008 - YASASIZLIĞIN TELAFİSİ YOK) köşe yazınızda hekimleri, şartlarını ve aslında sağlık hizmetinin sorunlarını birebir yaşayan bizlerin arzusunun daha çağdaş bir hizmet olduğunu anlayabilen bir duruş sergilediğiniz için size teşekkür eder, sağlıklı günler dilerim.
Dr. Özlem GÜRKUT"
|