|
Yakın tarihimize "Erenköy Direnişi" olarak geçen olayın bugün 44'üncü yıldönümü...
Böyle bir günde hamaset yazıları döşenmek yerine zaman tünelinden geçip o günlerin tarihi platformuna inmeli. Genel Kıbrıs olayının hangi noktalardan, ne aşamalara ulaştığını irdelemek herhalde daha gerçekçi olur...
Tarihin önümüze yığdığı birikime yaslanarak ve yaşadığımız deneyimleri de ölçü alarak artık doğru analizleri yapabilecek ve bunlardan hem ders, hem de mesaj çıkarabilecek durumdayız... Kuşkusuz övünç ve gurur da çıkaracağız!..
Kıbrıs Türk halkı çökertilemeyen ısrarlı direnişini toplumsal bir iradeye dönüştürmeyi başardı. Kıbrıs gelişmelerini yönlendirdi. Burası kesin!..
Erenköy direnişine katılan 64 kuşağından bir dostla konuştuğumda, söyledikleri ilginçti:
"O günler, Kıbrıs'ta kan gövdeyi götürmekte... Türkiye üniversitelerinde okuyoruz. Ama ülkemizden her gün korkunç haberler gelmekte. Kıbrıslı üniversite öğrencileri olarak galeyan içindeyiz. Durmadan çeşitli etkinlikler, mitingler düzenlemekte, bildiriler yayınlamakta, eylemler yapılmakta. Kısacası Türk kamuoyunu harekete geçirmeye çalışmaktayız. Hükümetin başında İsmet İnönü var. Onun da kapısını boyuna aşındırıyoruz. Sanıyorum elimizden kurtulmak ve rahat nefes alabilmek için Erenköy'e çıkmamıza yeşil ışık yakmak zorunda kaldı..."
O günlerde Kıbrıs'ta Türk halkına karşı açık-seçik bir soykırım uygulanmaktadır. Üniversiteli gençler, kendileriyle birlikte asker de çıkarılacağı inancıyla gelirler Erenköy'e... Oysa Erenköy'de Özel Harp Dairesine mensup birkaç fedai ve yiğit Türk Subayından başka asker yoktur...
İnönü Hükümetinin tavrı, inanılmaz yokluklar içinde, hastalık ve açlıkla da dövüşen gençler arasında öfke yaratır... "Tepkimiz belki Ankara'yı Sarsar" diye bazı riskli eylemler de göze alınır... Ne var ki, bir zamanlar "Misak-ı Milli sınırlarımız dışında sorunumuz yoktur" ve Kıbrıslı Türk Sporcuların sunduğu toprak konusunda "Ben İngiliz toprağını alamam" türünden söylemleriyle dikkati çeken barışçı, deneyimli ve temkinli İsmet İnönü, tüm olayları "dikkatle izlemek"le yetinir...
Dillirga'nın çorak toprağında bereket çadırları kurarak canları pahasına, derme - çatma teknelerle Anadolu'dan direnişin ilk silahlarını taşıyan gözüpek ve özveriyi yaşam biçimi olarak bellemiş Dillirga insanı bile bir ara umutlarını yitirerek üniversiteli direnişçilere "Asker gelmezse siz de hapı yuttunuz, biz de" diyebilecektir...
Ne var ki, direnişçilerin üzerine artık dalga dalga ölüm gelirken, Türk Silahlı Kuvvetlerinin ilk etkili uyarısı 8 Ağustos 1964 günü çelik kartalların hiç beklenmeyen sortileriyle yapılır... Erenköy direnişçileri çok zor durumdadırlar, ölümle yüz yüzedirler... Ama "En sonunda Türkiye'yi harekete geçirebildik ya!.." sözleriyle mutluluklarını ifade etmektedirler...
(Arşivimden)
|